(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, son dönemde yaşanan tutuklamalar, gözaltılar ve karşılıklı açıklamalarla yeni bir krize sürüklendi. Son olarak Bakü’de bazı gazetecilerin gözaltına alınması ve Rusya’nın buna karşı gösterdiği sert tepki, iki ülke arasında kırılgan olan dengeleri iyice zedeledi.
GERİLİMİN FİTİLİ: GAZETECİLER VE GÖZALTILAR
Kriz, Bakü’de Rusya destekli Sputnik Azerbaycan ofisine düzenlenen baskınla görünür hale geldi. Baskında aralarında yöneticilerin de bulunduğu çok sayıda gazeteci “vergi kaçırma”, “kara para aklama” ve “kamu düzenini bozma” suçlamalarıyla gözaltına alındı. Rusya Dışişleri Bakanlığı bu durumu “provokatif” olarak nitelendirdi ve Azerbaycan’ı “ifade özgürlüğünü ihlal etmekle” suçladı.
Aynı dönemde Rusya’nın Yekaterinburg kentinde iki Azerbaycan vatandaşının gözaltında yaşamını yitirmesi, Bakü yönetiminde ve kamuoyunda öfkeyi büyüttü. Otopsi raporlarında “şüpheli darp izleri” bulunması, olayın sıradan bir vaka olmadığını düşündürdü. Azerbaycan hükümeti resmi özür ve tazminat talep ederken, Moskova yalnızca “üzüntü” bildirmekle yetindi.
KARABAĞ SONRASI YENİ GÜÇ DENGESİ
Azerbaycan’ın 2020’deki Karabağ zaferi sonrası Türkiye ile askeri ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmesi, ülkeyi Moskova’nın etki alanından uzaklaştırmaya başladı. Özellikle Şuşa Beyannamesi ve artan savunma işbirliği, Azerbaycan’ın kendi bağımsız stratejik yolunu çizmeye başladığının sinyalini verdi.
Aliyev yönetimi, uzun süredir “bağımsız ve milli bir kimlik” vurgusunu ön planda tutuyor. Rusça eğitim veren okulların statüsü, Rus kültür merkezlerinin faaliyetleri ve ekonomik projelerdeki yeni tercihleri, Bakü’nün “Rus gölgesinden çıkma” isteğini açıkça gösteriyor.
EĞİTİM VE KÜLTÜR CEPHESİNDEKİ ÇATIŞMA
Azerbaycan’da son yıllarda Rusça eğitim veren okulların statüsü üzerine çıkan tartışmalar, Rusya’nın “yumuşak güç” araçlarının zayıfladığına işaret ediyor. Ülkede hâlen yaklaşık 160 bin öğrenci Rusça eğitim alıyor; toplamda yaklaşık 1 milyon kişi günlük yaşamında Rusça kullanıyor. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın “yerli dil ve kültüre vurgu” politikaları, Moskova tarafından “asimilasyon” ve “Rus etkisini silme girişimi” olarak yorumlanıyor.
Rusya, tarih boyunca “Rusça konuşan toplulukları koruma” iddiasıyla Gürcistan, Moldova ve Ukrayna gibi ülkelerde sert müdahalelerde bulunmuştu. Bu nedenle Azerbaycan’daki dil ve kültür politikaları, Moskova’nın kırmızı çizgilerinden biri haline gelmiş durumda.
EKONOMİK BAĞLAR VE SANCILI AYRIŞMA
2024’te yaklaşık 4.8 milyar dolar düzeyinde olan iki ülke arasındaki ticaret hacmi, bugüne dek ilişkilerin temel taşıydı. Özellikle Bakü-Novorossiysk petrol hattı, iki ülke için stratejik önemde. Ancak Azerbaycan, yeni enerji hatları ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan alternatif güzergâhlar üzerinde çalışarak Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltma yönünde güçlü adımlar atıyor.
