(The Turkish Post) – SAFA KAR
Beşiktaş’tan kendi sahasında üç gol yedi. Basit ve bireysel hatalar… Savunma çöktü. Maçın sonunda güç bela beraberlik sağlandı. Bu bir başarı falan değildi. Geri dönüş hiç değildi; sadece günü kurtardı. Teknik ekibin bu hatalardan ders çıkarması bekleniyordu. Yol geçen hanına dönen savunma bloğuna bir çare, bir çözüm üretmeliydi. Kupa maçında yine kendi sahasında Alanya’ya kaybetti. Yine basit bir gol… Ve buna da cevap verilemedi.
Ankara deplasmanında Gençlerbirliği karşısına çıktı. Evet, eksikleri vardı. Onuachu Afrika Kupası’na gitmişti. Ankara ekibi güçlü bir rakip değildi. Düşme hattının hemen üzerindeydi. Üç teknik direktör değiştirmişti. Volkan Demirel gitti, Metin Diyadin geldi. 16 maçta sadece 17 gol atabilmişti. Averajı eksilerdeydi; kalesinde gördüğü gol, attığından fazlaydı. Ligde tutunma mücadelesi veriyordu. Hedefi orta sıralarda yer almaktı.
Yağmurlu ve soğuk bir Ankara akşamında oynanan maçta bordo-mavili takım mutlak favoriydi. Puan cetvelinde üçüncü sıradaydı. Alacağı üç puanla zirveye doğru dev bir adım atacaktı. Fenerbahçe’ye nefesini ensesinde hissettirecekti. Sezonun ikinci yarısına yapılacak takviyeler ve isabetli transferlerle umutlu girilecekti. Şampiyonluk hayali kuranlar bile vardı… En başta Fatih Tekke’nin eşi.
Trabzon maça çok kötü başladı. Savunma tel tel döküldü. Orta saha yokları oynadı. Gençlerbirliği maçın başında 1-0 öne geçti. Trabzon daha oyuna bile girememişti. Oyuncular sahada mıydı? O da tartışılır. Bedensel olarak evet; ama akıl ve ruhları çoktan tatile çıkmıştı. Ankara’ya kazanmak için değil, kaybetmek için gelmiş gibiydiler. Mücadeleden, istekten, arzudan eser yoktu. Fatih Tekke de bu “trajediyi” kenardan seyretti.
İlk gol duran toptan geldi. Goutas çok rahat bir kafa vuruşuyla golü attı. Bu gol Trabzonlu oyuncuları uykusundan uyandıracak mıydı? Ne gezer… Sahada organize bir atak geliştirecek takım yoktu, oyun planı yoktu. Toplama bir mahalle takımından farksızdı. Bu maça hiç hazırlanmadıkları belliydi. Hayır, Gençlerbirliği çok iyi değildi; Trabzon çok kötüydü. Felaketti. Sezonun belki de en kötü futbolunu oynadı.
Basit ve acemice hatalar ikinci golü getirdi. Tongya ceza sahası içinde elini kolunu sallayarak golünü attı. Ona müdahale edecek tek bir Trabzonlu oyuncu bile yoktu. Onana da gelen her topu adeta “buyur” etti. Belki bu kadar basit hatalar beklemiyordu. Savunması olmayan bir takımın kalecisi tek başına ne yapabilirdi ki… İlk yarının uzatma dakikalarında farkı bire indiren bir “umut golü” geldi. Acaba bir kıvılcım olur muydu?
İkinci yarıya Trabzon iyi başladı. Augusto hem takımının hem kendisinin ikinci golünü attı ve beraberliği sağladı. Bu saatten sonra ne beklenir? En azından oyunu ve skoru tutmak değil mi? Fakat heyhat… Bir dakika sonra yine zincirleme hatalar ve Gençlerbirliği’nin golü geldi. Üç maçta aynı hatalardan altı-yedi gol yenir mi? Teknik ekip hiç mi uyarıda bulunmadı? Söylendiğine göre Fatih Tekke kulüpte yatıp kalkıyormuş. Oyuncularına aynı hataları tekrar etmemeleri için hiç mi ikazda bulunmadı?
Geri dönüş Trabzon’dan beklenirken, Gençlerbirliği dördüncü golü buldu. Gençlerbirliği gibi bir takımdan dört gol yemek için özel çaba sarf etmen gerekir. Maç başına düşen gol ortalaması sadece 1… Tehlikeli pozisyonları üreten taraf yine Ankara ekibiydi. Bir golü VAR’dan döndü, en az iki-üç net pozisyonu da beceriksizlikten harcadı. Yoksa Trabzon belki de tarihinin en farklı yenilgilerinden birini alabilirdi. Gençlerbirliği’nin yedi-sekiz gol bulması işten bile değildi.
Zubkov, Trabzon adına az da olsa canlılık gösteren oyunculardandı. Ceza sahasında düşürüldü. Maçın suskun ve aranan adamı Muçi farkı bire indirdi. Ancak daha fazlası için Trabzon’un ne takati ne de mecali vardı. Beraberliği hak edecek hiçbir şey yapmadı. Hem Gençlerbirliği’ne hem de futbola yazık olurdu. Bol gollü maç futbolseverler için keyifliydi ama Karadeniz ekibi sahadan taraftarlarını hayal kırıklığına uğratarak ayrıldı.
Futbolda kazanmak da var, kaybetmek de… Ama böyle değil. Oynarsın, rakibin daha iyidir, şansın yaver gitmez; yenilirsin. Ama üç maçta aynı golden yarım düzine gol yemezsin. Ayıptır, günahtır… Taraftarının kalbini kırarsın.
Trabzon bu yenilgiyi hak etti. Futbol adına olumlu tek bir şey yapmadı. Ankara faciası olmasaydı, kadro fukaralığına rağmen topladığı puanlarla ilk yarının en başarılı takımı olabilirdi. Yazık etti…























