(The Turkish Post) – H. AGAH KALENDER
Son günlerde futbol belgesellerine taktım. Luis Figo’nun Barcelona’dan Real Madrid’e transfer hikayesi olağanüstüydü… Neymar, Ronaldinho gibi dünya yıldızlarının zirveye tırmanışını izledim. Sadece futbol da değil, R. Nadal’ın 4 bölümlük belgeseline atladım. Soluk soluğa seyrettim. 2010 tarihli Fransa Milli Takımı’nın İsyanı’ndan çok etkilendim. Sahada izlediğimiz felaketin sebebi soyunma odasında gizliymiş… Neler yaşanmış…? Yönetilemeyen bir Anelka krizi… Sonuçsa hüsran. Başka türlü olamazdı.
Ve Jamie Vardy’yi iki defa seyrettim. Aslında kısaca değinmek yerine çok daha uzun yazmak isterdim. İngilizlerin haşarı çocuğu… Çelimsiz fiziğine bakarak “Senden futbolcu olmaz” denmiş… Fabrikadaki işine sıkı sıkı sarılmış. Ekmek parası… Yoksa aç kalacak. Kasaba takımında bir menajerin dikkatini çekmesiyle hayatı değişmiş. 25 yaşında profesyonel olan bir oyuncu… Amatör kümeden zirveye jet hızıyla tırmanan olağanüstü kariyer yolculuğu… Sadece Vardy’nin yaşamını değil İngiliz futbolunu da öğreniyorsunuz. Leicester City ve efsanevi şampiyonluklar…
İngilizler o lig şampiyonluğunu ‘peri masalı’ diye hatırlar. 2015 – 2016 sezonu… Takımın tek derdi kümede kalmak… Lige tutunmak. Şampiyonluk kimsenin aklından geçmez. Çorumspor’un bu sezon şampiyon olması gibi düşünün… Veya Amedspor’un… Ah keşke böyle büyük sürprizler yaşansa… Vardy üst üste gol atma rekorunu kırdı. 11 karşılaşmada fileleri havalandırdı. L. City’nin şampiyonluk oranı 5000’de 1’di. Yok demenin başka adı. Belgeselde sık sık vurgulandı. Vardy gol kralı, takımı şampiyon oldu.
Bugüne kadar izlediğim en çarpıcı ‘futbol hikayesi’… Büyülü bir öykü… Futbolun ne denli sürprizler barındırdığını bizzat yaşıyorsunuz. 5 yıl içinde engelliler için koltuk-sandalye üreten fabrika işçiliğinden İngiltere Milli Takımı’na uzanan sıra dışı bir hikaye…
Derken bir kitap düştü masama… Türk Harry Potter Kerem Aktürkoğlu’nun öyküsü… Zamanlama harika… Kerem henüz yolun ortasında sayılır. En çok tartışılan futbolculardan… Yarını meçhul… Galatasaray’da yıldızdı. Pırıl pırıl parlıyordu. Benfica’ya gitti. Başarılı da oldu. Fenerbahçe’nin teklifine ‘hayır’ diyemedi. Bavulunu topladı, ülkeye geri döndü. Oysa aşı tutmuştu. Avrupa futbolunda adından söz ettirebilirdi. Yıllarca oynardı. Fenerbahçe’ye mi ‘hayır’ diyemedi yoksa paraya mı?
Kerem Aktürkoğlu’nun hikayesini okumaz mıyım? Kitabı bir solukta bitirdim. Adım adım yürüdüğü yolu öğrendim. Akıcı ve canlı anlatımı var yazarın… Metnin içine çekiyor sizi. Yazarı kim mi? Bayram Kaya… Gazeteci olmalı… İsmini oradan hatırlıyorum. Üslubu da bir yazardan ziyade gazeteci dilini andırıyor. Kısa ve özlü cümleler… Yerinde tasvirler… Dinamik üslup… Kitap adeta ‘oku beni’ diye bağırıyor. Kerem’in nereden başladığını, yaşamındaki kırılmalar ve sıçramaları kim öğrenmek istemez.
Ligin de arifesindeyiz. Önümüzdeki hafta sezon başlıyor. Fenerbahçe Avrupa maçlarına erken başladı. Kerem yine sahadaki en çok tartışılan oyunculardan biri… Yönetimin yeri arayışları var. Kerem’e yedek kulübesi de görünebilir. Kerem gibi bir oyuncuyu kulübeye mahkum etmek kolay değil. Bir futbol sihirbazı o… Fenerbahçe’de şanssızlıklar yaşadı. Sahanın dışında fazla tartışıldı. Oyuna döndüğü an eski Kerem olmayı başardı. Kimdir Kerem? Öğrenmek istemez misiniz?

Elin adamı bırakın kitabı dünyaya izlettiği ‘belgeseller’ çekiyor. Bizde ise ara ki bulasın… Kitap yok. Yeşil sahanın yıldızlarını okumaya değmez mi? Nasıl bir kariyer yolculuğu oldu? Tanju Çolak sözgelimi… Samsun’dan çıktı yola… Çimlere ilk adımını orada attı. Avrupa’dan ‘altın ayakkabı’ ödülü aldı. Var mı hayatını anlatan bir eser… Ben görmedim. Kitapçıları sık dolaşırım. Hep yabancı oyuncular… Bizim çocuklar tek tük… Bayram Kaya iyi düşünmüş ve iyi iş çıkarmış… Tartışmaların odağındaki bir ismi kalemiyle ölümsüzleştirmiş.
