(The Turkish Post) – SAFA KAR
Cuma maçı avantaj mı yoksa dezavantaj mı? Kazanırsan senin için büyük moral, rakip içinse dezavantaj anlamına gelir. Geçen hafta açılış maçında Samsun virajını kolay geçen, Galatasaray’ın bu kez rakibi Bodrum’du. Yine bir cuma maçı… Sarı Kırmızılı takım haftalar sonra taraftarın önüne çıktı. Taraftar da yalnız bırakmadı, stadı ağzına kadar doldurdu. Ve takımı ateşledi.
Bodrumspor Fenerbahçe maçı istisna tutulursa büyük bir çıkışa imza attı. Bir zamanlar Mourinho’nun yardımcılığını yapan Jose Morais’in sihirli değneği Bodrumspor’a ayrı bir kimlik kazandırdı. Neredeyse düşmesine kesin gözüyle bakılan takımlardan biriydi. Morais takımı düştüğü yerden kaldırdı. Hattın hemen üstüne çıkarmayı başardı. Sadece katı defansı ve kalesini gole kapatması değil aynı zamanda kritik ve kader maçlarını da kazanmasını bildi. Rize ve Alanya gibi…
Fenerbahçe maçı büyük hayal kırıklığıydı. Bir çok as oyuncunun ilk 11’de oynamaması eleştirelere de neden oldu. Kaleci 18’inde bile değildi. İlk kez kaleye geçti. Morais’in, Mourinho’ya bir jesti miydi? Bu jest Galatasaray maçında da devam edecek miydi? Bodrum elbette her takımdan puan almak ister. Maça asılmasından daha doğal ne olabilir. Sorun direnci değil, Fenerbahçe maçındaki gevşekliği…
Bodrum’un puana ihtiyacı var. Henüz ateş hattından çıkabilmiş değil. Her an kendini düşme potasında bulabilir. Elbette Galatasaray’a karşı varını yoğunu ortaya koyacaktı. Koyması gerekirdi. ‘Peki Fenerbahçe maçı…? diyeceksiniz, evet o bir soru işareti olarak şimdilik orada dursun. Sezon sonunda ayrıca değerlendiririz.
Samsun maçı zordu, Galatasaray kiliti kolay açtı ve 3 puanı cebine koymakta zorlanmadı. Samsun zaten düşüşte olan bir takımdı. Bodrum ise diri ve mücadeleci bir takım… Samsun gibi rahat değil. Lige tutunmanın mücadelesini veriyor.
Bodrum sahaya ‘defans’ ağırlıklı kadro ile çıktı. İlk hedef gol yememekti. Galatasaray ise tam aksine işi erken bitirmek istiyordu. İlk gol direncin kırılacağı anlamına geliyordu. Okan Buruk’un takımı maça çok iyi hazırladığı daha ilk dakikada belli oldu. Kupada Fenerbahçe deplasmanındaki çıkışını sürdürdü.
Hakemin düdüğüyle birlikte oyunun üstünlüğünü ele aldı. Topu rakibe göstermedi. Sağlı sollu ataklarla Bodrum kalesini bunalttı. Kalecinin kurtarışları, çizgiden çıkan ve direğe vuran toplar… Golün habercisiydi. Nitekim yarım saat dolarken orta sahanının boyu küçük ama oyunu büyük oyuncusu Torreira kafayla topu ağlara gönderdi. Baskının golü getirmemesi futbol adaletsizliği olurdu. Bodrum’un yapabildiği ancak savunmaydı.
Sarı Kırmızılı takım golden sonra da hız kesmedi, ataklarına devam etti. Yine çok pozisyona girdi. Biraz şanssızlık biraz beceriksizlik ikinci golü getirmedi. Yoksa ilk devre maç bitebilirdi. Devre bir farkla bitti.
Galatasaray ikinci yarı geri çekilir miydi? Çünkü Türk futbolunun ‘skoru korumak’ gibi bir hastalığı var. Yok, hayır kaldığı yerden devam… Okan Buruk tek farklı üstünlüğün ne denli riskli olduğunu en iyi bilen isimlerden. Bir serseri top bütün hesapları alt üst edebilir. Örneği çok.
Bodrum’un Galatasaray karşısında tutunacak ne oyun gücü ne de tekniği vardı. Farkın açılmaması için çabaladı. Fakat Galatasaray’ın pozisyonları vardı fakat gol bir türlü gelmiyordu. Derken Yunus Akgün ceza sahasın yıldırım gibi girdi ve kale içine topu kaldırdı, Sanchez kafayla ağları buldu. Biri orta saha diğeri defans oyuncusunun iki kafa golüyle Galatasaray ‘zorlanacağı hesapları’ yapılan Bodrum engelini aştı.
Oyun ve skor Galatasaray’ın şampiyonluğa koşar adım gittiğini gösteriyor. Geri sayımın başladığı haftalardayız. Her maç final… Her iki takım için de… Fenerbahçe’nin kaybetmeye hiç tahammülü yok. Galatasaray’ın bir avansı var. Maçtan maça fark olur. Fakat Galatasaray üzerindeki ataleti attı ve çıkışa geçti. Oyun ve skor üstünlüğünü herkese kabul ettirdi. Fenerbahçe’nin umutlarını azalttı. Sarı Kırmızılı takımın şampiyonluğa koştuğunu söylemek yanlış olmaz.























