(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Tasarruf özellikle kriz dönemlerinde gündeme gelir, ‘tasarruf tedbirleri’ adı altında bir dizi kararlar alınır. Acaba ‘Devlet ayağını yorgana göre uzatabilecek mi?’ diye bir sürede tartışılır… ‘İtibardan tasarruf olmaz’ mesajları, ‘Küçülmek veya azalmak devlete yakışmaz’ sözleriyle önlemler söner gider. Eğer aşırı harcamalardan kaçınılacaksa taşın altına herkes elini sokmalı ve bunu göstermeli…
Ekonominin patronu Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’la birlikte ‘tasarruf tedbirlerini’ kamuoyunu duyurdu. ‘3 yıllık pakette’ araçtan, binaya ve enerji tüketimine kadar kalem kalem anlattılar. ‘Neden 3 yıl?’ diye haklı bir soru var. Siyaset normal seyrinde giderse 4. yılda halkın önüne sandık konacak. Türkiye’de her seçim, ‘ekonomisini’ de beraberinde getiriyor.
İktidar partileri seçimi kazanabilmek için devletin, hazinenin bütün imkanlarını seferber ettiği örneklerle sabit. Ekonomi en büyük darbeyi seçim dönemlerindeki ölçüsüz, hesapsız harcamalardan alır. Bu gerçek bilinmesine rağmen iktidarları engellemek mümkün olmaz. ‘3 yıl’ derken, sonraki yılın seçim ekonomisi mi hesaba katıldı. Bu, 3 yılda toplananın bir yılda har vurup harman savrulacağı anlamına gelmiyor mu?
‘Neden 3 yıl?’ sorusunun tatmin edici bir cevabı yok. Oysa tasarrufun yani israftan kaçınmanın kalıcı bir devlet politikasına dönüşmesi lazım. Tasarrufu belli süreyle sınırlı tutarsanız haklı olarak niyetiniz de hedefiniz de sorgulanır. Ve inandırıcılığınızı yitirirsiniz. Bu nedenle tasarruf paketine kuşkuyla yaklaşanlar pek haksız sayılmaz. Ben de şüpheyle yaklaşanlardan biriyim. Neden mi? Anlatayım…
Bir ara Ankara’da ‘devletin küçülmesi’ gerektiğini söyleyen siyasetçiler vardı. Turgut Özal bunlardan biriydi. Tansu Çiller Türk Devletini ‘sosyalist devletlere’ benzetmiş devletin yetki ve sorumluluk alanının daraltılmasını savunmuştu. AK Parti geleneği de anti-devletçidir. Gücünün sınırlandırılmasını ister. Söz konusu siyasetçilerin hiçbiri iktidar olduklarında politikalarını uygulamaya yansıtmadı. Özal’ın devri iktidarında devlet kurumlarının binaları bile büyüdü. Örnek mi? Bugün gecekondu gibi kalan Sayıştay binası.
Liberal görünümlü Çiller tam bir devletçi oldu. Güvenlikçi politikaları onun kadar sert uygulayan siyasetçiye az rastlanır. Mehmet Ağar’ı, Doğan Güreş’i Meclis’e taşıyan odur. AK Parti’nin karnesi de iç açıcı değil. Devlete yerleştikçe eski düşüncesinden uzaklaştı ve günün sonunda ‘devleti kutsadı ve baş tacı’ yaptı. Devletçilikte AK Parti, MHP’den geri kalmaz. Bir adım önde olduğu bile söylenebilir.
Devleti küçültmeden tasarruf mümkün mü? Personel politikasını sil baştan ele almadan israf nasıl önlenir? Lojmanları azaltmadan, binaları küçültmeden, makam araçlarını eksiltmeden yapılacak tasarruf sadra şifa olur mu? Örnek o kadar çok ki… İletişim Başkanlığı binasına bu gözle bakın. Ankara’da yollar irili ufaklı görkemli siyah renkli, kara camlı makam araçlarından geçilmiyor. Yılmaz ve Şimşek ‘Eskisi gibi olmayacak, azalacak’ diyor. Hadi görelim…
Almanya ve İngiltere’de lig maçları gündüz oynanıyor. Neden? Çok sebebi var ama ilki enerji tasarrufu… Peki Türkiye’de? Süper Lig’den alt kümelere kadar eğer sahada elektrik donanımı varsa maçlar güçlü spot ışıkları altında gün battıktan sonra oynanıyor. Aşırı sıcakların yaşandığı Temmuz ve Ağustos ayları tolere edilebilir. İki üç ayın dışında mevsimler gündüz maçlarına son derece elverişli. ‘Stadın tasarrufundan ne olacak?’ denebilir. Olayın psikolojik yönü ve topluma yansımasına bakın… Herkesin göreceği yer orası…
Tasarruf paketi umarım sözde kalmaz, başarılı olur. Hedef kamu açığını kapamaktan çok uzaksa da tasarruf tasarruftur. Kamuoyunun gözü yukarıda olacak. Toplum tasarruf önlemlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bakanlara kadar herkeste görmek ister. ‘Tarifeli uçakla seyahat’ bizde imkânsız gibi bir şey… Belki konvoylarda gözle görülür biçimde küçülme olabilir. Eğer yukarılarda değişen bir şey olmazsa, bürokrasinin alt kademelerinden kimse bir şey beklemesin.
Ben de sıradan vatandaş gibi tasarrufa giden devleti ve ‘devletlüleri’ gözlerimle görmek isterim.





