Tarafsız ve objektif anlatmış… Futbol ister istemez ‘fanatizmi’ de bünyesinde saklar. Yok Kerem nasıl Fenerbahçe’ye gider? Galatasaray taraftarı hazmedemedi. Sarı Lacivertli formayı yakıştıramadı Kerem’e… Futbol bu… Aidiyet de bir yere kadar… Kerem henüz yolun başında… Tabii ki başka takımlarda da oynayacak. Buna ezeli rakipler dahil… Bayram Kaya’nın anlatımında fanatizmin izleri bile yok. Bir gözlemci gibi… Yazmış. Sade, herkesin anlayabileceği bir üslupla… Övgü ve yergi dengesi ve de tespitler yerinde… Gerektiğinde ‘bam teline’ dokunmaktan da geri durmamış…
Ben bilmiyordum, Kerem bir trajedinin içinden geliyormuş meğer… Kitapta öğrendim. 1999 depreminde aile Gölcük’te enkazın altında kalmış… Yakınlarının çabasıyla kurtulabilmişler… Dedesi Şaban Bey vaktiyle ilçede belediye başkanlığı yapmış… 1980 öncesi… Süleyman Demirel’in AP’sinden… 1989’da ise DYP’den… Sonra Saadet Partisi’ne transfer olmuş… Anlayacağınız ailede siyasi transfer de yaşanmış.
Deprem ve Kerem… Bayram Kaya’nın kaleminden okuyalım; “Ailenin kendisine ait olan apartman da şiddetli sarsıntının ardından yerle bir olmuştu. Olayın şokunun ardından Kerem’in enkazın altında olduğu fark edildi. Minik Kerem henüz 9 aylık küçük bir bebekti. Dede Şaban Aktürkoğlu hem tecrübesi hem de kendi gayretiyle Kerem’i ve ağabeylerini molozların altında bulup çıkardı. Evet, kader hükmünü vermişti. Kerem ve babası bu kurtuluşu hiç unutmamıştı. Onun bütün özel bakımını aile yaparak, dedelerine vefa borcunu yerine getirdi…”
Böyle bir travmayı atlatmak mümkün mü? ‘Hayır’ diyor Bayram Kaya; “Hayatı boyunca bir sarsıntı halinde bedenen ve ruhen bunun acısını yaşadı. Ama daha da önemlisi, mağduriyetin ne kadar acı ve zor olduğunun farkındaydı. Ağustos 1999’da tüm Türkiye deprem mağdurları için seferber olmuştu. Benzer bir deprem de, Şubat 2023’te merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde yaşandı. 7.7’lik depremin ardından yaraların sarılması için tüm spor kulüpleri de seferberlik ilan etti. 1999 yılındaki Gölcük depreminde enkazdan kurtarılan Galatasaraylı Kerem de yardım için Hatay’a ilk koşanlar arasındaydı. Yardım malzemelerinin dağıtımında çalıştı…”
Peki futbol kariyeri… Önce Başakşehir… Abdullah Avcı ile yıldızları barışmadı. Kerem’in ‘kayıp yılları’ oldu. Oradan Erzincan… Ve Galatasaray… Birer cümleye sığması mümkün mü bu trafiğin…? Değil elbette… Ayrıntıları kitapta… Vardy kadar olmasa da Kerem de enkazların arasından çıkıp geldi. Ve küllerinden tekrar tekrar doğdu. Bir Anka kuşu gibi… Bir umuda yolculuk öyküsü… Gölcük ve Erzincan’ın kaderi de ortak değil mi? Kerem’in sırlarla dolu kaderi bu iki hat arasında örüldü. Kader lütfunu trajedinin çarklarında sakladı. Ve 1999’un deprem çocuğu Kerem oldu. Leylası ise meşin yuvarlıktı. Vazgeçmedi ondan… Yeri geldi dağları deldi. Sonunda muradına erdi. Mecnun gibi çöllerde yitip gitmedi. Yeşil sahaların pırıl pırıl parlayan yıldızı oldu.
Bayram Kaya’ya hatırlatmak isterim ki… Bu bir yarım hikaye… Daha Kerem’in yaşayacakları var. Bu kitabın devamı olmalı… Jübilesiz futbol olur mu? Kerem’in bundan sonra kariyeri nasıl olacak? Belirsiz. Peri Masalı devam mı edecek? Yoksa Kerem’in futbolun ve hayatın acımaz yüzü mü çıkacak karşısına? Harry Potter olarak kalacak mı? Sihir bozulacak mı? Yazarın bugünden öyküyü tamamlamak için biriktirmeye başlaması lazım. Lig baslarken Kerem Aktürkoğlu’nu okumak iyi geldi. Size de tavsiye ederim.























