(The Turkish Post) – SAFA KAR
Fenerbahçe beraberliğe sevindi mi? Evet, yenilmedi. Kendi saha ve seyircisi önünde maç gidiyordu. Uzatma dakikalarında Levent Mercan’ın ortasını Duran ağlara gönderdi.
Galatasaray 1 puana sevindi mi? Okan Buruk oyuncu değişiklikleriyle hem oyunu soğutmaya hem de skoru korumaya çalıştı. Üç puanı cebine koymak üzereyken kalesinde golü gördü.
Galatasaray beraberliğe sevinmedi ama çok da üzülmedi…
Çok sakatı vardı; Okan Buruk, takım kurmakta zorlandı. Sakatlıktan dönen oyuncular eski formundan uzaktı. Okan Buruk son anları daha iyi yönetebilseydi sahadan zaferle ayrılması işten bile değildi. Fazla geriye yaslandı.
Bireysel yeteneklerin çok olduğu bir takıma karşı geri çekilmek riskleri de beraberinde getirir. Nitekim öyle de oldu.
Maç boyunca uzun ve havadan gelen topları başarıyla savuşturan Sarı-Kırmızılı oyuncular, Levent’in ortasıyla Duran’ın arasına giremedi. Uğurcan köşeye doğru giden topa uzanamadı. Torreira golden birkaç dakika önce takım arkadaşı Kazımcan’la çarpışmış ve başı sargılıydı. Yanından geçen topa kafasıyla müdahale etmesi zordu. Bu Fenerbahçe’nin şansı, Galatasaray’ın şanssızlığı oldu.
Beraberlik golü biraz daha erken gelseydi derbi adına yakışır şekilde heyecana sahne olabilirdi.
Sahada mücadele vardı fakat futbol zayıftı. Galatasaray golü bulunca geri kalan sürede oyunu yavaşlatmayı yeğledi. Altmış dakika oyun soğutulmaz ki… Yunus Akgün daha erken oyuna alınabilirdi. Daha tehlikeli kontrataklar geliştirilebilirdi. Osimhen sahada tutulabilirdi; çünkü Osimhen hem takımı yönlendiren hem de savunmaya yardım eden bir oyuncuydu.
Galatasaray 2 puanı kendi oyunuyla kaybetti. Eğer ritmini bozmasa, oyunu soğutmaya çalışmasa skoru artırabilirdi.
Fenerbahçe ilk yarı uzun ve isabetsiz paslarla tehlike oluşturmaktan uzaktı. Sane ceza sahası önünde elini kolunu sallaya sallaya ilerledi, Skriniar formasına uzandı ama tutamadı. Önüne set kursaydı o kadar kolay hareket edemez ve topa vuramazdı.
Sane klasına yakışır şekilde, yılanı andıran kıvrımlarla adam eksilte eksilte vuruşunu yapacağı noktaya geldi. Oosterwolde’ye çarpan top Ederson’u yanılttı ve Galatasaray aradığı golü ilk yarıda buldu. Pozisyonun hemen öncesinde Fenerbahçeli oyuncular A. Brown ve İsmail topa birlikte çıktılar ve çarpıştılar. Top Sane’nin önünde kaldı. Yine bir takım için şans, diğer takım içinse şanssızlıktı.
Sane alkışı hak etti; Skriniar ve Semedo’nun hatası gole mal oldu. Fatura savunma oyuncularına kesilmeli. Skriniar ayrıca havadaki topa elle müdahale ederek golün iptaline neden oldu. Böyle bir maçta bu kadar temassız ve rakipten uzak bir oyun kabul edilemez.
Hakem Yasin Kol verdiği ve vermediği faullerle çok tepki topladı. Birçok faule “devam” dedi. Özellikle de Galatasaraylı oyuncuların yerde kaldığı pozisyonlarda…
Skriniar’ın Sara’nın ayağına müdahalesini görmezden geldi. Kırmızıya yakın bir hareketti; sarıdan biraz fazla, kırmızıdan çok az eksik… Hakem faul düdüğünü bile çalmadı. Hakemin de maçın berabere bitmesini ister bir havası vardı. Puanların kardeşçe paylaşılması için elinden geleni yaptı.
Kadıköy’e lider giden Galatasaray liderliğini korudu. Fenerbahçe ise liderliği yakalama şansını harcadı. Oysa rakibini eksik ve sakat yakalamıştı. Fenerbahçe çıkıştaydı, Galatasaray ise dalgalanmaktaydı.
Tedesco maçtan önce “Biz kendi oyunumuzu oynayacağız…” demişti. Nerede o oyun?
Özellikle ilk yarı kendi oyunundan eser yoktu. Ne baskı, ne organize atak, ne rakibi sıkıştırma, ne kaleye şut, ne pas zenginliği… Üç pas yapmakta zorlandı. Sürekli uzun top…
Fenerbahçe, son dakika golüyle beraberliği kurtardığına sevinse de liderliği kazanamadığı için ne kadar dövünse az… Galatasaray’a yenilmemek başarıysa söylenecek söz yok. Ama bu anlayışla şampiyonluk falan çıkmaz.
Haftanın kazananı Trabzonspor oldu. Zirveye bir adım daha yaklaştı. Belli ki bu yıl lig sürprizlere gebe…























