(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Ortadoğu’da savaşlar, göç hareketleri ve jeopolitik hesapların iç içe geçtiği bir dönemde, Türkiye’nin Suriye politikası yeniden tartışma konusu. Ankara, bir yandan sınır güvenliğini korumaya ve terör tehdidini önlemeye çalışırken, diğer yandan Suriye halkına insani destek sağlayan başlıca aktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak bu çok yönlü yaklaşım, Türkiye’nin artık Suriye’nin hamisi konumuna mı geldiği sorusunu beraberinde getiriyor.
BÖLGESEL KRİZLER ARASINDA TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Suriye iç savaşının başlamasından bu yana geçen on yılı aşkın sürede Türkiye, bölgedeki en aktif ülkelerden biri haline geldi. Milyonlarca sığınmacıya kapılarını açan Ankara, askeri operasyonlarla sınır hattını güvence altına almaya çalıştı. Ancak savaşın uzaması hem güvenlik risklerini hem de insani yükü ağırlaştırdı.
Kriz yönetiminde aktif rol almak, Türkiye’yi bölgesel diplomaside öne çıkardı; fakat bu rol zamanla hamilik ile bağımlılık arasında sıkışan bir pozisyona dönüştü. Suriye’nin iç dengeleri çözülemez hale gelirken, Türkiye’nin politikası da giderek daha karmaşık bir hal aldı.
ANKARA’NIN İNCE DENGE POLİTİKASI
Türkiye’nin dış politikası, son yıllarda artan belirsizlikler içinde çok yönlü bir denge stratejisi üzerine kurulu. NATO üyesi kimliğiyle Batı ittifakı içinde yer alan Ankara, aynı zamanda Rusya, İran ve Arap ülkeleriyle diyaloğu sürdürüyor.
Bu strateji, Türkiye’ye diplomatik hareket alanı kazandırsa da zaman zaman “tarafsız arabulucu” ile “bölgesel aktör” rolleri arasında sıkışmasına neden oluyor. Uzmanlara göre Türkiye, Suriye’deki askeri varlığını sürdürürken aynı zamanda bölgesel barış sürecinin de garantörlerinden biri olmayı hedefliyor.
TOPLUMSAL YORGUNLUK VE EKONOMİK ETKİ
Savaşın ve göçün uzun sürmesi, Türkiye’de derin bir toplumsal yorgunluk yarattı. Ekonomik krizin gölgesinde yaşayan milyonlarca vatandaş, sığınmacı politikasını ülkenin sosyal dokusuna ve iş gücü piyasasına etkileri üzerinden değerlendiriyor.
Yüksek enflasyon, barınma sorunu ve işsizlik gibi faktörler, dış politikada atılan adımların halk nezdinde daha eleştirel bir gözle değerlendirilmesine yol açıyor. Bu durum, dış politika ile iç ekonomik denge arasındaki bağı daha görünür hale getiriyor.
YENİ DÖNEMDE ZOR SORULAR
Bugün Türkiye’nin Suriye politikası, sadece güvenlik boyutuyla değil, toplumsal, ekonomik ve diplomatik etkileriyle de yeniden sorgulanıyor. Ankara’nın hem insani hem askeri varlığını ne yönde sürdüreceği, önümüzdeki dönemin en belirleyici sorularından biri olacak.
Bölgedeki gelişmeler tartışmaları güçlendiriyor: Türkiye, Suriye’nin hamisi mi; yoksa krizlerle çevrili bir coğrafyada kendi güvenliğini korumaya çalışan bir ülke mi?





















