(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Bugün bayramın son günü… Anadolu’dan büyük şehirlere göç vakti… ‘Kavimler göçü’ tersine döndü. Bir bayram daha geldi, geçti. Ne kaldı geriye? Bu bayramda ilk kez ‘radar sorunu’ gündem oldu. İçişleri Bakanlığı kasabalara varıncaya kadar tüm yolları ‘görünür, görünmez radarlarla’ donattı. Bakan Ali Yerlikaya ‘Ceza anında mesaj olarak gönderilecek’ dedi. Kazalara karşı elbette ‘önlem iyidir’. Ölümlü araç çarpışmalarının ağırlıklı nedeni ‘hız sınırının aşılması ve tedbirsizlik’.
Bakanlık aşırıya gitti galiba…
AK Parti’li Şamil Tayyar, doğrudan Bakan Yerlikaya’yı hedef aldı ve ‘Devlet vatandaşına tuzak kurar mı?’ diye sordu. Yerinde bir soru aslında. Tuzak, pusu maalesef bu coğrafyanın kaderi… Vatandaşı neyse devleti de o… Sosyal medyaya baktım ikiye bölünmüş, ‘radar taraftarları ve karşıtları’ şeklinde. Bir bu eksikti. Eğer hedef ceza kesmek ve hazineye para kazandırmaksa elbette ‘radar sorundur’. Gerçekten kazaları önlemekse denenebilir, ama neticesine de bakılır… Bakılmalı…
Peki radar kazaları önledi mi? Önceki yıllara göre kaza sayısı azaldı mı? Ölümlü kazalar son buldu mu? Günün sonunda bakanlık dökümü açıklayacaktır fakat kazalar da hiç de azalma yok. Yollarda para cezası korkusunun sürücüleri çok etkilediği gözlemlenmesine rağmen… Kuralı uymayan radarı da takmıyor anlaşılan. Hız sınırına belki de ilk kez bu kadar riayet edildiği doğru. Fakat sonuç? AK Parti’li Tayyar ‘çakarlı araçların’ neden kapsam dışında tutulduğunu da sordu. Burada sonuna kadar haklı…
Yazıya radarla girdim çünkü ‘2025 kurbanı’ tarihe bu sorunla da geçti. Ben de görmezden gelemedim. Ama gözüm siyasette tabii. Bayram siyasetinde… Siyasete bayram molası verilmediğini biliyoruz artık. Politikacılar üslup ve dillerine ‘bayram ayarı’ yapmaz. Klasik söylemlerini ‘bayram mesajları’ içinde kamuoyuna açıklar. Yine farklı değildi. Radara takılanlar neydi? Bir sorun var ki bayram siyasetine damgasını vurdu.
CHP, Ramazan’dan sonra, Kurban’da ‘bayramlaşma programlarında’ yer almadı. Geçen yıl tüm partilerle bayramlaşan tek partiydi CHP… Ekrem İmamoğlu’nun ardından operasyonların hız kesmeden sürmesi ve bayramın hemen öncesinde 8 ilçe başkanının tutuklanmasına ‘tepki ve itiraz’ için CHP bayramdan çekildi. Özgür Özel ‘Bize bayram gelmedi. Neyin bayramını kutlayacağız’ dedi. Kambersiz düğün olmazsa, CHP’siz de bayram olmaz.
CHP kadim bir parti… Ve ana muhalefet… Yani iktidar adayı… İktidara en yakın parti. Seçimleri kazanma ihtimali hiç de düşük değil. 31 Mart’ın birinci partisi… Neredeyse tüm anketlerde ilk sıradaki yerini korumakta… Böyle bir partinin ‘bayramlaşmada’ yer almaması önemli bir politik olay değil de nedir? Neresinden bakılırsa bakılsın hem siyaset hem ülke için sağlıklı bir görüntü değil bu. CHP’siz bayram eksik kaldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da bayram mesajında ‘üzüntülüyüm’ dedi ve CHP’nin kararından dönmesini istedi. Belli ki ‘CHP’siz bayram’ tablosu Erdoğan’ın da içine sinmedi. Nihayetinde bayramlar küslüklerin kenara bırakıldığı kardeşliğin, beraberliğin öne çıktığı günlerdir. Özel’in Silivri’deki mahpus CHP’li arkadaşlarını göstererek ‘bayram yapacak halimiz yok’ diyerek bayramlaşmaya katılmaması ‘siyasi tatsızlık’ oluşturdu.
Ana muhalefet partisine gelmeyen bayram görüntüsü ve Türkiye fotoğrafı hiç kimsenin içine sinmez. Sinmemeli… CHP’yi suçlamak kolay. Lakin içinde bulunduğu şartlar göz önüne alındığında CHP’ye bayramın zehir olmasını doğal karşılamak lazım. Sadece İstanbul’da belediyelere dönük operasyonlar değil CHP’nin canını sıkan Özel’in seçildiği kurultay da mahkemelik. İddianamesi kabul edildi. Bugün yarın CHP yönetimini sil baştan yapacak bir mahkeme kararı çıkarsa sürpriz olmayacak. Ne senaryolar var kulislerde, kayyımdan Kemal Kılıçdaroğlu’nun dönüşüne kadar…?
Bütün bu olumsuzluklar sürerken CHP bayramda bir başka talihsiz olayla sarsıldı. Özgür Özel’in memleketi Manisa’nın Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek evinde elektrik akımına kapıldı, ağır yaralandı. Ve hastaneye kaldırıldı. Doktorların açıklaması Zeyrek’in sağlığının ciddiyetini koruduğu yönünde… CHP tam kadro hastanenin önünde nöbette… Özel ‘geçmiş olsun’ telefonlarına cevap yetiştirmekle meşgul. Kimler aramadı ki… En başta Devlet Bahçeli… Akit gibi münasebetsizler de çıktı tabii.
Olay basit bir kaza olarak geçiştirilemez. Ailenin de ciddi tereddütleri var. Kızı soru işaretlerini kamuoyuyla paylaştı. Bu kadar ucuz ve kolay olmamalı insan hayatı…
2025 Kurbanı ‘CHP’siz bayram’ olarak siyaset tarihte yerini aldı. Partilerin bayramlaşmasında neler oldu? ‘Yeni anayasa’ konuşuldu. MHP’nin de topa girdiğini söylemek lazım. Bahçeli özetle ‘darbe anayasasından kurtulma ve yeni anayasa zamanı’ açıklaması yaptı. Heyetlerin bayramlaşmasında çarpıcı bir espri öne çıktı. MHP heyeti DEM’le bayramlaşırken ‘ikramlar’ soruldu. MHP’li Sadir Durmaz ‘Açık çay istiyorum, demsiz diyeceğim yanlış anlaşılacak…’ dedi. Vay vay vay espriye bak…
Kuşkusuz bir espri ve latife bu… Fakat gerçek payı da yok değil. MHP, ‘demsiz çay isteyemedi’ derim ben buna… Öylesine DEM’lendi ki esprilerin altında bile bir ‘politik gerçeklik’ gizli. Ne dersiniz? Haksız mıyım? Bugünler geçer, her şey unutulur fakat bu espri kolay unutulmaz, yıllarca hatırlanır. Ben de tarihin kaydına geçirmiş oldum.






















