(The Turkish Post) – SAFA KAR
Maçın henüz 10. dakikasıydı… Takımlar oyuna yeni yeni ısınırken Kasımpaşa, Galatasaray ceza sahası önünde topu kaptırdı; atak bir anda kontratağa dönüştü. Barış Alper topu aldı, kenardan yıldırım hızıyla Kasımpaşa kalesine doğru aktı ve topu Yunus Akgün’e çıkardı; adeta “al da at” dedi. Yunus önce topu düzeltti, ardından düzgün bir vuruşla ağları gördü.
Yunus Akgün son iki maçın asist kralıydı. Uzun süren sakatlığını atlattı ve eski formuna kavuştu. Ancak golün tartışmasız kahramanı Barış Alper Yılmaz’dı. Yaptığı şey basit bir asistten ibaret değildi; hızını ve gücünü konuşturdu. Kendi sahasından rakip ceza alanına kadar topu kaptırmadan, adeta bir rüzgâr gibi geldi. Kasımpaşalı oyuncular hızına yetişemedi.
Bu gol, maçın kolay geçeceğinin habercisiydi. Kasımpaşa sürprizlerin takımı… Fenerbahçe’den 1 puan almayı başarmıştı. Teknik direktör değişikliğine gitti; Şota gitti, Emre Belözoğlu geldi. Kulüp yeni bir başlangıç yapmak istiyordu. Ligdeki yeri düşme hattının hemen üstündeydi ve kötü bir rüya görmek istemiyordu. İlk yarıda topladığı puan 15’ti; bu yeterli değildi. Kulüp TMSF’ye devredildi. Tabiri caizse devletin takımı oldu.
İlk 45 dakikada Galatasaray çok sayıda pozisyona girdi. Karambol topları Kasımpaşa savunması başarıyla uzaklaştırdı. Kalecileri de günündeydi; kritik kurtarışlara imza attı. Barış Alper’in yakın mesafeden uzak köşeye plase vuruşunu parmaklarının ucuyla çeldi. İlk devre Galatasaray’ın 1-0 üstünlüğüyle sona erdi. İkinci yarıda Kasımpaşa biraz kıpırdansa da gücü belliydi; Galatasaray’a kafa tutacak durumda değildi.
Sarı-kırmızılı takım golleri son 10 dakikaya sakladı. Bir kaza golü puan kaybına neden olabilirdi. Bu yüzden skorun üzerine yatmadı. Farkı açmak için ataklarını sıklaştırdı ve rakip sahada öldürücü bir pres uyguladı. Yunus ceza sahası içinde topu kaptı, daha elverişli durumdaki Sara’ya çıkardı. Sara da sağ ayağıyla topu filelere göndermekte zorlanmadı. Bu gol maçın kopuş anıydı. Galatasaray durmadı, ataklarını sürdürdü.
Ve sahneye İcardi çıktı… Taraftarın sevgilisi. “Ruhumuzun bir parçası” yazılı pankart tribünleri süslüyordu. Sakatlığını atlattı ancak bir türlü eski ritmini bulamamıştı. Pozisyonlarda ağır kaldı. 88. dakikada ceza sahasına girdi, çalımını attı ve klasına yakışır bir vuruşla topu direğin dibinden köşeye gönderdi. Tribünler ayağa kalktı; bu gol, pankarta da bir cevaptı.
Bu sadece bir gol değildi. İcardi’nin Galatasaray’daki 60. golüydü ve bir efsaneyi geride bıraktı. Hagi’nin önüne geçti. İcardi, Galatasaray formasıyla en fazla gol atan yabancı oyuncu oldu. Listenin zirvesinde artık onun adı var. Attığı goller boşa değildi; şampiyonluklar getirdi. Sarı-kırmızılı takımın son üç yılda üst üste kazandığı şampiyonluklarda İcardi’nin payı büyüktü. Taraftar için özel ve ayrıcalıklı bir isim…
Bu, Galatasaray’ın sezonun ilk yarısındaki son maçıydı. 17 maçlık periyodu 42 puanla lider tamamladı. Fenerbahçe’nin liderliği yalnızca bir gün sürdü; koltuğu yeniden devraldı. İlginç bir istatistik ise dikkat çekiyor: Galatasaray hiçbir derbiyi kazanamadı. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor ile berabere kaldı; Kocaeli’ye kaybetti. 9 puanlık kayıp bu kadro için fazla… Geçen yıl daha başarılıydı.
Buna karşılık rakibi Fenerbahçe de çok iyi bir görüntü çizmiyordu. Yenilgisizdi ama beraberlik sayısı fazlaydı. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzon maçlarını oyunuyla değil, biraz şans ve bahtıyla kazandı; rakipler çok erken kırmızı kart gördü. Bu da futbolun bir parçası… Buna rağmen yarışın içinde kalmayı başardı. Galatasaray ise kayıpların fazla olduğu bir sezonda devreyi 3 puan farkla lider tamamladı.






















