(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze’yi alıp büyük bir turizm kentine çevirmeyi ve orada dünyanın ultra zenginlerini ağırlamayı hedefleyen planını kısa bir süre önce görmüştük. Filistinlilerden “arındırılmış” Gazze, lüks bir tatil beldesi olarak Trump’ın zihninden dökülüp yapay zeka marifetiyle “görsele” dönmüştü. İşte son günlerde bu plana uygun bazı söylem ve gelişmeler endişe yaratıyor…
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları aralıksız sürerken, Türkiye’deki bazı medya mensuplarının dillendirdiği “hicret” önerisi dikkat çekiyor.
Yeni Şafak yazarları Taha Kılınç ve İsmail Kılıçarslan, Gazzelilerin canlarını kurtarmak adına İslam dünyasının farklı bölgelerine göç etmeleri gerektiğini savundu. “Gazze boşaltılmasın” söylemine karşı çıkan yazarlar, “hicret”in bir çare olabileceğini belirtti.
Bu ifadeler, Gazze’nin demografik olarak boşaltılmasına zemin hazırlayan söylemler olarak eleştiriliyor.
İSLAM ÜLKELERİNE DAĞITIM PLANI
Taha Kılınç, Gazze halkının önemli bir bölümünün artık kurtulmak istediğini öne sürerek, Türkiye, Endonezya, Balkanlar ve Cezayir gibi ülkelerin belli kotalarla Gazzelileri mülteci olarak kabul edebileceğini savundu. Kılıçarslan ise “Kalmak isterlerse kalırlar, hicret etmek isterlerse ederler” diyerek göç fikrine destek verdi.
Ancak bu görüşler, İsrail’in Gazze’yi “etnik temizliğe” tabi tutma planlarına istemeden de olsa meşruiyet kazandırdığı yönünde eleştirilere yol açtı.
İSRAİLLİ GAZETECİDEN DİKKAT ÇEKEN İDDİA
Bu söylemlerin arka planında dikkat çeken bir başka gelişme ise İsrailli gazeteci Ariel Oseran’ın iddiası oldu. Oseran, Türkiye sınırına yakın Kuzey Suriye’de iki büyük çadır kentin yüz binlerce Gazzeliyi barındıracak şekilde yeniden düzenlendiğini yazdı. Suriye kaynaklarına dayandırılan habere göre, El-Bab-Ahtarin hattı ile Azez’in doğusunda bulunan kamplar, Katar ve Türkiye’nin çabalarıyla yeni göç dalgasına hazırlanıyor.
SCOOP: Two massive tent cities in northern Syria, near the Turkish border, are being repurposed to resettle hundreds of thousands of Gazans through Turkish and Qatari efforts, according to Syrian sources.
The two camps, one between Al-Bab and Akhtarin, and the other east of… pic.twitter.com/iXxYkxOC8M
— Ariel Oseran أريئل أوسيران (@ariel_oseran) April 10, 2025
SAVAŞ KAMPLARINDAN “GAZZELİ YERLEŞİMLERE”
Kampların, Suriye iç savaşında yerinden edilen Suriyelilerin Türkiye’ye geçişini önlemek amacıyla kurulduğu biliniyor. Şimdi ise iddialara göre Katar ve Türkiye, yeni Suriye yönetimiyle koordinasyon halinde bu bölgeleri Gazzelilere tahsis etme planı yürütüyor. Haberde, bu sürecin ABD ile Şam arasında yaptırımların kaldırılması karşılığında bir tür diplomatik uzlaşmanın parçası olabileceği ileri sürülüyor.
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI DENETLİYOR İDDİASI
Planın uygulanmasında İHH ve Avaaz adlı iki Türk sivil toplum kuruluşunun yer aldığı belirtilirken, söz konusu kuruluşlar bu iddialarla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak kamuoyunda bu planın, İsrail’in Filistin topraklarını fiilen boşaltma amacına hizmet ettiği endişesi dile getiriliyor. Türkiye’nin Gazze politikası bağlamında İsrail ile normalleşme adımları ve son dönem diplomatik temaslar da bu planın işlediği yönündeki şüpheleri artırıyor.
ULUSLARARASI HUKUKTA “ZORUNLU TEHCİR”
Gazze’nin zorla boşaltılmasına yönelik uluslararası hukukta “zorunlu tehcir” olarak tanımlanan bir sürecin yaşandığını savunan bazı uzmanlar, hicret söyleminin masum bir dini kavram gibi sunulmasına rağmen, arka planda bir etnik tasfiyeye zemin hazırladığını belirtiyor. Gelişmeler, Gazze halkının kendi vatanında yaşama hakkının tehdit altında olduğunu gösteriyor.






















