(The Turkish Post) – Yaklaşık 10 yıldır tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, İlke TV’den Sevda Çetinkaya’ya verdiği röportajda, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen 12 maddelik “çerçeve yasa” teklifine ilişkin görüşlerini açıkladı.
“Yine güvenlik kaygısıyla yazılmış bir metin”
Yasa teklifinin eksikliklerine dikkat çeken Yüksekdağ, metni okuduğunda ilk izleniminin şu olduğunu belirtti: “Adı çerçeve ama dar bir çerçeve. Kim istemez bunun daha geniş, daha kapsayıcı olmasını? Dün geçti elime metin ve okuduğumda ‘yine güvenlik kaygısıyla yazılmış bir metinle karşı karşıyayım’ dedim.” Yüksekdağ, buna karşın metni “suç ve ceza kavramlarının içinden barışa yol arayan bir metin” olarak tanımladı.
“Kürtleri hukuk içine almanın yolu”
Teklifin olumlu yönlerine de değinen Yüksekdağ, sürecin tarihsel arka planına dikkat çekti: “Kürtleri inkâr etmeyen anlayışın terk edilmesinden 100 yıl sonra bugün Kürtleri hukuk içine almanın yolunu açacak bir yasal düzenlemeyi konuşuyoruz. Bunun arkasında çok büyük, çok zahmetli ve çok bedeller ödenmiş bir mücadele var. Gelinen bu aşama kendiliğinden ortaya çıkmadı.”
“Çerçeve yasaya gerek yok ki bizim özgürlüğümüz için”
Yasa teklifinin en çok tartışılan boyutlarından biri, Selahattin Demirtaş ve Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu, uzun yıllardır cezaevinde tutulan HDP’li siyasetçilerin olası tahliyesi. Kendisinin ve arkadaşlarının yalnızca siyasi faaliyetleri nedeniyle hukuksuz biçimde tutuklu tutulduğunu savunan Yüksekdağ, tahliye beklentisiyle ilgili soruya şöyle yanıt verdi:
“Bizler zaten haksız ve hukuksuz yere içerdeyiz, siyasi faaliyetlerimizden yargılandık ve ceza aldık. Benim hakkımda da Selahattin Demirtaş hakkında da AİHM kararları var. Çerçeve yasaya gerek yok ki bizim özgürlüğümüz için. Ama bu çerçeve yasanın benim de Selahattin beyin de, haksız yere cezaevinde tutulan siyasi mahpusların tahliyesinden çok daha büyük ve tarihi bir anlamı var.”
“Bu bir başlangıç”
Çerçeve yasanın nihai hedef olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Yüksekdağ, sürecin devamının önemine işaret etti: “Evet, bu bir başlangıç. Ama hızla onu bir başlangıç olmaktan çıkarmak, daha kapsamlı demokratik ve hukuki düzenlemelerle tamamlamak gerekir.”
Sol çevrelere çağrı: “Eleştirdiğiniz kadar sürece müdahil olmalısınız”
Sürece ve yasa teklifine yönelik özellikle sol ve sosyalist çevrelerden gelen eleştirilere de değinen Yüksekdağ, şu değerlendirmede bulundu: “Sol ve sosyalist hareketlerin elbette eleştiri hakkı var. Ama sosyalist bir iddianız varsa, eleştirdiğiniz kadar bu sürece müdahil olmalı, sorumluluk almalı, çaba göstermelisiniz. Büyük dönüşümler, sadece eleştirerek değil, mücadeleye katılarak mümkün olur.” Yüksekdağ, sürecin eksiklerinin “demokratik siyasetin, hepimizin, mücadelenin eksiği” olduğunu belirterek, kimsenin bu mücadelenin ardından “lükse kaçacak bir rahatlığın içine girmemesi” gerektiğini söyledi.






















