(The Turkish Post) – SAFA KAR
Kâğıt üzerinde favori Galatasaray’dı. Hafta içinde Liverpool’u devirmiş ve ligde 7’de 7 yapmıştı.
Ancak derbi maçlarının havası her zaman başkadır. Beşiktaş, geçen sezon “büyük maçların takımı” olduğunu göstermişti. Adeta bir “Derbi Kartalı”ydı. Galatasaray’ın tek mağlubiyeti de Beşiktaş’a karşıydı.
Ayrıca bu maç, genç hocaların da tartıya çıktığı bir mücadeleydi. Bir tarafta rüştünü ispat etmiş Okan Buruk, diğer tarafta Sergen Yalçın… Beşiktaş’a Yalçın’ın eli değmişti. Takım toparlanmış, üst üste galibiyetler almıştı.
Galatasaray maça tutuk başladı, Beşiktaş ise daha diri bir görüntü sergiledi. Belli ki Sarı Kırmızılı takım Liverpool yorgunuydu. Zor bir maçtan çıkmıştı; bir haftada üç maç oynamak kolay değildi. Her ne kadar kulübe derinliği olsa da, takımın omurgasını oluşturan oyuncuları dinlendirme lüksü yoktu.
Beşiktaş önde pres yaptı, orta sahayı kalabalık tuttu. Topu rakibine bırakmadı, oyunu kendi kontrolünde götürdü ve ilk dakikalardan itibaren rakip kaleyi yoklamaya başladı. Galatasaray topu kalesinden uzak tutmakta zorlandı.
Nitekim Beşiktaş aradığı golü erken buldu. Henüz maçın 12. dakikasıydı. Orkun Kökçü ceza sahasına girdi, vurduğu topu Uğurcan çeldi, top Abraham’ın önüne düştü. Bu oyuncu yakın mesafeden topu ağlara gönderdi.
Galatasaray için bu bir şoktu. Sarı Kırmızılı ekip biraz toparlandı, topu rakip sahaya taşımaya başladı. Bir kontra pozisyonda Rafa Silva hızını konuşturdu; Sanchez, “kırmızı kartı” göze alarak faulle durdurdu. Son adamdı. Hakem tereddütsüz kırmızı kartını gösterdi. Dakikalar 35’i gösteriyordu. Maçın ancak üçte biri oynanmıştı; geride olan Galatasaray bir de 10 kişi kalmıştı.
Bir eksikle oynamak bazen motivasyon kaynağı olabilir ama her zaman değil. Beşiktaş gibi derbi canavarı bir takıma karşı 1 kişi eksik oynamak ciddi bir güç kaybıydı. Sanchez defansın belkemiğiydi, üstelik Singo da sakatlanıp çıkmıştı. Şartlar Beşiktaş’ın lehine, Galatasaray’ın aleyhineydi. Sarı Kırmızılılar ilk devreyi 1-0 geride kapattı. Beşiktaş farkı açamadı.
İkinci yarıya Galatasaray hızlı başladı. Önde bastı, rakibini hataya zorladı. Bu, Galatasaray’ın en iyi yaptığı işti. Top kapma ustası Torreira yine sahneye çıktı. 55. dakikada kalecinin pasını kaparak topu ceza sahasındaki İlkay’a aktardı. Mert’le karşı karşıya kalan İlkay Gündoğan, düzgün bir vuruşla ligdeki ilk golünü attı ve takımına beraberliği getirdi.
Galatasaray bu tür golleri sıkça atmıştı. Sergen Yalçın’ın takımını uyarması ve dikkatli oynatması gerekirdi; bilinen bir gole adeta zemin hazırladı.
Beşiktaş yeniden canlandı, galibiyet golü için Galatasaray kalesine yüklendi. Sarı Kırmızılı oyuncular dikkatliydi. Buna rağmen Beşiktaş tehlikeli pozisyonlar yakaladı. Bunlardan birinde Rafa Silva, yakın mesafeden topu auta göndererek zoru başardı. Gol için bundan daha iyi bir fırsat bulunamazdı.
Galatasaray eksik oynamanın da etkisiyle beraberliği korumaya çalıştı, oyunu rölantiye aldı.
Beşiktaş ise çok pas hatası yaptı, final toplarını kötü kullandı. Sergen Yalçın kenarda adeta çıldırdı; oyuncularına bağırdı, çağırdı. Taraftar saç baş yoldu.
Uzatmaların da uzatmasında Jurasek kenardan ceza sahasına yöneldi. Önündeki topu kontrol edemedi. İçerideki arkadaşlarına çıkarabilse maç galibiyet golüyle sonuçlanabilirdi.
Sonuçta iki takım da birer puan aldı, üç puanın biri havaya uçtu. Beraberlik Beşiktaş’ı üzdü, Galatasaray’ı ise memnun etti.
Hakem performansı yine tartışılacak türdendi. Anlamsız düdükler çaldı. Yan hakem, ofsayt olmayan bir pozisyonda hatalı bayrak kaldırdı. Hakem “avantaj” işareti yaptı ama ardından oyunu kesti. Sallai Beşiktaş kalesine giderken düdük çaldı ve ofsayt atışına hükmetti. Kimse ne olduğunu anlayamadı. Trabzon maçındaki Arda Kardeşler’in hatalı düdüğünü hatırlatan bir karardı.
Herkesin gözü hakemlerin üzerinde. Çok daha dikkatli olmaları gerekirken hata üstüne hata yapmaları anlaşılır gibi değil.
15 maçlık galibiyet serisi sona eren Galatasaray’ın kendi sahasında iki puan kaybetmesi, Fenerbahçe ve Trabzonspor’u umutlandırdı.
Beşiktaş puan farkını bir maç eksiğiyle 9’a indirdi, “yarışta ben de varım” dedi. Çoklu yarış futbolun zevki için olmazsa olmaz. Tek veya iki takımla şampiyonluk mücadelesi, futbola olan ilgiyi de azaltıyor.























