(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarıyla başlayan beklenenin aksine kısa sürede sonuçlanmayan bu savaş, ortaya çıkan bu tabloda küresel ekonomi açısından yeni bir “şok dalgası” anlamına geliyor. Enerji arzındaki kesinti, tedarik zincirlerindeki kırılma ve artan jeopolitik riskler, dünya ekonomisini düşük büyüme-yüksek enflasyon sarmalına sürüklüyor.
KRİZİN KALBİNDE HÜRMÜZ
Krizin merkezinde, küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı yer alıyor. Savaşla birlikte bu hattın fiilen kapanması, modern tarihin en büyük enerji arz şoklarından birine yol açtı. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş yalnızca enerji maliyetlerini değil; ulaştırmadan sanayi üretimine kadar tüm ekonomik faaliyetleri etkiliyor. Uluslararası Para Fonu verilerine göre enerji fiyatlarındaki kalıcı artışlar küresel büyümeyi aşağı çekerken enflasyonu yukarı itiyor ve bu durum stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor.
ZAYIF VE KIRILGAN
Savaş öncesinde küresel ekonomi için görece dengeli bir büyüme beklentisi hakimdi. Ancak çatışmanın uzamasıyla birlikte görünüm hızla bozuldu. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ve Uluslararası Para Fonu artık daha düşük büyüme ve daha yüksek enflasyon ekseninde bir tablo çiziyor. Avrupa ekonomisi enerji bağımlılığı nedeniyle kırılgan bir görünüm sergilerken, Çin daha yavaş ama görece dirençli bir büyüme patikasında ilerliyor. Küresel ekonomi henüz resesyona girmemiş olsa da belirgin bir yavaşlama sürecine girmiş durumda.
SESSİZ KRİZ DERİNLEŞİYOR
Enerji krizine paralel olarak ikinci büyük kırılma tedarik zincirlerinde yaşanıyor. Körfez hattındaki aksaklıklar, deniz taşımacılığında gecikmelere ve maliyet artışlarına neden olurken, kritik hammaddelerde arz sıkıntısı ortaya çıkıyor. Özellikle çip üretimi, kimya ve gübre sektörleri bu durumdan doğrudan etkileniyor. Asya merkezli üretim yapısı nedeniyle bu aksaklıklar küresel sanayiye hızla yayılıyor.
EN AĞIR YÜK YOKSUL ÜLKELERDE
Bozulan tedarik zincirleri yalnızca sanayi üretimini değil, gıda arzını da tehdit ediyor. Gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin taşınmasındaki aksamalar ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesi, tarımsal üretim maliyetlerini artırıyor. Uluslararası Para Fonu verilerine göre, gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayıran toplumlar bu süreçten en sert şekilde etkileniyor ve bu durum küresel eşitsizliği daha da derinleştiriyor.
STOK KRİZİ KAPIDA
Bu tabloyu iş dünyasının sahadaki gözlemleri de doğruluyor. İş insanı Cem Boyner, özellikle Körfez ülkelerinde biriken risklere dikkat çekerek, savaşın yarattığı belirsizliğin reel sektörde ciddi bir baskı oluşturduğunu vurguluyor. Boyner’e göre Dubai ve Körfez genelinde önümüzdeki sezon için 15 milyar euronun üzerinde perakende ürün stoklanmış durumda ve bu stokların akıbeti büyük bir soru işareti. Bölgenin dışarıdan göründüğü kadar istikrarlı olmadığını belirten Boyner, artan belirsizlik nedeniyle markaların ciddi bir stok riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor. Bu durum, talep daralması ve ticaretin yavaşlamasıyla birlikte Körfez ekonomilerinde kırılganlığın arttığını ortaya koyuyor.
KAZANAN YOK, ETKİLER FARKLI
Küresel ekonomide yaşanan bu gelişmeler ülkeler arasında farklı etkiler yaratıyor. Enerji ithalatına bağımlı olan Avrupa ve Asya ekonomileri daha sert etkilenirken, enerji ihracatçıları kısa vadede fiyat artışlarından fayda sağlayabiliyor. Ancak küresel talebin zayıflaması, orta vadede bu ülkelerin de büyümesini sınırlıyor. Bu nedenle savaşın net bir kazananı olmadığı, etkilerin sadece farklı biçimlerde dağıldığı bir tablo ortaya çıkıyor.
BELİRSİZLİK BELİRLEYİCİ OLACAK
Uzmanlar önümüzdeki dönem için üç temel senaryo üzerinde duruyor. Savaşın kısa sürede sona ermesi halinde enerji piyasalarının normalleşmesi ve ekonomik toparlanma mümkün görülüyor. Ancak çatışmanın uzaması durumunda düşük büyüme ve yüksek enflasyonun kalıcı hale gelmesi bekleniyor. Daha kötümser senaryoda ise küresel ekonominin resesyona sürüklenmesi ihtimali güçleniyor.
YENİ EKONOMİK DÖNEM Mİ BAŞLIYOR?
İran savaşı, küresel ekonomi için yalnızca bir enerji krizi değil; aynı zamanda tedarik zincirlerinden enflasyona kadar birçok alanı etkileyen çok katmanlı bir şok anlamına geliyor. En kritik değişken, savaşın süresi ve enerji arzındaki kesintinin kalıcılığı. Belirsizlik uzadıkça, dünya ekonomisinin düşük büyüme ve yüksek maliyetlerin belirlediği yeni bir dengeye oturma ihtimali giderek güçleniyor.





















