(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Cuma günü (dün) erkenden uyanıp, Mamak’taki MEBS Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nın yolunu tuttum. Bir yakınımın oğlunun yemin töreni vardı. Birkaç toplu ulaşım aracı değiştirerek gittim. Ankara metroları Kızılay yönüne o saatlerde dolu geçiyor. İşine, okuluna gidenler de var Çayyolu tarafına temizliğe gidenler de. Vagonlar uyku taşıyor adeta. Olgun ayçiçeklerinin meltemde sallanması gibi bir o yana bir bu yana düşen başlar… Mutsuz, umutsuz, mahmur başlar.
Yolda giderken birkaç kişinin MEBS Komutanlığı’nı civardakilere sorduğuna şahit oldum. Ben de sora sora buldum. Nizamiyenin önünde uzun araç kuyrukları vardı. Yol kenarlarına arabalarını sağlı sollu park etmişlerdi. Ben gittikten sonra da bir o kadar kişi geldiğini düşünürsek trafikteki curcunayı siz hayal edin. Neyse ki trafik polisleri yol gösteriyordu.
Ailelerin büyük bir kısmı pikniğe gider gibi gelmişler. Ellerinde hamur işi yiyeceklerle dolu sepetler ve termoslarla x-ray cihazının önünde sıra oldular. Aramadan geçenleri askerler nizamiyenin içindeki stadyumda doğru yönlendirdiler. Törene ilgi büyüktü. Tribüne sığmayanlar, sahanın kenarlarına doğru yayıldı. Neredeyse her yöreden insan gelmişti. Kıyafetleri toplumun yansıması gibiydi. Çarşaf giyenler, başörtüsü takanlar da vardı. Yıllarca başörtüsü takanları askeri birliklere sokmadıklarını hatırladım. Bu konuda mesafe alınmış olmasını görmek güzel.
Aileler çok heyecanlıydı. Bazı yaşlı amcalar askerlik anılarını anlatıyordu. ‘Bizim zamanımızda dayak çoktu’ dedi birisi. Şimdilerde dayak olayı azalmış herhalde. Çoğunluk zorunlu vatandaşlık görevi olduğu için geliyor. Bazı aileler araçları yolda arıza yapınca emanet araba bulup gelmişler. Belli ki uzun yola dayanacak gücü olmayan arabaya sahipler.
“AMİRLERE İTAAT” YEMİNİ…
Bedelli askerlik ücreti 243 bin TL. Bunu ödeme gücü olanlar zaten gelmiyor. Bir baba görevli askerlerden birine sohbet esnasında ‘Benim oğlum küçük yaştan beri komutan olmak istiyordu’ dedi. Yani severek gelenler de varmış. Tören başladığında bazı babaların askerlere verilen komutları yerine getirmeye çalıştığını gördüm. Belli ki bilinçaltına yerleşmiş.
Sonra herkes heyecanla askerlerin geçit törenini izledi. Aileler, aynı üniformayı giymiş binden fazla kişi arasında evlatlarını bulup fotoğrafını çekmeye çalıştı. Yemin metnini önce bir rütbeli okudu sonra erler yüksek sesle tekrarladı. Yemin metnindeki “…KANUNLARA VE NİZAMLARA VE AMİRLERİME İTAAT EDECEĞİME…” ibaresi dikkatimi çekti. 15 Temmuz’da amirlerine itaat ettiği için yıllarca hapis yatan erler, müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenciler geldi aklıma.
Okul komutanı da konuşma yaptı ve aileleri tebrik etti. Sonra ailelere çocukları ile buluşup hasret gidermeleri için 15 dakika izin verildi. Bu aşamada aileler evlatlarını bulup, bir köşeye oturdu. Piknik sepetindeki yiyecekleri çıkarıp hep birlikte yediler. Bazılarının ailelerinden gelen olmamıştı. Bazılarının sadece abisi ya da amcası gelmişti. Kimileri de o kalabalıkta yakınıyla buluşamayınca, nerede bulundukları anons edildi. Bir süre sonra askerlerin toplanması anons edildi. Aileler verilen süreyi biraz esnetti. 21 gündür görmedikleri evlatlarına sarılıp ağlayanlar da vardı.
GEÇMİŞ KORKULAR, YENİ DERTLER…
Acemi eğitimini tamamlayan erlerin gidecekleri yeni görev yerleri de belli olmuştu. Kuzey Kıbrıs’a gidecek olanlar, yazın çok sıcak olduğu için biraz mutsuzdu. Birisine Balıkesir Edremit çıkmış, seviniyordu. Güneydoğu’ya gidecek olanlar da vardı. Onlar artık korkmuyor. Terörsüz Türkiye süreci nedeniyle aileler, evlatlarını eskisi kadar korkmadan gönderiyorlar sanırım. Terörsüz Türkiye denince aklıma geldi. Bir tanıdığım hakkındaki terör örgütü üyeliği davası devam ederken, 4-5 yıl önce askere alınmıştı. Evli ve çocukluydu. Terör örgütü üyeliği ile suçladığın birini askerde silah altına alıyorsun. Tuhaf değil mi?
Tören tamamlanınca aileler de yavaş yavaş nizamiyenin kapısından dışarı yöneldi. Trafik keşmekeşi devam ederken ben bir dolmuşa atlayıp uzaklaştım.
Bir yemin töreninden aklımda kalanları sizlerle paylaşayım dedim…






















