(The Turkish Post) – SAFA KAR
Kırmızı kart da futbola dahil…
Fenerbahçe, Beşiktaş deplasmanında ‘kırmızı kartla’ güldü. Yıllar sonra Beşiktaş’ı kendi sahasında ve taraftarı önünde yendi. Beşiktaş maça çok iyi başlamıştı, golü de erken buldu. Maçın 5. dakikasında Cerny’nin ortasına B. Toure kafayı vurdu ve takımını öne geçirdi. Erken gol, tribünleri bayram yerine çevirdi.
Fenerbahçe şaşkındı. Yan paslarla oyuna tutunmaya çalıştı. Beşiktaş ise dikine oynuyordu. Çok geçmeden ikinci gol geldi.
E. Topçu, ceza sahası içinde önünde bulduğu topu tek vuruşla köşeye gönderdi. Taraftar bir “tarihi zafer” beklentisine girdi. Haksız da değildi. Derbide Fenerbahçe gibi bir takım karşısında 20 dakikada 2 gol ve etkili oyun… Meyvesini verecekti.
Derken sahneye kaptan Orkun Kökçü çıktı.
Maçın 22. dakikası oynanıyordu. Rakibine çok sert girdi. Hakem önce sarı kart verdi, VAR’ın uyarısıyla bu kart ‘kırmızı’ya döndü. Maçın kaderi ve hikâyesi değişti. Bu kırılma anıydı. Bir kırmızı kart maçın kaderini değiştirebilir mi? Evet…
Farklı örnekler de yok değil. Beşiktaş’ın 10 kişiyle Fenerbahçe’yi yendiği maçlar hatırlandı. Fakat Beşiktaşlı oyuncular hazırlıklı değildi. Bu arada kenar yönetimi de çöktü. Sergen Yalçın da yok yere kırmızı kart gördü, tribüne çıktı. Takım kaptandan sonra hocasını da kaybetti.
Oyuncularda panik başladı. Topu Fenerbahçe’ye bıraktılar. Defansa çekildiler, orta saha oyundan düştü.
Kırmızı kart, Fenerbahçe’nin şansı; Beşiktaş’ın kabusu oldu.
Fenerbahçe zorlu Trabzon maçını da ‘kırmızı kartla’ kazanmıştı. Trabzon 18. dakikada 10 kişi kalmış, direnmişti; fakat Fenerbahçe’nin golüne engel olamamıştı. Neylersin, kırmızı kart oyuna dahil…
Beşiktaş savunmasının basit hataları sonucu Fenerbahçe, ilk yarı bitmeden beraberliği yakaladı. Beşiktaş bu kadar kolay teslim olmamalıydı. Kaptan ve hoca gidince, oyunu yönlendirecek ve takımı sakinleştirecek bir oyuncu kalmamıştı. İmdada devre arası yetişti.
İkinci yarıya Beşiktaş derli toplu başladı. Fenerbahçe kalabalık geldi, oyunu domine etmeye çalıştı. Beşiktaş direndi, atağa kalktı, pozisyonlar buldu. Final paslarını iyi kullanabilseydi öne geçebilirdi.
Fenerbahçe bal yapmayan arı gibiydi; çalıştı ama pozisyonları zayıftı. Golü getirecek ne uzaktan şutlar ne de karambol pozisyonlar üretebildi. Maçın son bölümüne girilmişken, 83. dakikada Emrehan Topçu önündeki topu J. Duran’a kaptırdı. Sakatlıktan yeni dönen Duran, şık bir vuruşla Fenerbahçe’yi öne geçirdi. Ve atı alan Fenerbahçe Üsküdar’ı geçti.
Tribünler yaşananlar karşısında şaşkın ve çaresizdi. Mecburen kabullendiler.
Bir 90 dakikaya çok fazla hikâye sığdı: 5 gol ve 1 kırmızı kart… Beşiktaş arifeyi gördü ama bayram yapamadı. Fenerbahçe’ye değil, kendisine yenildi.
Orkun Kökçü, gemisini batıran kaptan oldu. Bu, Kökçü’nün ligdeki ikinci kırmızı kartı… Bir kaptanın kırmızıya bu kadar yakın durması kabul edilemez. Hem kendisini yaktı hem takımını…
Fenerbahçe ise Trabzon’dan sonra Beşiktaş derbisini de kazandı. Başarı yeni hoca Tedesco’nun mu? Tedesco’nun teknik ve taktik becerisi inkâr edilemez. Fakat şansının da yaver gittiği muhakkak.
Şampiyonluk için futbol şansı da gerekli. Bugüne kadar semtine uğramayan şans faktörü, Fenerbahçe’nin yüzüne gülmeye başladı.
Beşiktaş galibiyeti Fenerbahçe’yi ikinci sıraya yükseltti. Liderle arasındaki puan farkı 4’e düştü.
Kırmızı kart meselesi enteresan… Beşiktaş-Galatasaray maçının skoruna da etki etmişti.
Trabzon-Galatasaray karşılaşmasında da son dakikalarda kırmızı kart çıktı, Karadeniz ekibi 10 kişi kaldı. Kırmızı kartlı maçlarda bir artış söz konusu. Sadece kenar yönetimi değil, kanaatimce psikologlar da soruna bakmalı. Bu kadar fazla kırmızı kart normal değil…























