(The Turkish Post) – MEHMET ERDEM / STRAZBURG
Avrupa medyası, birkaç gündür Fenerbahçe’nin eski yıldızı Allan Saint‑Maximin’in itiraflarını konuşuyor. Bir dönem İngiltere’nin en köklü kulüplerinden Newcastle United formasını da giyen Fransız oyuncu, Türkiye’de oynadığı bir yılla ilgili flaş değerlendirmeler yaptı. Burada bir parantez açmam gerekiyor. Başta mülakatın gerçekleştiği Fransa olmak üzere, İngiltere, Almanya ve İspanya gibi ülkelerde de büyük yankı uyandırdı.
Ancak hedef olduğu düşünülen Türk takımı Fenerbahçe, Türkiye Futbol Federasyonu ve Türk medyasında, tek kelime haber değeri olmadı. Muhtemeldir ki, Maximin’in açıklamalarının bir haber değeri olduğu düşünülmemiş olabilir. Belki ben yanılmışım diye düşündüm. İnternet üzerinden Türk medyasını sörf ettim. Ancak yine gözüme bir şey ilişmedi. Ama Türkiye’de futbolu yönetenlere üzücü bir haberim var. Her ne kadar, siz başınızı kuma gömmeye devam etseniz de, UEFA, yıldız oyuncunun itiraflarıyla ilgili ciddi bir soruşturma başlattı. Bir hukukçu olarak belirteyim… Maximin’in itiraflarını belgelemesi halinde alınacak cezayı benim söylemeye dilim varmıyor. Çünkü Fransız basını birkaç gündür yıldız oyuncunun akıl almaz iddialarını manşetlerinden düşürmüyor. Bir adım ötesini de size söyleyeyim… UEFA müfettişleri birkaç hafta içerisinde oyuncunun da bilgisine başvuracakmış… Umarım bunun Türk medyasında bir haber değeri vardır.
DOPİNG İDDİALARI CEVAP BEKLİYOR
Gelelim, Avrupa’da ses getiren röportajın yankılarına… İngiltere’nin TalkSport isimli gazetesi, olayı “Fenerbahçe, eski Premier Lig yıldızı Allan Saint‑Maximin, kulübün ona ‘doping ürünleri’ vermeye teşebbüs ettiği iddiasını şiddetle reddetti” başlığıyla verdi. Her ne kadar Fenerbahçe, bunu “hakaret içerikli ve kulübün itibarını zedelemeye yönelik bir iddia” olarak değerlendirse de, bu yazılı değerlendirme hukuki olarak bir anlam ifade etmiyor. Hatta Maximin, elinde dopingle ilgili bazı delillerin de olduğunu iddia etti. Haydi gelin, bu iddiaların konuşulduğu bir ortamda futboldan ve sportif başarıdan söz edin. Fenerbahçe, yazılı açıklama yapmak yerine, somut delillerle bir an önce bu iddiaları etkisiz hale getirmeli. Aksi durumda Şampiyonlar Ligi hayalini unutsun derim. Çünkü Avrupa’da seçenekler konuşulmaya başlandı bile. Daha onlarca bilinen medya kanalı da iddiaları manşetlerine taşıdı. Neticede Maximin, sıradan bir oyuncu değil.
AVRUPALI OYUNCULARA, İSİM BAZLI ÖDEMELER Mİ YAPILIYOR?
