(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türk futbolunda 2024-2025 sezonu resmen başladı. Galatasaray ile Beşiktaş’ın kozlarını paylaştığı Süper Kupa maçında, Kara Kartal ezeli rakibini 5-0 gibi ezici bir skorla yenmeyi başardı. Özellikle Beşiktaş’ın yeni transferleri ve hocanın takımda kurduğu ahenk, maçın 90 dakikasında sahaya yansıdı. Ancak geçen sezonun şampiyonu Galatasaray’da ise metal bir yorgunluk olduğu gözlerden kaçmadı. Sarı Kırmızılı takım, sezon öncesinde bazı nokta transferler yapmış olsa da, istenilen uyumun yakalanmadığı gözlerden kaçmadı.
Ancak söylenmesi gereken önemli bir konu var lig öncesinde. Avrupa’nın pek çok devi lig öncesi yıl boyunca izlemeye aldığı oyuncuları, kadrolarına dahil ederken, Türk takımlarının menajerlerin etkisi altında kalarak aceleci transferler yaptığını söylemek gerekiyor. Bu da haliyle gelir seviyesi düşük Türk takımları için büyük bir risk barındırıyor hali hazırda. Her ne kadar mevcut borç sisteminde sorun yokmuş gibi görünse de, Türk takımları için tünelin sonu karanlık, bunu söylemem gerekiyor. Çünkü mevcut borç yükünün üzerine bu yıl da takımlar, 1,5 ile 2,5 milyar düzeyinde bir yük ekledi. Çünkü kadroya yeni dahil edilen oyuncuların bonservis ücretleri ve alacakları maaşları dikkate aldığımızda, takımları zorlu bir süreç bekliyor. Bu şartların üzerine ekstra dolar ve euroda gelecek yükselişler de, bu rakamın daha da artması anlamına geliyor.
GALATASARAY’IN NET BORCU 7,5 MİLYAR LİRA
Resmi verilere göre, dört büyük takım arasında en borçlu olarak Galatasaray ön plana çıkıyor. Sarı Kırmızı takımın 7,53 milyar borcu bulunuyor. Borç klasmanında ikinci sırada 6,16 milyar lirayla Fenerbahçe yer alırken, üçüncü sıradaysa 5,89 milyar lirayla Beşiktaş var. Trabzonspor ise 3,76 milyar liralık yükümlülükle karşı karşıya. Şimdi bu borç takımların 2024 Temmuz ayına kadar ki yükümlülükleri olarak bulunuyor. Ancak yeni sezon öncesi yapılan dev bonservis bedelli transferlerini de dikkate alırsak, takımlar resmen borç batağına saplanıyor. Başkanlar, taraftarlara pembe tablolar çizseler de, gerçek öyle değil. Takımları yöneten başkanların kendi şirketleri yıl içerisinde hiçbir zaman zarar açıklamıyor. Ancak takım borç batağında yüzerken, başkanların duyarsız olması da düşündürücü tabii ki. Sebebi de gayet açık. Takımın borcu başkanları ve yönetimleri bağlamıyor. Bu anlamsız kuraldan dolayı da astronomik oyuncular gelip, kadroya dahil ediliyor.
Örneğin, Trabzonspor şu ana kadar 8 transfer gerçekleştirdi. Karadeniz devi, en az 5 takviye daha yapmayı planlıyor. Fırtına, özellikle orta saha ve forvet için ciddi paraları gözden çıkarmış durumda. Bordo mavililer, yaptığı transferler için 1 milyar 824 milyon TL’lik bir ödeme gerçekleştirdi. İki dev transfer daha yapacağı düşünüldüğünde, bu rakamın neredeyse 2 milyar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Ayrıca takımdan fesih yapılarak gönderilen oyuncuları da düşündüğünüzde rakamın daha da artması bekleniyor. Bu da Trabzonspor’un borcunun 6 milyar liraya çıkması anlamına geliyor. Şimdi hangi ekonomi ile bu şirketin çevrileceğini de siz öngörün.

FASLI OYUNCUNUN FENERBAHÇE’YE MALİYETİ 1.2 MİLYAR LİRA
Yine Fenerbahçe sadece Youssef En-Nesyri’ye 19.5 milyon euro bonservis ödeyecek. 4 yıllık imza atan Nesyri de toplam 16 milyon euro alacak. Toplam maliyeti 1 milyar 270 milyon TL. Rafa Silva’ya 3 yıllık imza attıran Beşiktaş da 18 milyon euro maaş ödeyecek. Yani 644 milyon TL. Galatasaray Elias Elias Jelert için 9 milyon Euro, Brezilyalı Sara için de 19,5 milyon Euro bonservis ödeyecek. Bu oyunculara verilen maaşlar da dikkate alındığında dört büyük takımın borcu neredeyse, 40 milyar liraya kadar yükseliyor. Ancak bu kadar dev bütçeli yapılan oyuncu transferine karşın, takımların ciddi bir geliri bulunmuyor. Reklam ve yayın gelirlerinin düşük seviyede olması ve ülkede ekonomik olarak ciddi sorunların olması da, gelirlerin azalmasında etken olarak bulunuyor.
Yazımıza son noktayı koyarken bir de uyarıda bulunalım. Maalesef dört takımın da Bankalar Birliği ile anlaşması mevcut. Bu şartlarda yeni bir kredi anlaşması yapmaları mümkün değil. Hesaba yatırılan her rakamın da, kesinti yapılarak kulüplere gönderildiğini düşünürsek, takımlar, borçla gemi yürütmeye devam ediyor. Ne de olsa zarar eden kendi öz aile şirketleri değil. Ondan dolayı da takımları başkanlar, yaptıkları her bilinçsiz transferle bir adım daha uçuruma sürüklüyor.
Hiçbir başkan ve teknik kadro da altyapıdan oyuncu devşirerek geleceklerini garanti altına almayı düşünmüyor. Avrupa’daki birkaç takımı incelemiş olsalardı, bunu başarmanın zor olmayacağını anlayacaklardı ne yazık ki. Çünkü takımları hayatta tutacak tek bir yol var; o da futbolcu satışından elde edecekleri gelirler. İkinci bir yol ne yazık ki yok. Bizden uyarması.





















