(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türk futbolu bir türlü Edirne dışına çıkamıyor. Galatasaray’ın 2000 yılında UEFA Kupası’nı kazandığı başarıyı saymazsak, çeyrek asırdır bir arpa boyu yol alamadık. Bunun onlarca nedeni var tabii ki. Bu konuda defalarca yazılar kaleme aldım. Türk futbolunun başarı endeksli kademe atlaması için öncelikle, takımların ve TFF’nin profesyonel kadrolar tarafından yönetilmesi gerektiğinin altını çizdik. Çünkü futboldan anlayan ve tamamen başarı odaklı çalışan takımlar ve kurumların olması durumunda, Türk sporu yeni bir başlangıç yapabilirdi. Dediğim gibi yaklaşık 25 yıldır ülkede spor adına değişen hiçbir şey yok. Takımları ve kurumları, kendi şirketlerinde başarı elde edemeyen yöneticiler yönetiyor. İşin en hazin yanıysa, futboldan, futbolcu seçiminden anlamamalarıysa ayrı bir soru işareti. Ne hikmettir bilinmez, kendi şirketlerinde hesap kitap yapan işadamlarımız, konu kulüpler olunca, zararın dibine vuruyor. Bunun neticesinde de, biz dört büyük kulübümüz neden batma aşamasında diye sorgulayıp duruyoruz.
Maalesef, Türk futbolu önceki gün büyük bir skandalla yeniden gündeme geldi. Yıllardan beri Türk futbolunda, şike adı verilen ve futbolu kirleten para ve iltimas oyunu gün yüzüne çıktı. Her ne kadar geçmişte buna “hatır/gönül” işleri denilse de, Avrupa’da buna bir kapı aralanmıyor. Ancak Türk futbolunda ne hikmetse bu şaibelerin önüne geçilmiyor. Ya da geçilemiyor. Hatta son dönemde iddia ve bahis meselelerinin de futbolun içine girdiğini dikkate aldığımızda, bu kötülüğün önüne geçilmesi imkansız hale geliyor. Avrupa’da ise kaliteli bir oyun kurgusu ve takibi olduğu için, bu tarz ahlak dışı yaklaşımlara pek fazla karşılaşılmıyor.
ANKARASPOR-NAZİLLİSPOR MAÇINDA ŞİKE TESCİLLENDİ
Dedim ya… Türk futbolu bir kez daha sahada oynanan oyundan çok kulislerde konuşulanlarla gündemde. Yaklaşık bir yıl önce Ankaraspor ile Nazillispor arasında oynanan ve 0-0 biten maçta şike yapıldığı resmen onaylandı. Açıkça ifade edeyim ki, yaşanan bu fiyasko, sadece iki kulübün değil, tüm futbol kültürümüzün üzerine kara bir leke düşürdü. TFF, şimdi büyük bir kıskacın altında. Hiç zaman geçirmeden acil bir karar vermesi gerekiyor. Futbolcusundan başkanına, masöründen yedek kulübesine kadar onlarca kişi, şüpheli olarak işleme alınmış.
