(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Suriye’de Beşşar Esad rejiminin sona ermesinin üzerinden bir yıl geçti. Bu bir yıl, devlet otoritesinin yerini saha kontrolüne dayalı bir güç paylaşımı düzenine bıraktığı, iç ve dış aktörlerin etkisinin daha görünür hale geldiği bir dönem olarak kayda geçti. Fokus+ için süreci analiz eden Dr. Mehmet Akif Koç, Suriye’nin “henüz istikrarı yakalamaktan uzak” olduğunu vurguluyor.
KÜRT–ARAP REKABETİ YENİDEN BELİRLEYİCİ
Yeni dönemde ülkenin iç siyasetini belirleyen unsurların başında Kürt güçlerle Sünni Arap oluşumlar arasındaki rekabet geliyor. Yıllardır devam eden güvensizlik atmosferi, geçiş yönetiminde de kendisini hissettirmeye devam ediyor.
HTŞ’nin siyasal sürecin merkezine yerleşmesi, örgütün radikal geçmişinden koparak uluslararası alana açılma isteğini gündeme taşıyor. Ancak radikal kanatların varlığı, bu değişimin ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu ayakta tutuyor.
Dr. Koç bu kırılgan tabloyu şöyle özetliyor: “Siyasal dönüşüm çabası sürekli olarak güvenlik sınavından geçiyor.”
TÜRKİYE KUZEYDE KONUMUNU PEKİŞTİRDİ
Son bir yılda Türkiye’nin Suriye politikasındaki ağırlığı daha görünür hale geldi. Ankara hem askeri varlık hem de yerel yönetim mekanizmalarını kuvvetlendirerek kuzeydeki kontrol alanlarını kurumsallaştırdı.
Bunun yanında Türkiye’nin, geçiş yönetiminin Arap dünyasında kabul görmesine katkı veren başlıca diplomat aktör olduğu belirtiliyor. YPG’nin geleceği, Türkiye açısından belirleyici başlıklardan biri olmaya devam ediyor; bu nedenle Ankara güvenlik alanındaki denklemleri masada şekillendirme çabasında.
ABD VE RUSYA STATÜKOYU KORUMAYA ODAKLANDI
Esad’ın rol dışı kalması, sahadaki büyük güçlerin yaklaşımını değiştirmedi. ABD, petrol sahaları ve doğudaki üslerini, Rusya ise Akdeniz’e açılan stratejik tesislerini garanti altına aldı.
Koç’a göre bu iki aktör de yeni yönetimden çok kendi çıkar alanlarını korumaya öncelik veriyor. Bu da Suriye’nin geleceğini, yerel aktörlerden ziyade küresel pazarlıkların belirleyeceği bir döneme işaret ediyor.
İSRAİL GÜNEYDE BASKIYI ARTIRDI
İsrail, rejim değişikliğini güvenlik stratejisi açısından fırsat gördü. Golan çevresindeki askeri hamleler ve art arda yapılan yüzlerce saldırı, Şam üzerindeki baskının kısa vadede azalmayacağını gösteriyor. Bu tablo, İsrail’in İran’ın nüfuzunu kırma hedefini daha iddialı şekilde sürdürdüğüne işaret ediyor.
İRAN ZAYIFLIYOR, ARAP BAŞKENTLERİ SAHADA
İran’ın askeri etkinliği geçen yıla göre belirgin biçimde azalmış durumda. Buna karşılık Riyad ve Abu Dabi, geçiş yönetimiyle ilişkileri hızla normalleştirerek yeniden inşa sürecinde söz sahibi olmaya çalışıyor. Bu gelişme, Suriye’nin Arap dünyasına yeniden eklemlenmeye başladığını gösteren en somut adım.
“SAVAŞ BİTTİ AMA MÜCADELE BİTMEDİ”
Dr. Mehmet Akif Koç’a göre, rejimin çöküşü bir dönemi kapatmış görünse de ülkenin yeni istikrarı hâlâ inşa aşamasında: “Suriye, dış bağımlılık ve meşruiyet sınavı veren bir geçiş döneminde. Önümüzdeki yıl, bu kırılgan düzenin sürdürülebilir olup olmayacağını gösterecek.”






















