(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Türkiye’de her gün yeni bir suç haberi gündeme gelirken, faillerin çoğunun daha önce defalarca suç işlemiş kişiler olması dikkat çekiyor. Onlarca sabıkası olan bireyler dışarıda serbestçe dolaşıyor, toplumun güvenliği her geçen gün biraz daha zedeleniyor. Suçlular artık cezaevine girmeyeceğini ya da kısa sürede serbest kalacağını bildiği için suç işlemekten çekinmiyor.
CEZASIZLIK ALGISI MI, CEZALANDIRILMAYAN SİSTEMSİZLİK Mİ?
Bakanlık, toplumda giderek kökleşen “cezasızlık algısını” yıkmak için yeni düzenleme hazırlığında. Ancak asıl sorun, algı değil gerçek. Toplumda giderek güçlenen “cezasızlık algısı”, bugün neredeyse herkesin ortak kanaatine dönüşmüş durumda. Bu durum sadece halk arasında bir psikolojik tepki değil, aynı zamanda suç işleme motivasyonunu doğrudan etkileyen tehlikeli bir olguya dönüşmüş durumda. Suçlular, adalet sisteminin gevşekliğini fırsat olarak görüyor. Cezaevleri kısa süreli konaklama alanı haline gelirken, tekrar suç işlemek neredeyse maliyetsiz bir hale geldi.
SABIKA KABARIK, CEZA YOK
Türkiye’de 400 bin kişi cezaevlerinde, 600 bin kişi ise dışarıda denetimli serbestlik kapsamında cezalarını infaz ediyor. Yani 1 milyondan fazla kişi doğrudan ceza sistemiyle ilişkili. Bu devasa sayı, sistemin toplumun geniş bir kesimini etkilediğini gösteriyor. Ancak bu büyüklüğe rağmen, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma konusundaki başarısızlık, devasa bir insan kaynağının göz göre göre kaybedildiğini ortaya koyuyor.
Sıklıkla karşılaşılan manzara şu: Emniyetin defalarca gözaltına aldığı, sabıka kaydı kabarık kişilerin hâlâ sokakta olması. Bu bireyler, yeni bir suç işlediklerinde toplum bir kez daha şaşkına dönüyor. “Bu kişi nasıl hâlâ dışarıda?” sorusu adeta sıradanlaştı. Hukukun caydırıcılığı ise gün geçtikçe zayıflıyor.
SUÇ DÖNGÜSÜ BESLENİYOR
Mevcut infaz düzeni, suçluyu topluma kazandırma adı altında, bazen bizzat toplumu suçluya karşı savunmasız bırakıyor. Denetimli serbestlik sisteminin denetimsizliği, ceza indirimlerinin kolaylığı ve şartlı tahliyelerin yaygınlığı; suçlu için bir avantaja, toplum içinse bir tehdide dönüşmüş durumda.
Adalet Bakanlığı yeni bir infaz modeli üzerinde çalışıyor. Amaç, cezaların daha etkili uygulanması ve suçtan dönüş sürecinin güçlendirilmesi. Ancak kamuoyunda oluşan güvensizlik öyle derin ki, bu tür düzenlemelerin gerçek bir çözüm sunup sunamayacağı şüpheli.
CEZANIN ADI VAR, ETKİSİ YOK
Bugün Türkiye’de ceza sistemine dair en temel sorunlardan biri, cezanın var olması ama etkisinin olmaması. Suçlular artık cezadan korkmuyor. Bu durum yalnızca hukuk sisteminin değil, sosyal düzenin de kırılmasına neden oluyor. Adalet, toplumun en temel ihtiyacıysa, önce cezanın ciddiyetinin ve caydırıcılığının yeniden sağlanması gerekiyor.






