Gelinen sürecin sonunu bekleme hacet yok artık. TRT’de canlı yayınlanan maç sonrasında bütün futbol severler, şut çekilmeyen, kart gösterilmeyen ve her iki tarafın da adeta “olaysız” tamamladığı bir maç için önceden şike yapıldığını söylemişti. Ama işin en trajik yanıysa, TFF’nin görevlendirdiği hakemlerin, gözlemcilerin maç esnasında hiçbir şey görmemeleriydi! Demek ki, onlara göre her şey kurallara uygundu. Zaten Türk hakemlerin ev sevdiği maçlar da bu tarz müsabakalar oluyordu. Olaysız geçen bir maçın ardından, maaşını ve primini alıp evine gidiyorsunuz. Ne ala bir yaşam değil mi? Futbolun doğasına, rekabet ruhuna, hatta seyircinin aklına hakaret gibi duran bu tabloya nasıl sessiz kalındı? Anlamış değilim…
‘FUTBOLUN ÖZÜNDE BELİRSİZLİK VARDIR’
Tabii ki, bir müsabaka golsüz bitebilir, hatta vasat bir oyun da sergilenebilir. Ancak burada mesele, skordan çok “niyetin” sorgulanması. Futbolun özünde belirsizlik vardır. Ne zaman gol gelir, kim hata yapar, hangi an maçın kaderini değiştirir kimse bilimez. Bilmemeli de… Ama bu maç, belirsizliğin olmadığı, her şeyin önceden yazıldığı bir senaryoyu anımsattı o gün. Tüm Türkiye canlı yayında oynanan şike oyununun şahidi oldu. Bu kadar belirgin bir olayda, TFF ve MHK’nın o anda adım atmaması ciddi bir şaibe doğurdu. Bir yıl sonra yapılan bir incelemenin neticelenmesi kimseye fayda getirmez. Neden mi? Şike yapanlar ligde kalırken, hak eden bir takım bu ayak oyununun sonucunda ligden düşürüldü. Kulübün uğradığı maddi ve manevi zararları yazmıyorum. Daha da önemlisi, sporcuların, yöneticilerin ve bir şehrin onuruyla oynandı. Bundan sonra hangi karar, bu yanlışı düzeltebilir?
‘TFF, YA FUTBOLU YÜCELTECEK YA DA DİBE İNDİRECEK’
TFF’nin geç kararını sonucunu kısa zamanda açıklaması gerekiyor. Bence şikeyle irtibatlı kulüplere ceza olarak, kapatılma kararı alınmalı. Adı şaibeye karışan oyuncu yönetici fark etmeksizin spordan ömür boyu men cezası verilmeli. Çünkü yıllardır “şike” kelimesi Türk futbolunun yakasından düşmedi. Taraftarın güveni sarsıldı, takımların emeği gölgelendi, liglerin itibarı erozyona uğradı. Şimdi sorulması gereken şu: TFF gerçekten köklü bir temizlik yapabilecek mi, yoksa bu da birkaç kişiye ceza verilerek unutulacak bir skandal mı olacak? Mesele sadece bu iki kulübün şike vakası olarak kalmamalı. Yaşanan eylemin neticesinde, Zonguldak Kömürspor gibi başka takımların da kaderi doğrudan etkilendi. Futbolun adalet terazisi şaştığında, sadece sahadaki 22 futbolcu değil, binlerce taraftar ve milyonların güveni de yara alıyor.
Daha önceki yazılarımda dile getirdim. Türk futbolunu ehil olanlar, futboldan ve spordan anlayan kişiler yönetsin. Artık işadamı furyası son bulsun. Burası bir işkolu gibi dursa da, bir yandan da büyük bir eğlence. Bugün Türk futbolunun en büyük ihtiyacı şeffaflık ve adalet olsa gerek. Hak edenin kazandığına, kaybedenin de emeğinin karşılığını aldığına dair inanç yok ise geriye sadece “kirli bir oyun” kalıyor. TFF, bu süreçte gerçek bir sınav veriyor. Vereceği karar, futbolseverlerin gözünde ya güven tazeleyen ya da “yine aynı tas aynı hamam” dedirten bir dönüm noktası olacak.
NE OLMUŞTU?
Geçtiğimiz yılın nisan ayı sonunda oynanan Ankaraspor-Nazilli Belediyespor maçında sıra dışı istatistikler kaydedilmişti. TFF’nin YouTube sayfasından canlı yayınlanan maçta iki takım da şut çekmemiş ve 90 dakikada sadece 2 korner atışı kullanılmıştı. Söz konusu maçta Ankaraspor 10 faul, Nazilli Belediyespor ise 5 faul yapmış ve kart çıkmamıştı. Ankaraspor-Nazilli Belediyespor karşılaşmasının PFDK sevkleri, 1 yılı aşkın bir sürenin ardından yapıldı. 1 kulüp başkanı, 25 futbolcu, 1 teknik sorumlu ve 2 masör, “bahis oynaması” nedeniyle PFDK’lık oldu.





