Avrupa medyasında yapılan analizlerde, doping ve yüksek maaş iddiaları, yalnızca bir oyuncunun kişisel kariyerine değil, Türk futbolunun içinde bulunduğu yapısal sorunlara dair de önemli bilgilere yer veriliyor. Yazılarda, Maximilian’ın takım içinde aldığı astronomik maaşla birlikte performansını yapay yollarla artırmak için yasaklı maddelere başvurduğunun altı çiziliyor. Bu iddialar ışığında, Fenerbahçe kulübünde bir denetim ve kontrol zaafiyeti olduğuna dikkat çekiyor. Futbolculara yapılan baskılardan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve Teknik Direktör Jose Morinho’nun bilgisinin olup olmadığı malum! Ancak Türkiye’nin en köklü kulübünde bu kadar nahoş bir eylem açıkça yapılıyorsa, vay Türk futbolunun haline… İşte dananın kuyruğu da burada kopacak uyarmadı demeyin. Özellikle Ali Koç’un futboldan sorumlu profesyonel Okan Özkan’ın görevden alınmasını da iyi irdelemek gerekir derim.
Aslında Allan Saint‑Maximin, başta Fenerbahçe olmak üzere, Türk futbolunda da Pandora’nın kutusunu açtı. Maximilian’ın Fenerbahçe’de aldığı yüksek maaş, Fransız basınında “Avrupa standartlarında bile fazla” şeklinde yorumlandı. Bu durum, Türk kulüplerinin özellikle Avrupa’dan gelen oyunculara “isim” bazlı ödeme yapma alışkanlığını bir kez daha gündeme taşıyor aslında. Takım KAP’a yaptığı açıklamada, 8 milyon Euro maaş karşılığında anlaşma yaptık demişti. Ancak yıldız oyuncu 15 milyon Euro maaş aldığını kaydetti. Bu bilgiler de UEFA müfettişlerinin gündeminde olacak. Aradaki 7 milyonluk farkı kim ya da kimler hangi usulle yaptı. Çünkü takımların transfer ve mali politikaları için UEFA’ya yıllık bilanço ve belge sunumu yapılıyor. Burada acık bir evrakta sahtecilik var. Bunun açıklamasını yönetim umarım iyi yapar!
SPOR MEDYASI BASKI ALTINDA MI?
Gelelim son olarak Türk medyasına. Maalesef spor basını sınıfta kaldı. Hatta birkaç basamak da yere çakıldı. Allan Saint‑Maximin’in iddialarını konu alan hiçbir açıklama yapılmaz mı? Haberin üzerine gidilmez mi? Burada ciddi bir suçlamadan bahsediliyor. Ancak Türk medyası başını kuma gömmüş, bedenini saklamaya çalışıyor. Aslında bu olay bile, Türkiye’de doping iddialarının üzerine yeterince gidilmemesi ve kulüplerin medya ilişkileriyle bu tür skandalları perdelemesi, futbol kamuoyunun güvenini gözler önüne seriyor. Fransız medyasında çıkan haberler, aslında Türkiye’de gazetecilerin dokunmakta zorlandığı alanlara doğrudan temas ediyor. Bu noktada yerli medya organlarının da kendi sorumluluğunu üstlenmesi, bağımsız spor gazeteciliği için bir fırsat olabilirdi diye düşünüyorum. Ancak, Türkiye’de gazetecilerin takım tutar gibi hareket etmesi, reklam tehditleri ve yönetici baskılarını dikkate aldığınızda, bu kadar ciddi bir konuda ses vermelerini beklemek saflık olur.
Artık şunun altını çizmem gerekiyor… Artık Türk futbolu ve Fenerbahçe için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bunu söyleyeyim. Türkiye’de spor yönetimi ya da TFF, bu skandala sessiz kalabilir. Ancak Avrupa’da oynamak istiyorsanız, bu iddialarını temmuz sonuna kadar aydınlığa çıkarmanız gerekiyor. Yazılı bir açıklama ile geçiştirilmesi sarı lacivertli takımı kurtaramaz. Bir an önce delile dayalı kapsamlı analiz raporları hazırlanmalı. UEFA müfettişlerinin biletleri ceplerinde… Benden söylemesi. Allan Saint‑Maximin’in açıklamasından sonra ayrıca, Türk futbolu da, sadece başarı değil, güven ve doğruluk da üretmek zorunda olduğunu anlamalı.




