Ayrıca, Azerbaycan kökenli Rus oligarklar (Vagit Alekperov, Zahar İliyev, God Nisanov gibi) iki ülke arasındaki “görünmeyen köprüler” olarak görülüyordu. Son kriz, bu oligarkların da konumunu belirsizleştirerek, ekonomik bağların geleceğini sorgulatıyor.
PUTİN’DEN “DOLAYLI ZELENSKY” MESAJI
Kremlin kaynaklarına göre Putin, Aliyev’in Batı ile yakınlaşmasını ve artan özgüvenini “tehlikeli bir sapma” olarak görüyor. Ukrayna’da Zelensky’nin Batı’ya yönelmesiyle başlayan süreç, Kırım’ın ilhakı, Donbas’taki savaş ve en sonunda geniş çaplı işgal girişimiyle sonuçlanmıştı.
Putin’in, Orta Asya liderleriyle yaptığı görüşmelerde sık sık “Rus dili ve kültürü” vurgusu yapması, Azerbaycan’a dolaylı bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Kremlin çevresindeki bazı yorumcular, “Aliyev, Putin için yeni Zelensky olmaya aday” yorumunu yapıyor.
Bu yaklaşım, Azerbaycan’ın “ikinci Ukrayna” olarak görülmesine ve potansiyel olarak daha sert müdahalelere zemin hazırlanmasına yol açıyor.
TÜRKİYE’NİN POZİSYONU: STRATEJİK HİMAYE
Türkiye, Azerbaycan’ın en yakın stratejik müttefiki konumunda. 2020 Karabağ zaferinden itibaren savunma sanayi işbirliği, ortak tatbikatlar ve enerji projeleri hız kazandı. Türkiye, Azerbaycan’ın Batı ile yakınlaşmasında da kritik bir köprü görevi görüyor.
Ankara, Bakü’nün Rusya ile yaşadığı gerilimde açıkça taraf olarak görünmekten kaçınıyor, ancak diplomatik ve askeri destek sağlama konusunda geri adım atmıyor. Özellikle Orta Koridor (Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru) projesi, Azerbaycan’ı Rusya’nın kuzey-güney hatlarına bağımlılıktan kurtaracak kritik bir alternatif olarak öne çıkıyor.
“İKİNCİ UKRAYNA” GERÇEK OLUR MU?
Azerbaycan, coğrafi konumu, enerji gelirleri ve etnik yapısı nedeniyle Ukrayna kadar doğrudan Batı eksenine çekilemeyebilir. Ancak son krizler, Bakü’nün egemenlik vurgusunu güçlendirirken, Rusya’nın baskı araçlarını kısıtlıyor.
Moskova, Azerbaycan üzerindeki kültürel ve ekonomik nüfuzunu kaybetmemek için “yumuşak” tehditler, medya kampanyaları ve diasporayı kullanabilir. Ancak doğrudan askeri müdahale senaryosu hem Türkiye’nin varlığı hem de bölgesel dengeler nedeniyle düşük ihtimal olarak görülüyor.
YENİ BİR AYRIŞMA HİKAYESİ
Aliyev’in artan bağımsızlık adımları, Azerbaycan’ın “ikinci Ukrayna” olarak anılmasına yol açsa da Bakü yönetimi kendisini Batı ile Rusya arasında denge kurabilen “bağımsız bir bölgesel aktör” olarak konumlandırmak istiyor. Öte yandan Kremlin’in yeni Zelensky benzetmesi hem iç kamuoyunu konsolide etmek hem de eski Sovyet coğrafyasındaki diğer cumhuriyetlere gözdağı vermek amacı taşıyor.
Önümüzdeki aylarda, enerji anlaşmaları, eğitim reformları ve güvenlik işbirlikleri, iki ülkenin nasıl bir yol haritası izleyeceğini belirleyecek. Ancak şimdiden görünen şu: Güney Kafkasya’da soğuk rüzgarlar esiyor ve Türkiye’nin rolü her zamankinden daha kritik hale geliyor.






















