(The Turkish Post) – ÖMER FARUK DENİZ, MEDİNE
Hac yolculuğunun ilk durağı olan Medine’de Allah Rasulü’nü (sav) selamladıktan sonra İslam tarihinde önemli olayların yaşandığı yerleri ziyaret etmek bu sefere çıkan herkesin isteğidir. Uhud ve Hendek savaşlarının yaşandığı yerler, Kuba, Kıbleteyn ve Cuma mescitleri, Cennetül Baki kabristanlığı, Gars kuyusu bunlardan birkaçı. Bir de ecdat yadigarı Medine Tren İstasyonu ve Amberiye Mescidi.
Medine Havalimanı’ndan hacı adaylarını alıp şehir merkezine götüren otobüs şoförünün ağzından çıkan ancak anlaşılmayan birkaç Arapça kelimenin sonunda duyulan “Uhud” ifadesi, bir anda bütün dikkatleri o yöne çekti. Elin gösterdiği tarafa döndü bütün bakışlar. “Neresi, neresi” diye birbirine soranlar… Uhud daha sonra ziyaret edilecekti ama, yol üzerinde olunca, kutsal topraklarda hacı adaylarını ilk karşılayan ve ilk selamlanan da şehitlerin kanıyla sulanmış bu mübarek topraklar oldu.

“BİZ UHUD’U SEVERİZ, UHUD DA BİZİ…”
Her Müslüman için derin bir anlam, acı, hüzün ve keder ifade eder Uhud. Başta Peygamber Efendimiz’in (sav) amcası Hz. Hamza ve Medine’nin ilk muallimi Musab bin Umeyr olmak üzere 70 sahabenin şehid düştüğü yerdir Uhud. Hz. Peygamber’in (sav) insanlar lanetlemesin diye “Biz Uhud’u severiz, Uhud da bizi sever” dediği dağdır Uhud. 50 okçunun Peygamber (sav) emrine uymayarak mevzisini terkettiği için, o zamanlar henüz Müslüman olmamış Hz. Halid bin Velid’in (ra) İslam ordusunu arkasından dolaşarak büyük bir kıyım yaşattığı yerdir Uhud. Hz. Muhammed’in (sav) dişinin kırıldığı, yaralandığı savaş meydanıdır Uhud.
GÖZLER ARAYIŞ İÇİNDE
Okçular tepesine çıkıp savaşın yaşandığı alana bakarken, gözler o güne dair bir görüntü arayışında.
Efendimiz’in (sav) ordusuna emir verip düzene koyması, kılıç sallayıp müşriklere saldırması, dağa çekilme emri vermesi, yaralarının sarılması, şehitlerin defnedilmesi… Ünlü yönetmen Mustafa Akkad’ın şaheser niteliğindeki “Çağrı” filmi ne güzel işlemişti o sahneleri. Savaşın geçtiği meydana büyükçe bir cami ve etrafına kulübe tarzı yapılar yapılmış. Otopark gibi yerler de eklenince insanın aradığı görüntü tam da bu değil aslında. O günden günümüze ulaşabilen Okçular tepesi, Şehitlik ve Uhud Dağı’nın kendisi.

ŞEHİTLİK
Çevrili bir alan içinde etrafı taşlarla belirginleştirilmiş bölgeyi göstererek fısıldıyor rehber: “İşte Hz. Hamza ile Musab bin Umeyr’in mezarları.” Allah Rasulü’nün (sav) iki gözdesinin parçalanmış cesetleri geliyor zihinlere. Şehitlerin seyyidi Hz. Hamza’yı katleden Hz. Vahşi, sonradan Müslüman olduğunda Allah Rasulü (sav) kendisine görünmemesini istemişti, amcasının o gün paramparça edilmiş halini hatırlamamak için.
Genç, yakışıklı, asil ve zengin iken her şeyi bırakıp Allah’ı ve Rasulü’nü (sav) tercih eden Musab bin Umeyr de o gün Peygamber Efendimizi (sav) korurken kollarını kaybetmiş, en son başına inen bir kılıç darbesiyle şehit düşmüştü. Onca varlıktan sonra kefeni bile olamamış, ayakları otlarla kapatılmak zorunda kalınmıştı.
Medine, Peygamber şehri. Daha gidilip görünmesi gereken çok yer var.





















