(The Turkish Post) – SAFA KAR
Bu bir zafer… Bir destan… Avrupa destanı… Galatasaray ‘Avrupa Fatihi’ ünvanını yeniden hatırladı. Kelimenin tam anlamıyla tarih yazdı. Nicedir, bu tip futbol zaferlerine hasretti Türkiye… Rakip dünya devi Juventus’tu. 9 Avrupa finali oynamış, 2 kupayı müzesine götürmüş bir takım. Galatasaray son yıllarda istikrarsız grafik çizdi, düşe kalka ancak yoluna devam edebildi. Tur maçının ilk ayağı İstanbul’daydı.
Ve bir soru işaretiydi. Juventus’a karşı Galatasaray eski havasına bürünebilecek miydi? Yeni transferler takıma uyum sağlayabilecek miydi? Hafta sonu Eyüp’ü 5 atmıştı. Gol yollarını açabilecek miydi? Rakip dişliydi. Futbolu geleneği olan bir ülkenin köklü ve başarılı takımı…
İlk dakikalar denk kuvvetlerin mücadelesine sahne oldu. Gol Galatasaray’dan geldi. Sara plase ve isabetli vuruşla köşeden topu kaleye gönderdi ve takımını öne geçirdi. Zaferin habercisi miydi bu gol? Juventus’un cevabı gecikmedi. 1 dakika sonra beraberliği yakaladı. Uğurcan topu uzaklaştıramadı, defans uyudu. Ve gol geldi.
Erken gelen beraberlik golü canları sıktı. Tribünleri dolduran taraftar öne geçmenin keyfini yaşayamadı. Zafer umut ve beklentileri yara aldı. Galatasaray kendisini toparlamaya çalışırken kalesinde ikinci golü gördü. Bir anda yenik duruma düştü. Beraberlik çabaları ilk yarıda sonuç vermedi. Juventus istediği skoru almıştı.
İkinci yarı sahada bambaşka bir Galatasaray vardı. Maçı domine etti. Juventus’u sahadan sildi. İlk dakikadan itibaren rakip kaleyi ablukaya aldı. 5 dakika içinde beraberlik golünü buldu. Yeni transfer Lang sahnedeydi. Kaleciden seken topu ağlarla buluşturdu. Artık çaba galibiyet içindi. Oyunu Juventus’un sahasına yığdı. Sağlı sollu ataklarla İtalyan ekibini bunalttı. Ceza sahasının köşesinden Sara’nın içeriye sert gönderdiği topu defanstan kopup gelen Sanchez gole çevirdi.
Oyun da skor da Galatasaray’ın kontrolündeydi. Juventus neye uğradığını şaşırdı. Sarı Kırmızılı takım sahanın her yanına yayılmıştı. Oyunun tek hakimiydi. 7 dakika sonra Juventus 10 kişi kaldı. Psikolojik üstünlük de Galatasaray’a geçmişti. Farkı açmak için yüklendi. Osimhen’in başarılı ve hızlı presle iki topu kapmasını bildi. Osimhen’in asistleri gol kadar değerliydi. Golün yarısından fazlasıydı.
Lang ve Boey Osimhen’in pasını iyi değerlendirdi. Ve Galatasaray bir anda 5 -2 üstünlüğü sağladı. Farkı 3’e çıkardı. İkinci yarıda tam 4 gol buldu. Biraz dikkatli olsaydı, 6 da olabilirdi. Defansıyla öne çıkan bir İtalyan takımına, Juventus’a 5 gol atmak zaferin ve destanın adıydı. Okan Buruk takımını maça çok iyi hazırlamıştı. Kenardan yaptığı değişikliklerle oyunu istediği gibi yönlendirdi. Avrupa başarısına ihtiyacı vardı. Kariyerine Juventus zaferi ve destanını yazdırdı.
Bütün oyuncular övgüyü hak etti. Uğurcan’dan Osimhen’e kadar herkes formasının hakkını verdi. Osimhen ve Lang bir adım daha öne çıktı. Barış Alper eski formuna kavuştu. Aksayan bir oyuncu yoktu. Takım tıkır tıkır işleyen dişli gibiydi. Galatasaray bir iki oyuncunun yeteneği ve becerisiyle değil, takım olarak kazandı.
‘Turu geçti’ gözüyle bakmak yanlış… Büyük avantaj sağladığı ortada… Turun kapısını araladı. Üç fark öyle kolay kapatılabilir değil. Dikkatli ve kontrollü bir oyunla bir üst tura tırmanması zor olmasa gerek. Buradan dönüş olmamalı. Juventus düştüğü yerden kalkmak isteyecektir, pes etmez. Ama karşısında dinamik ve güçlü oyunuyla göz dolduran Galatasaray var.
Galatasaray, Avrupa zafer ve destanlarına bir yenisini ekledi. Hem ülkenin, hem futbolseverlerin, hem de takımın ihtiyacı vardı. 5 gollü galibiyetin Avrupa’da da yankı bulacağı kesin. Galatasaray bu zaferiyle adını dünya futbol sahnesine çıkardı. Yolu açık olsun…






















