(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
CHP komisyona katılacak mı? Bazı rezerv ve şartları var. ‘Terörsüz Türkiye’ adı verilmesini istemiyor. DEM de bu isme karşı… MHP ‘Kardeşlik ve Dayanışma’ adını koydu. Henüz ismi üzerinde bile mutabakat yok. Üçlü bir blok olmasına rağmen AK Parti, MHP ve DEM anlaşabilmiş değil. ‘Terörsüz Türkiye’ AK Parti’nin sloganı… Cumhurbaşkanı Erdoğan başından beri süreci bu sloganla götürüyor. Hedef elbette ‘Terörsüz Türkiye…’. Buna kim itiraz edebilir? Kim terör isteyebilir? Çok fazla AK Parti ve Erdoğan’la özdeşleştiği için muhalefet itiraz etmekte de haklı…
Ben komisyona ‘olağanüstü anlam’ yükleyenlerden değilim. Sürece Meclis’in katkısı olmalı… Süreç Meclis zemininde yürümeli… Ama Meclis de mevcut sistemde işlev fonksiyonunu büyük oranda yitirdi. Denetim görevi bile yok… Çoğunluğu olan partilerin gölgesi altında… AK Parti ve MHP ne derse o olur? Numan Kurtulmuş veya milletvekillerinin iradeleri doğrultusunda inisiyatif alabilmeleri imkansız gibi… Komisyon da parti politikaları doğrultusunda çalışacak. Zaten AK Parti ve MHP’li üyelerin ağırlığı söz konusu… Muhalefetin kararlar üzerinde etkili olması kolay değil.
Sırf bu yüzden CHP kararların salt çoğunluk yerine nitelikli çoğunlukla alınmasını ‘şart olarak’ koştu. Üçte iki veya dörtte üç olsun istiyor. Oysa Meclis komisyonlarında kararlar bir fazla oyla yani salt çoğunlukla alınır. Nitelikli çoğunluk da muhalefetin tutumu da önem kazanıyor. CHP’nin tek başına belirleyici olması zor. Muhalefet partileriyle birlikte blok oluşturması mümkün. Kurtulmuş, partiler arasında mekik dokudu, komisyon sürecini belli bir noktaya getirdi. Fakat CHP’yi ikna etmeyi başaramadı. Mesele nitelikli çoğunluk konusunda düğümlendi.
Komisyon fikri MHP Lideri Devlet Bahçeli’den çıktı. İmralı’nın yani Abdullah Öcalan’ın da Meclis vurgusu ön plandaydı. Bahçeli ‘100 üyeli’ komisyon önerisinde bulundu. Rakam destek bulmadı. Yarısı kabul edildi. 100 üye komisyondan ziyade küçük bir Meclis’i andırıyor. 100 üyeyle çalışmak ve karar almak o kadar kolay değil. İYİ Parti kararını baştan verdi. Musallat Dervişoğlu ‘Ben yokum…’ dedi. Şu an görünen 48 üye… Tabii CHP’nin yer alması durumunda… Kurtulmuş, CHP’nin beklediği haberi verebilecek mi? Bir gözü Erdoğan’da… Oradan gelecek işaret belirleyecek…
İmralı CHP’nin komisyonda olmasında ısrarlı… Muhalefet demek CHP demek… Küçük partilerin pek esamesi okunmuyor. CHP gibi bir partinin komisyonda olmasının, sürecin toplumsal desteğine arttıracağı kesin. Öcalan da DEM de bunun farkında… AK Parti daha nötr… CHP’nin komisyondaki varlığını ‘olmazsa olmaz’ görmüyor. CHP’li ya da CHP’siz her iki seçeneğe göre yürüteceği politikanın işaretlerini veriyor. AK Parti’nin CHP çekincesi normal… Anayasa değişikliği AK Parti’nin temel hedeflerinden biri… Komisyonun o yolun taşlarını döşemesini isteyecek. CHP ise şiddetle karşı… Özel ‘Önce mevcut anayasaya uy…’ cümlesini kaç kez tekrar etti.
Süreç konusunda ülke bir tecrübe yaşadı… İlkinde komisyon yerine ‘akil adamlar’ vardı. Bölgelere ayrıldı, şehir şehir dolaştılar, konferanslar, paneller düzenlediler, vatandaşın sorularına cevap verdiler. Her biri sağdan, soldan gelen toplum üzerinde oldukça etkili isimlerdi. Barış ve çözüm yönünde kamuoyu oluşturdukları gözlemlendi. Fakat sürecin gidişatı üzerinde hiçbir söz sahibi değillerdi. Erdoğan tek başına karar verdi, parti organlarında bile tartışmadı, “Donduruyorum, buz dolabına kaldırıyorum” dedi ve açılım süreci sona erdi. Komisyonun kaderi, akil adamlara benzer mi? Tam değil. İkinci süreçte Bahçeli faktörü var. Erdoğan yalnız değil, tek başına karar veremez.
CHP’li ya da CHP’siz komisyon kısa sürede şekillenecek. Barış yolunda bir adım daha atılmış olacak. Sıra demokrasi ve özgürlüklere gelecek mi? ‘Demokrasisiz’ bir barış mümkün değil. DEM başından beri ısrarlı… Sürekli demokratikleşme vurgusu yapıyor. Fakat AK Parti veya Erdoğan bu yönde yeşil ışık yakmış değil. AİHM’nin Selahattin Demirtaş kararını uygulamadı. İnfaz düzenlemesini sonbahara bıraktı. ‘Demokrasi ve hukuk’ sürecin olmazsa olmazı… Biraz demokrasi, az hukukla barış gelmez. PKK silahları yaktı, kendisini feshetti… Bir politik oluşum olarak siyasette yer alabilecek mi? Beklenti bu yönde… Kamuoyu buna hazır mı?
Adı bile konamayan komisyona olağanüstü anlam yüklemediğimi söyledim, hele bir de CHP yer almazsa daha yolun başında ‘süreç sakatlanmış’ olmaz mı? CHP’siz komisyonun toplumsal meşruiyeti olur mu?























