The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Özgür Özel CHP çatısı altında son grup toplantısı yaptı. Kürsüye alkışlar arasında çıktı ve ‘Vakti gelmiş bir vedanın hüznüyle çıktığını’ söyledi. “Her son bir başlangıçtır” dedi ve ekledi; “Yeni partimizi kuruyoruz”. Gelinen nokta sürpriz değil. CHP’deki sancının ‘yeni parti’ doğuracağı belliydi. Aylar önce ‘yeni parti yola çıktı… Buradan geri dönülmez’ diye yazmıştım. Yargının ‘mutlak butlan’ kararıyla koltuğuna geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin bölünmesini engelleyecek girişimdi bulunmadı.
Kılıçdaroğlu’nun hem görevi kabul etmesi hem de ‘küçük olsun benim olsun’ diyerek Özgür Özel ve arkadaşlarının ayrılmasını itiraz etmemesi beni şaşırttı. Kılıçdaroğlu gibi bir isimden bunu beklenemezdim. Hayır, AK Parti’nin rotasına girdiğini falan düşünmüyorum. Peki bu ne? Favori olarak girdiği Mayıs seçimlerinin ilk turunu kaybedince Kılıçdaroğlu dağıldı. Toplayan birileri de çıkmadı. Ümit Özdağ’la görüşmesi ve bir tuhaf bir metin üzerinde mutabakata varması kabul edilemezdi.
Normal bir insanın normal şartlarda yapmayacağı şeyleri yaptı Kılıçdaroğlu… Siyasi finali felaket oldu. Bırakın CHP tabanı ve sol çevrelerin Alevi örgütleri bile Kılıçdaroğlu’na tavır koydu. Siyasi itibarını beş paralık etti. İkbalini diyeceğim ama yaşı 80’ne dayandı, bir gelecek hesabı yapacağını düşünmüyorum. Gerçi Kurultay’da ‘genel başkanlığı’ bırakmayacağının mesajlarını da verdi. Bu saatten sonra siyasetten ne tür beklentisi olduğunu merak ediyorum. Acaba ne umuyor?
Mutlak butlan kararının hedefi 31 Mart’ta sandıktan zaferle çıkan ve birçok ilde AK Parti’yi gerileten CHP’yi parçalamaktı. CHP ikiye ‘ortadan’ bölünmedi. Kılıçdaroğlu’nun elinde küçük bir parça kaldı. Dananın kuyruğu koptu, danayı Özgür Özel götürdü, Kılıçdaroğlu’na sadece kuyruğu kaldı. Seçime hangi şartlarda gidileceği belirsiz. Fakat bugünkü havaya bakacak olursak Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin barajı aşamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten anketlerde de yerlerde sürünüyor. Toparlayamaz mı? Kendisini toparlayamadı, CHP gibi bir partiyi nasıl toparlasın…
Bazı iktidara yakın kalemler Özgür Özel’i ‘bir bölen’ ilan etti. Evet bir ayrışma söz konusu… Fakat bu durduk yerde olmadı. Ve kişisel ikbal için de gerçekleşmedi. Öyle olsaydı, partiyi bölmek tabanda karşılık bulmayabilirdi. Özel ve arkadaşlarının CHP’de barınma imkanı kalmadı. Ya Kılıçdaroğlu’na tabi olacaklardı ya da yollarını ayıracaklardı. Burada klasik bir bölünmeden söz edemeyiz. AK Parti’nin kurulusu sırasında Erdoğan ve yenilikçi hareketin kendi yoluna gitmesi gibi… Vaktiyle Adnan Menderes ve arkadaşlarının CHP’den ayrılması gibi…
Klasik anlamda Özgür Özel ‘bir bölen’ değil. Kurumuş, kurtlanmış, çürümüş gövdeden yeni bir sürgün… CHP tamam kadim bir parti… Atatürk’ten miras. Gövdeye kuru gitmiş… Mevcut haliyle ayakta durması mümkün değil. Bir de CHP’nin ‘bagajı dolu’ ve bir ‘büyüme sınırı veya çıtası’ var. Eğer siyasi şartlar uygunsa ‘yeni parti’ her zaman iş yapar. Evet çok parti var… Ama toplumsal muhalefeti arkasından sürükleyecek ve Erdoğan’a rakip olacak parti var mı? Olsaydı Özel’e bu denli ilgi gösterilmezdi.
