(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Seçimlerin zamanında olmayacağı kesin gibi… AK Parti bile ‘2027 sonbaharını’ seslendiriyor. Oraya kadar uzayacağını pek sanmam. Sanki bütün partilerin her an seçim olacakmış gibi hazırlık yaptıklarına tanık oluyoruz. AK Parti dahil… Kış ortasında kongresini yaptı. Teşkilatları seçime göre dizayn etti. İmamoğlu ve CHP’ye yönelik ‘yargı kuşatması’ seçim hazırlığının bir parçası… Operasyonlar İmamoğlu’nun kapısına dayandı. Aile yakınları dahil çevresindeki isimlerin hesaplarına ‘bloke’ konduğu haberlere yansıdı.
İmamoğlu bir taraftan şehir şehir dolaşarak ön seçim çalışmaları yürütüyor, diğer yandan ‘davalarla’ boğuşuyor. Her gittiği yerde coşkulu kalabalık tarafından karşılandığı gözlerden kaçmıyor. Sanki bir ‘ön seçim’ çalışması değil de ‘genel seçim’ provası gibi… Konuşmaları da seçim mitinglerinden farksız. Rahatlıkla İmamoğlu’nun ‘sahaya çıktığını’ söyleyebiliriz. Sözleri, mesajları hep cumhurbaşkanlığı üzerine… Erdoğan’a sert salvolar göndermekten geri durmuyor.
‘ERDOĞAN İÇİN RÜZGAR KARŞIDAN ESİYOR’
İmamoğlu’nun eğer yargı yoluyla önü kesilmezse rakibi kim olacak? AK Parti’nin adayı Erdoğan mı? Haftalar önce ‘Varım…’ dedi. Fakat adaylığının önündeki engelleri nasıl aşacağı hala muamma. İki yol var, ilki ‘anayasa değişikliği…’. Çok kolay görünmüyor. En az 400 milletvekilinin desteğini alması lazım. DEM’in desteği bile yetersiz kalır. Diğeri Meclis’in ‘erken seçim’ kararı alması… Makul olan bu… Burada da eksiği var. Transferlerle bu eksiği gidermesi mümkün değil. DEM destek verirse ‘erken seçim’ kararı alınır ve Erdoğan’ın adaylığının önü açılır. Tabii bu da anayasal açıdan tartışılacak…
Öcalan açılımının bile nihai hedefinin ‘Erdoğan’ın adaylığına’ zemin oluşturmak olduğu yaygın kanaat. Erdoğan’ın sadece Meclis’te DEM’in desteğine ihtiyacı yok, sandıkta da seçilebilmesi için en az ‘yüzde 10’ ilave oy gerekli… Cumhur ittifakının oyları kazanması için yeterli değil. Bunu sadece anketler söylemiyor, sokağın nabzı da Erdoğan’a karşı atıyor. Erdoğan için artık rüzgar karşıdan esiyor. Seçimlerde rüzgar çok önemlidir, sonucun belirlenmesinde etkili olur.
‘Erdoğan aday olamazsa AK Parti’nin adayı kim olur?’ sorusunun cevabı yok. Olamayabilir mi? Zor ama mümkün elbette… Türk siyaseti sürprizleri sever. Nice iddialı isim sandığı göremeden yitip gitti. AK Parti’de bir ikinci adamdan söz etmek mümkün değil. ‘Aday potansiyeline’ sahip biri de yok. Bütün hesaplar Erdoğan’ın yeniden adaylığı üzerine… CHP bu konuda daha avantajlı… İmamoğlu olmadı, Mansur Yavaş yedek kulübesinden ‘oyuna girmek’ için hazır bekliyor.
Muhtemelen yeni cumhurbaşkanı AK Parti ve CHP adaylarından biri olacak… Fakat başka adaylar da çıkacak. Siyaset yavaş yavaş ikili yapıdan parçalı yapıya dönüşüyor. Mayıs seçimlerinde Zafer Partisi’nin adayı Sinan Oğan yüzde 5 oy aldı ve seçimleri ikinci tura taşıdı. Bir çatı olarak kurulan ‘Yeni Yol’ aday çıkaracaktır. Türk siyasetinde ilk kez denenen üçlü yapı tuttu. Dördüncü parti eklenmesi de gündemde… Yeniden Refah’la müzakereler başladı. Oğul Erbakan’ın Yeni Yol’a katılması önemli sonuçlar doğurur.
Adayları konuşurken sadece AK Parti ve CHP’ye yoğunlaşmak doğru değil. Yeni Yol’u da hesaba katmak lazım. İYİ ve Zafer Partisi’nden oluşan milliyetçi sağ da yabana atılmamalı. Sinan Oğan ve Anahtar Partisi gibi siyasi oluşumları da eklemek gerek. Toplumda hissedilir oranda karşılığı var. Silivri’de tutuklu Ümit Özdağ’ın bir ‘oyun planı’ geliştirmemesi mümkün değil. Mahpusluğunun lehine sonuç vermesi de mümkün. Erdoğan örneğinde olduğu gibi… Hayır, seçilecek oranda değil ama ‘oyunu bozacak’ güçte olabilir.
ERKEN SEÇİM NE ZAMAN OLUR?
Bugüne kadar cumhurbaşkanı adayları hep son ana saklandı. Son dakikada kamuoyunu duyuruldu. ‘Yıpransın…’ istenmezdi. Abdullah Gül’ün adaylığını son gece kesinleşti. Bu kez adaylar erken arzı endam etmeye başladı. İmamoğlu siyaset meydanına çıktı. Cumhurbaşkanlığı yürüyüşünü başlattı. Ön seçim formalite… Oradan büyük taban desteği devşireceği açık.
Erken seçim ne zaman olur? Son sözü Meclis söyleyecek ama kamuoyunun talebi de önemli… Toplumda ‘erken seçim’ nabzının atmaya başladığı anketlere yansıdı. 31 Mart seçimleri, Mayıs tablosunu değiştirdi. Yani bir erken seçimin şartları oluştu. TEAM’ın 20 Şubat tarihli anketinde vatandaşa ‘Erken seçime gidilmeli mi?’ sorusu yöneltildi. Yüzde 59 evet çıktı. Bu çok yüksek oran… ‘Hayır…’ diyenlerin oranı sadece yüzde 34… Toplumdan yükselen ‘seçim talebine’ siyaset duyarsız kalamaz. Erdoğan kamuoyunun nabzını ve anketleri önemser.
Bir engelli koşuya veya mayınlı arazide yol almaya benzeyen İmamoğlu’nun yürüyüşü bakalım nasıl sonuçlanacak?
























