(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Dünyanın gündemi İsrail ile İran arasındaki savaş… Saldırılar giderek şiddetlendi. İsrail, İran’ın lojistik hedeflerini vurdu. İran füzeyle karşılık verdi. İsabet alan şehirlerin başında Hayfa var.
Karşılıklı ‘füze savaşı’ bir süre daha devam edecek. Türkiye de iç gündeme çabuk döndü. Bayram sonrası siyasi mesai hızlı başladı. Siyasetin nabzı yine mahkeme salonlarında attı.
Ekrem İmamoğlu Silivri’de hâkim karşısındaydı. Salona jandarmaların arasında ‘Türkiye seninle gurur duyuyor’, ‘Cumhurbaşkanı hoş geldin’ sloganlarıyla girdi. Mahkeme salonlarında siyasi sloganlar atılmasını MHP yadırgadı.
Normal şartlarda elbette mahkeme ve slogan hoş görüntü oluşturmaz. Fakat ne şartlar normal ne de yargılama… İmamoğlu gözünü ‘cumhurbaşkanlığına dikti’, çok geçmeden Silivri mekanı oldu.
Hakkında bir dizi dava açıldı. Her konuşması için soruşturma başlatıldı. “Ben neden Silivri’de tutsak, zindandayım” diye sordu cevabını da kendisi verdi; “Çünkü” dedi; “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır diyen bir zihniyete karşı tam üç kez seçim kazandık…”
Meselenin püf noktası burası zaten. İmamoğlu, Erdoğan’ın en ciddi rakibiydi. Önce diploması iptal edildi ardından yolsuzluk iddiasıyla tutuklandı.
Sadece İmamoğlu ve belediye başkanları değil, CHP de mahkemelik… Kurultay soruşturması davaya dönüştü. Haziran’ın son günü duruşması var. Medyada özellikle iktidar çevrelerinde ‘butlan veya kayyım’ beklentisi güçlü ihtimal olarak dillendirilmekte…
Mahkeme ‘butlan’ yani yok hükmünde sayarsa eski yönetim geri dönecek. Burada gözler Kemal Kılıçdaroğlu’nda… Kılıçdaroğlu cephesinden henüz net bir tavır gelmedi. İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’yla görüştü ve davaya tepki koymasını istedi. Kılıçdaroğlu ‘Partiyi adliye koridorlarında tartıştırmam’ demekle yetindi. İfade ve bilgi vermeye gitmedi.
Kılıçdaroğlu sonrası CHP, bir rüzgar yakaladı ve büyük zafer kazandı, 31 Mart seçimlerinde birinci parti oldu. Bütün anketlerde yerini koruduğu gözleniyor.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın CHP’nin adayı karşısında çok zorlanacağı bugünden belli. Henüz adaylar ortaya çıkmadı. İmamoğlu’nun önünde engeller var. Yavaş kenarda bekliyor. Henüz adı belli olmasa bile CHP cumhurbaşkanlığına doğru yürüyor. Tam da bu süreçte CHP’nin mahkemelik olması tesadüf değil elbette.
Mahkeme ‘butlan veya kayyım’ yönünde karar verirse… Ne olacak? Kılıçdaroğlu ne yapacak? İddianamenin zayıflığı kararın olumlu olacağı anlamına gelmez. Yargı siyasetin gölgesi altında…
Dava bütün boyutlarıyla siyasi… AKP medyasının tartışmalarına bakılırsa butlan ya da kayyım kararı hiç de düşük ihtimal değil. Özgür Özel’e bu soru soruldu. İsmail Saymaz ‘Butlan kararı karşısında tavrınız ne olur?’ diye açık açık sordu.
CHP Lideri Özel bu soruya hiç düşünmeden kısa ve net cevap verdi; “Tanımam”. Mahkeme kararını mı tanımayacak? Evet… Şartları ve iklimi normal bir ülke olsaydık böyle bir tavır kıyameti koparırdı. Fakat yargı kararlarını ‘tanımayan’ hatta ‘takmayan’ o kadar çok kişi ve kurum var ki… Bizzat mahkemenin kendisi AYM kararına uymadı. AİHM kararlarını görmezden geldi.
Ülkenin içinde bulunduğu tablo bu… Aralarında eski bakan ve eski AYM başkanının da bulunduğu 19 kişi “Hukuk devleti askıda” diye bildiri yayınladı. Hukuk ve yasalar ‘bazıları’ için geçerli… Bazılarına ne kanun işliyor ne de anayasa… Yoksa dünyanın neresinde ana muhalefet partisi lideri mahkeme kararını “tanımam” diyebilir?
Mahkemenin kararı ‘hükmünü icra’ edemeyecek mi? Butlan veya kayyım kararı mahkeme salonuyla mı sınırlı kalacak? Olası bir kayyım kararı karşısında CHP Genel Merkez’in önüne duvar mı örecek? Özel, daha önce de ‘Sokmayız içeri…’ demişti.
Mahkeme kararına direnmek…? Ülkenin geldiği noktayı görebiliyor musunuz? CHP’yi eleştirmek için söylemiyorum, durum bu… Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Tanımıyorum, uymuyorum, saygı duymuyorum” demişti. Benzer durum MHP için yaşanmış Bahçeli mahkeme kararını yok saymıştı. Şimdi sıra CHP’de… Tabii henüz karar çıkmış değil.
Neresinden bakılırsa bakılsın sağlıklı görüntü değil bu… Siyasetin nabzının mahkeme salonlarında attığı… Adliyelerinde siyasi sloganların yükseldiği… Mahkeme kararına ‘tanımam’ mesajlarının verildiği… Yasalar sadece garibanlara mı? Balzac’ın şu sözü 2025 Türkiye’sinde ete kemiğe mi bürünecek; “Kanunlar örümcek ağı gibidir… Zayıflar ağa yakalanır, güçlüler ağır delip geçer…”.





