Toplumsal muhalefet, siyasi muhalefetin çok önünde… Özel’in yeni partisi için ‘siyasi iklim’ son derece elverişli… AK Parti’nin doğum sancılarının yaşandığı sürece çok benziyor. Eğer kapsayıcı olabilir, doğru siyaset üretebilirse, toplumsal rüzgarı arkasına alır, zamanın ruhunu isabetli okuyabilirse AK Parti gibi bir siyasi huruç harekatı yapabilir. Bundan sonra bütün marifet Özel ve arkadaşlarında… Ne kadar katı olacaklar? Ne kadar esneyebilecekler? Toplumun dinamiklerini ne kadar değerlendirebilecekler? İkinci CHP olmaya kalkarlarsa yine sandıktan birinci çıkabilir fakat o beklenen ‘siyasi hurucu’ yapamazlar.
90 civarında milletvekili Özel’in yanında… Kılıçdaroğlu belki grup bile kuramayacak. Atatürk’ün CHP’si küçük sıradan bir partiye dönüşecek. Ve bunun da tartışmasız sorumlusu Kılıçdaroğlu olacak… Siyasi bedelini o ödeyecek. Gidenler değil? Gidenleri önlemedi. Uzaktan seyretti. Yeni parti kurulur kurulmaz ‘ana muhalefet partisi’ konumuna yükselecek. Türk siyasetinin örneğini az gördüğü gelişme bu. Adı gerçekten ‘yeni parti’ mi olacak? Şu an için söylenen o… Dilekçe haftaya verilecek. Amblem ve isim o zaman netleşecek.
Nedense pek hatırlayan olmadı. ‘Yeni Parti’ Turgut Özal’ın partisiydi. Mesut Yılmaz ANAP’ı Özal’ın elinden alınca Çankaya’da rahat oturamayan Turgut Özal kardeşi Yusuf Bozkurt Özal’a ‘Yeni Parti’yi kurdurdu. Ömrü vefa etseydi, dönemini tamamlamadan istifa edip aktif siyasete yeniden dönecekti. Niyeti ve planı buydu. Şimdi bu isim Özgür Özel ve arkadaşlarına da ‘parti adı’ olur mu? Mümkün… Karar onların… Son sözü söyleyecek olan Özel ve kurmayları… Kamuoyunun karşısına sürpriz bir isimle de çıkabilirler. AK Parti’nin çıktığı gibi…
Hafta sonu Ümit Özdağ Karadeniz’de bir programa katıldı. CHP’nin ilçe başkanı da iştirak edenler arasındaydı. Özdağ önce “CHP ilçe başkanı aramızda… Hoşgeldin…” dedi. Sonra siyaset tarihine geçen şu soruya sordu; “Başkanım hangi CHP’densiniz?” Başkan da alkışlar arasında “Özgür Özel’in CHP’si” dedi. Renkli bir anekdottu. Tabii aynı zamanda da düşündürücü… Siyaset hiç bu hale düşmemişti.
Evet, Özgür Özel beklenen hamlesini yaptı. Yeni parti için kararını verdi. CHP’de istifalar başladı. Acaba AK Parti’nin senaryosunda bu var mıydı? Rüzgarı arkasına alan bir Özgür Özel hayal etmişler miydi? Yoksa 28 Şubatçıların yaptığı gibi bir hesap hatası mı söz konusu? Siyasi mühendisliğin istenen ve beklenen sonucu vermediğini AK Parti kadroları iyi bilir. Bu tablonun AK Parti lehine sonuç vereceğini hiç sanmıyorum.























