(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Bir araştırma Çin’in yurt dışındaki Uygurları istihbarat hedefi haline getirerek onları birbirlerine karşı casusluk yapmaya zorladığını ortaya koydu. Türkiye, bu ulusötesi baskı ağının en yoğun hissedildiği ülkelerden biri.
DW Türkçe ve ICIJ tarafından yürütülen “China Targets” başlıklı araştırma, Çin’in, sınırları aşan baskı ve gözetim faaliyetleriyle Uygur diasporasını kontrol altında tutma çabasını gözler önüne serdi. Araştırma kapsamında incelenen resmi belgeler, bu faaliyetlerin tesadüfi değil, sistematik ve devlet eliyle yönlendirilen bir stratejiye dayandığını gösteriyor.
Çin’in 2004 tarihli bir polis akademisi ders kitabı ile 2013 tarihli iç güvenlik yönergeleri, “duygusal aile bağlarının kullanılması”, “diaspora içinden kaynak devşirme” ve “psikolojik baskı teknikleri” gibi yöntemlerin açıkça tavsiye edildiğini gösteriyor.
UYGURLAR TÜRKİYE’DE DE GÜVENDE DEĞİL
Doğu Türkistan’daki sistematik insan hakları ihlallerinden kaçan binlerce Uygur Türkü için Türkiye, uzun süredir bir sığınak olarak görülüyor. Ancak DW Türkçe ve ICIJ’in ulaştığı verilere göre, Çinli istihbarat unsurları Türkiye’de yaşayan Uygurları da hedef alıyor.
2024 yılında İstanbul’da düzenlenen operasyonda, Çin lehine casusluk yaptığı düşünülen 7 Uygur gözaltına alındı; bunlardan 6’sı tutuklandı. Bu kişilerin, Türkiye’deki Uygur dernekleri hakkında bilgi topladıkları ve Çin’e rapor ettikleri ortaya çıktı.
DW’nin görüştüğü bazı Uygurlar, Çin’den gelen baskılarla ajanlık teklif edildiğini, karşılığında Çin’deki ailelerinin güvenliğinin garanti edileceğinin ya da serbest bırakılacağının söylendiğini belirtiyor. Teklifi reddeden bazı bireyler, kısa süre sonra Çin’deki yakınlarının kaybolduğunu ya da haber alınamaz hale geldiğini ifade ediyor.
“YA ONLAR İÇİN CASUSLUK YAP YA DA AİLENİ KAYBET”
Araştırmaya göre, Çin istihbarat birimleri sıkça “duygusal şantaj” yöntemini devreye sokuyor. DW Türkçe’nin haberine göre, İngiltere’de yaşayan bir Uygur, Çinli yetkililerin kendisini video aramasıyla arayıp, annesiyle görüştürdüğünü, ardından ona Türkiye’deki tanıdıkları hakkında bilgi vermesi durumunda ailesinin zarar görmeyeceği sözünün verildiğini aktardı.
Bu tür durumlar, Uygur toplumu içinde büyük bir güven krizine neden oluyor. İstanbul’daki Uygur derneklerinden bir temsilci, “İçimizden hangisinin ajan olduğunu bilemiyoruz. Bu, topluluğumuzu birbirine düşürüyor ve sessizliğe itiyor” dedi.
ÇİN’İN DİJİTAL TAKİP AĞI: CEP TELEFONUNDAN ZİHNE
Çin’in fiziksel ajanlık faaliyetlerinin yanı sıra dijital gözetim teknikleri de dikkat çekiyor. Siber güvenlik firmalarının raporlarına göre Çin destekli hacker grupları, Uygurların cep telefonlarına casus yazılım yerleştirmek için sahte uygulamalar ve oltalama e-postaları kullanıyor.
Bu yazılımlar sayesinde, kişisel veriler, konum bilgileri ve mesajlaşmalar Çinli istihbarat birimlerinin eline geçiyor. DW’nin ulaştığı belgelere göre, bu tür dijital takip yöntemleri sayesinde bazı Uygurların Türkiye’deki faaliyetleri Çin’e detaylı şekilde aktarılıyor.
Çin, sadece gayri resmi yollarla değil, uluslararası hukuk mekanizmalarını da kullanarak Uygur aktivistleri üzerinde baskı kuruyor. DW’nin ulaştığı verilere göre, Çin hükümeti bazı Uygur aktivistleri hakkında Interpol üzerinden kırmızı bülten çıkarılmasını sağladı. Bu kişilerin bazıları Avrupa’da gözaltına alınırken, büyük çoğunluğu Türkiye’de bulunuyor.
UYGUR TOPLUMU GÜVENSİZLİK İÇİNDE YAŞIYOR
DW ve ICIJ’in araştırması, Çin’in Uygur topluluğunu sadece sınırları içinde değil, dünya genelinde hedef aldığını gösteriyor. Türkiye’de yaşayan binlerce Uygur için Çin’in uzun eli hem fiziksel hem dijital düzeyde yaşam alanlarına sızmış durumda.
Türkiye, tarihî ve kültürel bağlara sahip olduğu Uygurların güvenliğini sağlamakla yükümlü. Ancak Çin’in artan istihbarat ve baskı kapasitesi, diasporanın psikolojik ve toplumsal sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.






















