(The Turkish Post) – SAFA KAR
Hava şartları pek elverişli değildi. Rüzgâr ve yağmur oyunun akışını etkiledi. Çok rüzgâr alması bu stadın bir özelliği…
Atmosferin avantaj ve dezavantajları iki takım için de aynı derecede geçerliydi. Süper Kupa, krizlere de neden oldu. İki yıl önce Suudi Arabistan denendi, olmadı. Ardından Fenerbahçe Şanlıurfa’da sahaya genç takımla çıktı. Golü yedi ve sahadan çekildi. Yarım kalan bir hesap da söz konusuydu.
Bu kupanın adı eskiden Cumhurbaşkanlığı Kupası idi. İsmi değişti, “Süper” oldu. Lig ve kupa şampiyonları Ankara’da karşı karşıya gelirdi. Kazanana cumhurbaşkanı gelir, kupayı verirdi.
Gelenek bozuldu. Statü değişti. Galatasaray her iki kupanın da sahibiydi. Eğer tek final oynansaydı, kupa finalisti Trabzonspor’un karşısına çıkacaktı.
Statü Fenerbahçe’ye yaradı. Bu sezon dört takımla oynandı. Trabzonspor ve Samsunspor elendi. Federasyon sezon arasını Süper Kupa maçlarıyla doldurdu. Ezeli rakipler finalde karşı karşıya geldi.
İki takımın da eksikleri vardı. Galatasaray, süper starı Osimhen’den yoksundu. Afrika Uluslar Kupası’nda ülkesi Nijerya için ter döküyordu. Fenerbahçe ise ara transferde iki futbolcuyla kadrosunu güçlendirdi: Samsunspor’dan Musaba’yı, Lazio’dan Guendouzi’yi aldı. Transferlerin ne kadar isabetli olduğu ispatlandı. Musaba Samsun maçının yıldızıydı; ayağının tozuyla sahaya çıkan Guendouzi ise finalin…
Şampiyonlar Ligi maçlarını düşündüğü için Galatasaray ara transferde ağır kaldı. Eldekilerle yetinmek zorundaydı. Kurallar gereği Atletico Madrid ve Manchester City maçlarına mevcut kadroyla çıkmak durumundaydı.
İki takım arasındaki maçlar her zaman bir kupadan daha fazla anlam taşır. “Ezeli rakip” denmesi boşuna değil. İkili rekabette Galatasaray’ın ezici bir üstünlüğü vardı. Fenerbahçe ise adeta bir fetret dönemi yaşıyordu. On yıldır şampiyonluğa ve kupalara hasretti.
Fenerbahçe’nin finale çok iyi hazırlandığı her hâlinden belliydi. Tedesco, iki yeni transferi ilk 11’de sahaya sürdü. Aslında bu bir riskti. Çünkü ne takım arkadaşlarını ne de rakip oyuncuları yeterince tanıyorlardı. Ancak ne Musaba ne de Guendouzi durumu yadırgadı.
Kırk yıllık Fenerbahçeli gibi sahaya çıktılar ve tüm yeteneklerini ortaya koydular. İlk yarım saat Galatasaray daha atak ve istekliydi. Rakip sahada pres yaptı. Fenerbahçe oyun kurmakta zorlandı, pozisyonlar da verdi. Ancak gol Fenerbahçe’den geldi.
Guendouzi, ceza sahası dışında önüne gelen topu düzeltti ve yerden düzgün bir vuruşla Günay’ın sağından filelere gönderdi. Mesafe uzaktı, top çok sert değildi. Kalecinin tutması gerekiyordu. Uğurcan Çakır olsaydı bu golü yemezdi.
Okan Buruk, Günay’ı oynattı ve risk aldı. Bedelini de ağır ödedi. Böyle bir final maçına takımın birinci kalecisiyle çıkılmaz mı? Golün ardından oyun ve moral üstünlüğü Fenerbahçe’ye geçti.
Galatasaray, arkasına rüzgârı almasına rağmen çok etkisizdi. Icardi’ye top gelmedi. Yunus ve Sané kayboldu. Barış Alper bildiğimiz ritminden uzaktı. Orta saha çöktü. Defansın direnebilmesi mümkün değildi. Sarı-kırmızılı takım gole tepki veremedi; adeta skoru kabullendi. Umutlarını ikinci yarıya bağladı. Oysa final maçlarında her dakika kıymetlidir; hele geriye düşmüşsen…
Elbette bunda Fenerbahçe’nin Galatasaray’ın oyununu bozmasının da büyük payı vardı. Orta saha ve savunma kusursuz oynadı dense yeridir. İlk dakikalardaki top kayıpları, golle birlikte ortadan kalktı.
Galatasaray ikinci yarıya hızlı başlamak istedi. Buruk, Sara’yı sahaya sürdü ve hücumu artırmayı düşündü. Ancak maçın hemen başında kalesinde ikinci golü gördü. Köşe vuruşundan gelen topa Osterwolde çok şık vurdu. Defans da seyirci kaldı. Kaleci Günay izlemekle yetindi.
İkinci gol Galatasaray’ın direncini tamamen kırdı; Fenerbahçe’nin ise özgüvenini zirveye çıkardı. Farkı azaltmak için riskler alındı. Eğer Fenerbahçeli oyuncular son pasları daha isabetli atabilseydi, tarihi bir fark kaçınılmazdı. İki yıl önceki final tekrarlanır, Beşiktaş gibi “beşlik” olurdu.
Galatasaray neredeyse hiçbir şey yapmadı ve kaybetti. Fenerbahçe ise akıllı ve stratejik oynadı, kazandı. Kupa “süper” olsa da oyun ve futbol vasattı.
Yıllar sonra Fenerbahçe’nin de bir kupası oldu. Ali Koç ve taraftar bu anı uzun zamandır bekliyordu. Sadettin Saran, başkanlığının ilk aylarında kupa sahibi oldu.
Galatasaray’ı net bir skorla geçmek, Fenerbahçe’ye büyük moral kazandırdı. Bu durum, şampiyonluk yarışını da olumlu etkileyecektir. Galatasaray, Beşiktaş yenilgisinin yarasını çabuk sarmıştı; ancak bu kez ezeli rakibi Fenerbahçe’den ağır bir yara aldı.





















