(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Siyasette ‘büyük laf’ etmeyeceksin, ‘büyük lokma’ yemeyeceksin… Ki şartlar değiştiğinde virajı kolay alabilesin. Bir usta politikacının ‘Siyaset adama tükürdüğü testiden su içirtir’ lafını hiç unutmam. Gerçi o lafı söyleyen de o kirlettiği testiden çok su içti ama söz doğru.
Direkt konuya girmem gerekirse, ‘iki çarpıcı fotoğraf’ düştü Türkiye’nin gündemine. Biri faiz, diğeri bir AK Parti adayının meyhanelerde, içkili mekanlarda seçim çalışması yapması… Siyaset bu yaptırır… ‘Önünden geçmem dediğiniz’ meyhaneye sokar sizi, ‘Nass’ diyerek düşürdüğünüz faiz, görmek istemediğiniz ‘ekonomik gerçekliği’ size kabul ettirir.
Bir süredir ‘nass’ı görmezden gelen Merkez Bankası 31 Mart’taki seçimler öncesi, politika faizini 500 puan arttırarak yüzde 50’ye yükseltti. Ekonomi uzmanları faiz artışını ‘sürpriz’ olarak değerlendirdi. Merkez Bankası’nın geçen ay faiz puanını attırmayarak ‘sabit tutması’ dikkate alındığında ‘500’ puanlık artış gerçekten ‘sürpriz’…
Dövize, enflasyona, ekonomiye etkilerini ekonomi uzmanları yorumlasın. Ben AK Parti iktidarının ‘faiz siyasetinin’ inişli çıkışlı ve sert dönüşlü rotasına dikkatlerinizi çekeceğim. AK Parti ilk iktidar yıllarında Kemal Derviş’in ekonomi paketini başarıyla uyguladı. Faiz konusunu sorun yapmadı. Meseleye ideolojik değil, ‘reel politik’ olarak yaklaştı. Faizi de ekonominin gereği olarak gördü ve işi uzmanlarına bıraktı.
AK Parti’nin içinden geldiği ‘milli görüş’ siyaseti, keskin faiz karşıtlığıyla bilinir. Referansı da din, yani İslam’dır. Siyasal İslamcılar Kur’an’da geçen ‘ribayı’ direkt faiz olarak yorumlar. Erbakan’ın ‘Sizi gidi faizciler sizi’ çıkışları hala hafızalarda yerini korur. Erbakan ve milli görüş partileri, hükümetleri sürekli ‘faizci’ olmakla itham etti. Erdoğan ve arkadaşları işte bu iklimde yetişti.
Erdoğan iktidarını pekiştirir pekiştirmez, şartlarında oluştuğunu görünce tavrını koydu. Hem de çok sert bir şekilde… Önce ‘Ben ekonomistim’ cümlesinin altını çizdi sonra sihirli formülünü açıkladı: ‘Faiz sebep enflasyon neticedir’… Onun için hem faizin canına okumak lazım hem enflasyonun… Erdoğan kameraların önünde ‘Nass var, nass… Sana bana ne oluyor? Bu kardeşiniz bu görevde olduğu sürece faiz her geçen gün, hafta ve ay inmeye devam edecektir’ dedi. Söz dinlemeyen Merkez Bankası başkanları görevden alındı.
Doğrudan faiz politikasını ‘nass’a bağladı. Bir Müslüman için ‘nass’ dediğin zaman akan sular, durur… Erdoğan’ın duruşu karşısında tabandan ‘Allahu Ekber’ diye ayağa kalkanlar, cezbeye tutulanlar oldu.
Erdoğan’ın talimatı, nass’ın da gereği Merkez Bankası radikal biçimde faizleri peş peşe düşürdü. Günümüz ekonomisinin kendine has kuralları var. Faizi düşürmenin de… Emirle faiz düşmez, dolar düşmediği gibi. Faizi düşürecek politikalar izler, faizi sıfıra bile indirebilirsiniz. Başta ABD olmak üzere batılı ülkelerde faiz çok düşük. Oralarda nass olduğu için mi? Değil, ekonominin gereği olduğu için. ABD’de FED 2024 yılı için faizi ‘yüzde 1,1’ olarak belirledi. Türkiye’de kaç yüzde 50… Bizde ‘nass’ var, onlar da yok… Nasıl oluyor bu? Derin bir mevzu değil aslında. Tek kriter var; ‘Başarılı yönetim’…
Faizin emirle düşüşe geçtiği dönemde ekonomide ‘Neo klasik ekonomi düşüncesinden, epistemolojik kopuş, heterodoks yaklaşımları benimseyen’ hem alayla hem mektepli bakanlar sahne oldu. Ekonomi politikalarını eleştirenler de ‘mandacı’ olmaktan tutun her türlü ithamlara maruz kaldı. Ara da bir Erdoğan’a işlerin yolunda gitmediği hatırlatıldı. Erdoğan’ın cevabı ‘Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim’ oldu.
Ekonomi yolundan çıkınca nass’tan ‘reel politiğe’ dönüldü. Ta Amerika’dan Merkez Bankası Başkanı getirildi. Faizler hızla yükselişe geçti. Nass da unutuldu, sihirli formül de… Bütün bu süreç milyonların gözü önünde yaşandı. Erdoğan’ın 11 yıl önce ‘Biz göreve geldiğimizde faiz oranı yüzde 47 idi. Nereden nereye geldiğimizi he birlikte görüyoruz’ diye tweet attı. Bugün faizler yüzde 50’ye ulaştı.
İtikadi anlamda söylemiyorum bütün bu yaşananlardan sonra bir ‘ekonomik tövbe’ gerekmiyor mu? Bir özeleştiri… ‘Yanılmışım’ demek mesela. Daha garip olan AK Parti tabanının hali… Erdoğan, ‘nass’ dediğinde de alkışlardı, faizleri yükseltirken de… İkisi de doğru olamaz. Muhafazakâr kitlelerin desteğinde radikal bir değişiklik olmadı. Bir yerde yanlış var. Ne ekonomi ne diğer alanlar fantastik formüllerin, sihirli modellerin deneneceği yerler değildir. Dünyada ekonominin kuralları denenmelerin sonunda oluşmuştur. Aynı yoldan tekrar tekrar yürümenin anlamı ne? Peki, ödenen bedeller ne olacak?
Günün sonunda politika faizi yüzde 50’ye yükseldi. Neden? Ekonomi yönetiminde yaşanan istikrarsızlıkların neticesi…
Bana ‘Siyaset bu…’ dedirten diğer fotoğraf İzmir’den geldi. Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, AK Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Hamza Dağ’ın içkili mekanlarda seçim çalışması yaptığı anı gösteren fotoğrafları paylaştı. Dağ, daha önce de ‘Barlar sokağını’ gezmiş, oy istemişti. Yadırgamıyorum, bir siyasetçi için doğal. Herkesin oyuna talip olması, parti politikalarıyla örtüşmeyen mekanlarda seçim çalışması yürütmesi normal.
Erdoğan da 1989’da Beyoğlu Belediye Başkanlığı’na aday olduğunda benzer çalışmalar yapmıştı. Dağ’ın seçilebilmesi için İzmir’de mahallenin dışına çıkması gerekir. O da bunun farkında. Çalışmalarında parti amblemi bile kullanmıyor. Sanırsınız ki bağımsız aday. Bu yönüyle de yorumlanması lazım. Vaktiyle Bedrettin Dalan da ANAP ve Özal fotoğraflarını kullanmamış ancak buna rağmen seçilememişti.
Evet siyaset bu… Adamı meyhaneye de sokar, faize de…























