(The Turkish Post) – SAFA KAR
Ligde maçlar niye gece oynanıyor? Sıcaktan mı? 21.00’de yatsı ezanı okundu, Galatasaray’ın maçının başlamasına daha yarım saat vardı.
Avrupa liglerine baktım; Almanya, İngiltere ve İspanya’da maçlar gündüz oynanmış. Geceye sarkan maç yok denecek kadar az. Sadece İspanya’da Real Madrid’in maçı devam ediyordu. Orada da saat farkı dikkate alındığında “gece yarısı” denmez, ancak “akşam saatleri” denebilir.
Sıcak faktör olabilir. Fakat “21.30 nedir Allah aşkına?” Maç, günün noktalanmasına dakikalar kala sona erdi. Tribünleri dolduran taraftarların evlerine ulaşması ertesi güne kaldı. Maç saatleri tekrar gözden geçirilmeli…
Galatasaray’ın rakibi Rizespor’du. Sarı-kırmızılı takım üç maçı kazanmanın rahatlığı ve de “rehavetiyle” çıktı sahaya. “Nasıl olsa kazanırım…” düşüncesi Kayseri’de alarm verdi. Defansta çok aksadı. Benzer tablo Rize maçında da tekrarlandı. İlk yarı Rize iki gol buldu. Biri çok ince, kıl payı ofsayttı; diğeri Aliso’nun işgüzarlığıydı. Topa dokunmasaydı, Laçi’nin vuruşu goldü. Çok basit bir hata…
Rize’nin hocası İlhan Palut “Duran topları çalıştık.” dedi. Ama golü duran toptan yedi. Bir köşe atışında defanstan gelen D. Sanchez çok iyi yükseldi, kafayla topu filelere gönderdi. Rize golü çalıştığı yerden yedi. Galatasaray da önceki maçlarda bulduğu golün kopyasını attı. Defans oyuncularının devreye girmesi şüphesiz iyi fakat forvetlerin de kendisini göstermesi lazım.
Avrupa maçlarına sayılı günler kaldı.
Lig maçları Avrupa için prova kabul edilirse Galatasaray’ın iyi sinyaller verdiğini söylemek zor. Kazanmak “evet, tamam” ama “yetmez.” Avrupa arenasında bu kadar hatanın faturası ağır olur.
Defans dökülüyor, orta saha eski ritminden uzak, forvet dağınık ve savruk… Artık Sané’nin oyuna girmesi lazım. Bu kadar süre uyum için yeterli… Sané’nin eski halinden eser yok; sıradan bir oyuncu gibi… Hataları da cabası…
İkinci yarı da farklı değildi. Galatasaray rehavet içinde yine… Oyuncular rahat, umursamaz ve gamsız… Oysa “ummadık taş baş yarar” diye bir söz var. Ligin kaderini “yol kazaları” belirler. Galatasaray “yol kazasına” davetiye çıkardı. Elinden geleni yaptı fakat rakiplerini değerlendiremedi. 4 maçta kalesinde sadece 1 gol gördü ama sayısız pozisyon verdi. Becerikli bir rakip olsaydı skor değişirdi.
O rahat oyunu içinde Galatasaray kendisini rahatlatacak ikinci golü buldu. Bu kez defanstan Abdülkerim geldi, kale içine sert kesti, Osimhen en iyi yaptığı işi tekrarladı; kafayla kaleyi buldu.
Tribünler ve takım tam rahatladı derken Galatasaray inanılmaz defans hataları yaptı. Geriden çıkarken adeta “ateşle oynadı” ve kalesinde golü de gördü. Fark tekrar 1’e indi. Her an her şeyin olabileceği dakikalar başladı. Kenardan Okan Buruk değişikliklerle oyuna müdahale etti.
Bu kez defans hatası Rize’den geldi. Sallai bastırdı, topu kaptı, İcardi’ye “al da at” dedi. İcardi de ikramı geri çevirmedi, Galatasaray’ı rahatlattı. Uzatma dakikaları kolay geçti. Yoksa maç her türlü olasılığa açıktı.
Rize’nin puanla ayrılması işten bile değildi. Beceri ve biraz futbol şansı yanında olsaydı skor çok farklı gelişirdi.
Galatasaray milli araya “dörtte dört” yaparak girdi. “Skor üstünlüğü” aldatmasın, takımda yolunda gitmeyen şeyler var. Defans “alarm” veriyor.
Çekirge bir sıçradı, iki sıçradı ama arkası gelmeyebilir. İstatistik severler için bir not: Rize ilk golünü atarken Galatasaray kalesi de golle tanıştı. Sanchez’in golü Galatasaray’ın liglerde attığı 4 bininci golmüş… Fenerbahçe’den sonra Galatasaray da 4 bin barajını aştı.























