The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinde işlerin yolunda gittiğini söylemek zor. Partide 44 milletvekili kaldı. Grup Başkanlığı seçiminde sorun yaşandı. Çift aday vardı; Gürsel Erol ve Faik Öztrak… Kılıçdaroğlu öteden beri yakın çalışma içinde bulunduğu Öztrak’ı destekledi. Gürsel Erol ilk iki turda daha fazla oy aldı. Fakat son turda, Kılıçdaroğlu’nun seçime müdahale ettiğini gerekçe göstererek adaylıktan çekildi. Ve meydan Öztrak’a kaldı, Grup Başkanı seçilmekte zorlanmadı.
Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve arkadaşlarının ayrılmasını sevinçle karşıladı. ‘Küçük olsun benim olsun’ dedi. Grup Başkanlığı seçimi gösterdi ki ‘Küçük oldu ama Kılıçdaroğlu’nun olmadı…’ Dikensiz gül bahçesi olmadığı açık. 44 milletvekili içinde Kılıçdaroğlu yönetimine itiraz edenlerin sayısı hiç de az değil. Anlaşılan CHP’de bundan sonra da sular kolay kolay durulmayacak. Krizler, sorunlar eksik olmayacak.
Bu arada Yargıtay ‘mutlak butlan’ kararını incelemeye aldı. Zamanlama gerçekten manidar. Özgür Özel, 90 milletvekiliyle birlikte Yeni Parti’yi kurdu. Yargıtay’da beklenmedik gelişme yaşandı. Bugün yarın kararını çıkması mümkün değil. Yargı adli tatilde… Sonbaharla birlikte öncelikli olarak ‘mutlak butlan’ dosyası karara bağlanırsa şaşırmamak lazım. Ya bir de CHP tekrar Özgür Özel’e iade edilirse… Olur mu olur…!
Bir yanda büyük umutlarla kurulan Yeni Parti diğer yandan CHP… Bölünme hikayesinin yerini bu kez bütünleşme alır. CHP kendini feshedecek değil ya… Misyonunu tamamladığı gerekçesiyle Yeni Parti’ye katılsa… Zor tabii… Tersi olur. Siyaset bu kadar hareketliliği nasıl kaldıracak? Vatandaşın kafası karışmayacak mı? Belki de ‘karmaşa ve kaos’ özellikle isteniyor. CHP nicedir iktidara muhalefeti unuttu. Yeni Parti ile CHP arasındaki siyasi rekabet ve kavga tüm enerjiyi aldı. İktidara sıra gelmedi.
Asıl fiyasko İstanbul’da yaşandı. Kılıçdaroğlu kopuştan sonra büyük bir gövde gösterisi yapacaktı. İl Başkanı Gürsel Tekin yeni katılımlar ve rozet töreni hazırladı. Katılımcılar oldukça kalabalıktı. Programa ise kaos hakimde… Aksaklıklar Tekin’i çileden çıkardı. Barış diye birine bağırdı çağırdı. “Rozetler nerede…?” dediği duyuldu. Kılıçdaroğlu hazırdı, katılımcılar da… Fakat ortada rozet yoktu. Gürsel Tekin deneyimli bir isim… Amatörce program ondan beklenmezdi.
Fakat kriz sonradan patlak verdi. Toplantıya ajanslardan ‘figüranlar’ gönderilmişti. Birgün Gazetesi muhabiri aralarına karışarak siyaset tarihinin en renkli ve ilginç haberine imza attı. ‘Bindirme kıtalar’ siyasetin yabancısı olmadığı uygulama… Fakat bunun bir usulü ve adabı olurdu. Partinin uzak teşkilatlarından katılımlar sağlanırdı. Sokaktan veya ajanstan ‘adam toplamak’ bugüne kadar kimsenin aklına gelmedi.
Gürsel Tekin gövde gösterisini yüzüne gözüne bulaştırdı. Skandal yönüyle manşetlere çıktı. Haberi kabullenmedi, muhabiri ağır ifadelerle eleştirdi ve suç duyurusunda bulundu. Savcılık soruşturma başlattı. Bazı kişilerin ifadelerine başvurdu. Gazete ve muhabir haberin arkasındaydı. Geri adım atmadı. Ardından iddiaların odağındaki ajanslardan peş peşe açıklamalar geldi. Evet, ‘toplantıya figüranlar’ gönderilmişti. Ama ‘tamamen gönüllülük’ çerçevesinde… Bir anlaşma ve para karşılığı değil.
Bir partinin toplantısı ajansların ilgi sahasına girer mi? Neden durduk yere ‘figüran göndersinler?’ Hiç inandırıcı değil. Kalabalığı arttırmak ajanslara mı kaldı? CHP’nin içi bu kadar mı boşaldı. İstanbul gibi büyük bir şehirde 300-400 kişiyi toplayacak mı? Gürsel Tekin birlikte siyaset yaptıklarına veya hemşehrisi Karslılara ‘gelin’ dese salon dolar. Yoksa etrafında kimse kalmadı mı? Bir yalnız adama mı dönüştü? Eğer durum buysa, tablo çok vahim demektir. Bu kadarını beklemezdim.
Kılıçdaroğlu bir gövde gösterisi yapmaya kalktı, altında kaldı. Artistler, figüranlarla siyaset mi yapılır? Kaderin cilvesi Kılıçdaroğlu yönetimi ‘iktidarın figüranı’ olmakla suçlanıyordu. Bir programda ‘figüranlar’ gerçekten sahne aldı. Ve birileri CHP gibi Atatürk’ün kurucusu olduğu kadim bir partiyi bir tiyatroya dönüştürdü. Oyun bitmedi daha… Birde Yargıtay ‘mutlak butlan’ kararını iptal ederse… Tiyatronun ikinci perdesi sahneye konur.






















