(The Turkish Post) – SAFA KAR
Kayseri her zaman Galatasaray için zor deplasman oldu. Maçın hemen öncesinde yağan dolu sahayı daha da ağırlaştırdı. Zemini ağırlaşan ve top kontrolünü zorlaştıran böyle sahalar teknik oyuncular açısından dezavantajdır. Fenerbahçe’nin 2 puan kaybettiği hafta farkı 8 puana çıkarma şansı yakalayan Galatasaray fırsatı iyi değerlendirdi.
Galatasaray karşılaşmanın ilk yarısını önde bitirdi fakat oynadığı oyun soru işaretleri doğurdu. Kayseri topa daha fazla hâkim oldu. Yüksek ve uzun toplarla rakibini bunalttı. Galatasaray bu oyunla skoru koruması ve 90 dakikayı tamamlaması çok zordu. Fakat ikinci devre bambaşka bir takım sahadaydı. Topu yere indirdi, iyi pas yaptı ve bol pozisyon üretti.
Son haftaların formda oyuncusu Yunus Akgün klasını konuşturdu. Ceza sahası önünden aldığı topu rakip kaleye kadar sürdü ve golünü attı. Ardından Osimhen sahneye çıktı. Kayserispor teslim bayrağını çekti. Çünkü karşısında gücünü ve oyununu kabul ettiren bir takım vardı. Barış Alper çok pozisyon harcadı ama son golü muhteşemdi.
ŞAMPİYONLUK İÇİN BÜYÜK AVANTAJ
Galatasaray zor deplasmanı kolaya çevirmeyi başardı. Fenerbahçe ile arasındaki puan farkını daha da açtı. Lige verilen araya 8 puan önde girdi. Şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj bu. Fark sadece rakamlarda değil, oyun kalitesi de Fenerbahçe’ye oranla çok ileride. Okan Buruk’un fendi Mourinho’yu yendi. Galatasaray’ın başında çıktığı 90 maçta 75. galibiyetini aldı. İnanılmaz bir rakam bu.
Günün diğer maçı düşme hattını yakından ilgilendiriyordu. Bu cümlenin kurulmuş olması bile Trabzonspor için utanç. Ama doğru, Bodrumspor’un kazanması durumunda kendini düşme hattının içinde bulacaktı. Trabzon ve düşme hattı… Şampiyonluk parolasıyla lige başlayan bir takımın düştüğü hallere bakın. Her takımın başında da kaleci kökenli teknik direktörler bulunuyor.
Bir ara ‘kaleciden antrenör olur mu?’ diye tartışılmıştı. Dünyada örneği çok az. Türkiye’de başta Şenol Güneş var. Volkan Demirel de başarılı bir hoca. Volkan Demirel’in maç öncesi Şenol Güneş’in elini havada bırakması şık bir görüntü olmadı. Gerekçe deprem sırasında Güneş’in yaptığı açıklamalar… Kırgınlık normal ama bu kadar uzamaması lazımdı. Volkan’a yakışmadı. Sporun ruhuyla da bağdaşmaz.
Trabzonspor’un durumunun ciddiyetiyle sahaya çıkacağını sanıyordum. Çünkü bu maç bir final gibiydi. Kazanırsa biraz nefes alacak ama kaybederse ateşe düşecekti. Tribünlerden yansıyan sıcak görüntüler soğuk havada insanın içini ısıttı. Kadın ve çocukların ilgisi olağanüstüydü. Aralanda minik bebekler bile vardı. Sık sık ekranlara da yansıdı.
Maç başladı… O da ne? Trabzon’lu oyuncular çoktan tatile çıkmış. Ayaklarında top tutamıyorlar. Ne defans, ne orta saha var. Takım tel tel dökülüyor. Buna karşılık Bodrum ise iyi hazırlanmış. Çok kontraatak pozisyonu yakaladılar. Şans ve beceri eksikliği takımı golden etti. Hele ilk yarının ortalarında bir pozisyon var ki… Son adam A. Yılmaz topu kaptırdı. Bodrum üç oyuncuyla gole gitti. Karşılarında Uğurcan’dan başkası yoktu. Bodrum bir pozisyonda iki şans yakaladı, ikisini de harcadı. Uğurcan kalesinde devleşti.
Fırsatları cömertçe harcamasaydı Bodrum ilk yarıda işi bitirebilirdi. Futbolun adaleti olsaydı, Trabzonspor iki üç farkla geriye düşerdi. İkinci devre de aynı ‘korku tüneli’ devam etti. Bordo Mavililer’in sonlandıramadığı her atak kalesinde tehlikeye dönüştü. Lundstram’ın kritik dokunuşları ve Uğurcan Bodrum’a geçit vermedi. Trabzon’da didinen Nvvakaeme’ye ve takımı ayakta tutan Uğurcan vardı. Buna Lundstram’ı da ekleyebiliriz. İki üç oyuncuyla maç kazanmak mümkün mü?
Evet, mümkünmüş. ‘Atamayana atarlar’ kuralı işledi. Defans oyuncusu Malheiro maçın son anlarında ceza sahası dışından nefis vurdu ve topu 90’a taktı. Trabzonspor hiç beklemediği anda öne geçti. Bu kez skoru korumasını bildi. Sahadan tek gol 3 puanla ayrıldı. İlerisi için hiç umut vermedi.
Lige verilen arada transfer takviyesi yapmazsa Bordo Mavililer tarihinin en kötü ve en ağır sezonunu yaşayabilir. Ne umut var, ne inat… Ruhunu yitirmiş, çökmüş bir takım var.
Şenol Güneş’in ‘Düştüğümüz kuyu sandığımız kadar derin değil ama tutunmaya çalıştığımız ip çok kısa’ vecizesinin de bir anlama yok. Trabzon’un düştüğü kuyu çok derin…





















