(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Suriye’nin başkenti Şam’da çatılara yayılan güneş panelleri, yalnızca yenilenebilir enerjiye geçişin değil, yıllarca süren savaşın ardından çöken elektrik sisteminin günlük hayattaki sonucunun da simgesi haline geldi. CNBC-e’nin Şam’dan aktardığı görüntülerde dikkat çeken paneller, aslında daha büyük bir soruyu ortaya koyuyor: Elektrik şebekesinin yetersiz kaldığı bir ülkede enerji artık kamusal bir hizmet olmaktan çıkıp hanelerin kendi imkânlarıyla çözmeye çalıştığı bir ihtiyaca mı dönüşüyor?
Suriye’de elektrik sorunu savaşın sona ermesiyle ortadan kalkmış değil. Ülkenin elektrik üretim kapasitesi savaş öncesinde yaklaşık 9,5 gigavat seviyesindeyken 2025 itibarıyla 1,6 gigavata kadar gerilemişti. Santrallerin ve şebekenin önemli bölümü hasar gördü yakıt tedarikindeki sorunlar da üretimin önündeki temel engellerden biri oldu.
Bu nedenle güneş panelleri Şam’da çevreci bir tercihten çok, elektrik kesintilerine karşı geliştirilen pratik bir çözüm haline geldi. Temmuz 2026’da Al Jazeera’ya konuşan Şam sakinleri, şebeke elektriğinde iyileşme yaşandığını ancak kesintilerin sürdüğünü ve alternatif enerji kaynaklarının maliyetinin yüksek olduğunu aktardı. Haberde, güneş panelleri ve dizel jeneratörlerin kentte artık sıradan bir görüntü haline geldiği belirtiliyor.
Solar enerjinin yaygınlaşmasındaki en dikkat çekici noktalardan biri ise bunun büyük ölçüde merkezi bir devlet projesinden değil, bireysel ihtiyaçtan doğması. The National’ın Temmuz 2026 tarihli analizine göre Suriye’nin şebeke dışı güneş enerjisi kapasitesi 2022’de 249 megavattan 2025’te 2.060 megavata yükseldi. Aynı kaynağa göre ülkedeki hanelerin yaklaşık dörtte biri bir tür güneş enerjisi sistemine sahip.
Fakat bu tabloyu yalnızca bir başarı hikâyesi olarak okumak yanıltıcı olur. Çünkü güneş paneline sahip olmak da ekonomik bir ayrıcalık gerektiriyor. The National, 1,5 ila 3 kilovatlık temel bir ev sisteminin yaklaşık 2.500 ila 4.500 dolar arasında maliyet oluşturabildiğini aktarıyor. Suriye’de kişi başına gelirin yaklaşık 800 dolar olduğu düşünüldüğünde bu, ortalama bir hane için son derece yüksek bir yatırım. Al Jazeera da ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ının yoksulluk sınırının altında olduğuna dikkat çekerek güneş enerjisinin herkes için erişilebilir olmadığını vurguluyor.
Dolayısıyla Şam’ın çatılarındaki paneller aynı zamanda enerji alanındaki eşitsizliği de görünür kılıyor. Elektrik kesintilerine karşı kendi sistemini kurabilecek ekonomik güce sahip olan hane daha bağımsız hale gelirken, bunu karşılayamayanlar şebekeye, jeneratörlere veya başka alternatiflere bağımlı kalıyor. Dünya Bankası da sınırlı şebeke elektriği nedeniyle Suriyelilerin pahalı dizel jeneratörler ve güneş sistemleri gibi çözümlere yöneldiğini, bazı durumlarda jeneratör elektriğinin maliyetinin kilovatsaat başına 1,10 dolara kadar çıkabildiğini belirtiyor.
Buradaki temel mesele yalnızca daha fazla güneş paneli kurmak değil. Suriye’nin elektrik sisteminin yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Dünya Bankası’na göre şebekenin rehabilitasyonu ve elektrik arzının güvenilirliğinin artırılması, hanelerin ve işletmelerin pahalı şebeke dışı çözümlerden daha uygun maliyetli merkezi elektriğe geçebilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Nitekim Suriye yönetimi de sorunu yalnızca çatı panelleriyle çözmeye çalışmıyor. 2025’te Katar öncülüğündeki bir konsorsiyumla yaklaşık 7 milyar dolarlık enerji anlaşması imzalandı. Projede toplam 4 bin megavat kapasiteli dört doğalgaz santrali ile 1.000 megavatlık bir güneş enerjisi santralinin kurulması planlanıyor. Şubat 2026’da Japonya ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı da Cender Elektrik Santrali’nin istikrarını artırmak amacıyla 12,4 milyon dolarlık bir proje başlattı. Projenin ulusal şebekeye 540 megavata kadar daha güvenilir elektrik sağlaması hedefleniyor.
Son günlerde açıklanan resmi verilere göre ise elektrik üretimi 915 megavattan 3.500 megavata yükselmiş durumda ve Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, çoğu bölgede elektrik erişiminin 18-20 saate çıktığını açıkladı. Bu rakamlar, önceki yıllardaki kriz seviyesine kıyasla önemli bir iyileşmeye işaret ediyor; ancak açıklamaların resmi kaynaklardan geldiği ve sahadaki deneyimin bölgelere göre farklılaşabileceği de dikkate alınmalı.
Şam’daki güneş panellerinin asıl önemi de burada ortaya çıkıyor. Bir ülkenin enerji dönüşümü bazen iklim politikalarıyla değil, elektrik kesintileriyle başlıyor. Suriye’de savaşın tahrip ettiği merkezi sistem, insanları kendi enerjisini üretmeye itti. Güneş panelleri böylece çevreci bir teknoloji olmanın ötesinde, buzdolabını çalıştırmak, telefonu şarj etmek, su pompasını işletmek veya geceleri birkaç saat aydınlatma sağlamak için kullanılan temel bir altyapıya dönüştü.
Ancak sürdürülebilir bir enerji sistemi, yalnızca çatılardaki panellerin çoğalmasıyla kurulamaz. Suriye’nin önündeki asıl mesele; üretim kapasitesini artırmak, elektrik iletim ve dağıtım şebekesini yenilemek, yakıt tedarikini güvence altına almak ve güneş enerjisini merkezi sistemle bütünleştirmek. IDOS’un 2026 tarihli çalışması da savaş sonrası Suriye’deki elektrik sisteminin parçalı yapısına dikkat çekerek yeniden yapılanmanın yalnızca kapasite artışı değil, çevresel sürdürülebilirlik ve elektriğe ekonomik erişim boyutlarını da içermesi gerektiğini belirtiyor.
Şam’ın çatılarındaki paneller bu nedenle yalnızca güneş enerjisinin yükselişini anlatmıyor. Aynı zamanda savaşın ardından yeniden inşa edilen bir ülkede elektriğin ne kadar temel bir mesele olduğunu gösteriyor. Bugün panel kurabilen aile için güneş enerjisi bağımsızlık anlamına gelirken, Suriye’nin tamamı açısından kalıcı çözüm, vatandaşların kendi elektriğini üretmek zorunda kalmadığı, güvenilir ve karşılanabilir bir ulusal elektrik sisteminin yeniden kurulmasından geçiyor.
























