(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Siyasette grup toplantısının krize dönüşeceğini düşünemezdim. Sonuçta bir partinin Meclis’te milletvekilleriyle yaptığı toplantı… Tansu Çiller’e kadar grup toplantıları Meclis gündemiyle sınırlıydı. Çiller parti teşkilatının katılımıyla mitinge dönüştürdü. Daha sonra Meclis TV’nin canlı yayanıyla kamuoyu ve topluma sesleniş haline geldi. Bugün liderlerin haftalık siyasi değerlendirmeleri için en uygun zemin…
CHP’de ‘mutlak mutlan’ kararından sonra iki başlı yönetim söz konusu… Bir yanda yargı kararıyla partiye dönen Kemal Kılıçdaroğlu diğer yanda Özgür Özel… Biri partinin resmi genel başkanı diğeri Meclis grup başkanı… Kılıçdaroğlu milletvekili olmadığı için grup başkanı seçilemiyor. Özel ise yargı kararıyla genel başkanlıktan alındı. Ve aralarında bir uzlaşmada sağlanamadı. Her zemin bir kavga konusu…
Özel geçen hafta grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun itirazı işe yaramadı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş parti içi mesele olarak gördü. Engelleyici bir tavra bürünmedi. Kılıçdaroğlu ve ekibi uzaktan izledi. Milletvekillerinin ezici çoğunluğu Özel’in yanındaydı. Kılıçdaroğlu pes etmedi, tarih vererek bu hafta grupta konuşacağını duyurdu. Ve olağan bir toplantı krize dönüştü. CHP zaten krizlerden krizlere sürükleniyordu.
Grup salonunu doldurmak zor değil. Parti örgütü ve vatandaşın katılım hakkı var. İyi bir çalışmayla miting havasında grup yapmak mümkün. Asıl soru salonun dolup dolmayacağı değil… Kaç milletvekilinin katılacağı… Kılıçdaroğlu’na açıktan destek veren milletvekili sayısı 24 civarında… 24 milletvekiliyle grup toplantısı yapmak Kılıçdaroğlu açısından sağlıklı bir görüntü olmaz. Kararını verdi. Geri adım atması mümkün değil.
Öte yandan da genel başkanlığının Meclis düzeyinde meşruiyeti söz konusu… Meclis zemini eksik bir genel başkan da düşünülemez. Kılıçdaroğlu açısından tam bir açmaz. O tercihini yaptı. Milletvekili nezdinde mücadeleyi kaybetmiş görünse de bunu pek önemsemediği anlaşılıyor. Konuşmasıyla öne çıkmayı hedefliyor. Ne söyleyebilir? Siyasetin gündemini belirleyecek ne tür çıkış yapabilir? Bayramlaşma mesajına yansıyan düşüncelerine ek olarak neleri konuşmasına malzeme yapar?
Parti içi mücadelede kendisini üstün duruma getirecek bir metin hazırlamak mümkün mü? Rüzgarı tersine çevirecek bir üslup ve içerik yani…? Sadece parti içine de değil, sokaktaki insana da seslenmesi lazım. Toplumun ‘siyasi kayyım’ görevini kabul etmesine ciddi itirazları var. Kılıçdaroğlu’nun aradığı bir siyasi çıkış ve meşruiyet sorununu çözmek… Sözcüsü Müslim Sarı tepkiler için “Zamanla diner” dedi. Kılıçdaroğlu’nun görüşü de bu olmalı… Sorun zamanla dinecek türden değil.
‘Mutlak butlan ve siyasi kayyımlık’ gibi siyaseti alt üst eden sorunu CHP tabanının zaman içinde kabullenmesi çok zor. Bu yara soğumaz ve kabuk bağlamaz… Sürekli kanayan bir yara çünkü… Pansuman tedbirlerle geçiştirilecek türden değil. Ağır bir vaka… Kılıçdaroğlu farkında değil mi acaba? Oğlu Kerem’in bile kabullenemediği bir durum bu. İki gündür sosyal medya Kerem Kılıçdaroğlu’nun haberiyle çalkalanıyor. Oğul Kılıçdaroğlu bir düzeltme yoluna gitmedi. Doğru demek ki… Kılıçdaroğlu haklılığını daha oğluna anlatamamış partiye ve kamuoyuna anlatabilmesi mümkün mü? Değil elbette… CHP’de tutunamamış kişilerle yol yürüyerek mesafe alamaz. CHP iki parça ama… Ortadan ikiye bölünmedi parti. Bir yanda dananın kendisi, diğer yanda kuyruğu…
Kılıçdaroğlu’nun içine düştüğü durumdan çıkabilmesi pek olası değil. Bir siyasi huruç harekatı yapamaz. Koltukta bir süre oturur… O kadar. Partiyi yeniden biçimlendirmesi ve gücünü koruması imkansıza yakın. ‘Küçük olsun benim olsun’. O kadar küçük olur ki bir hayrını görmez. Grup toplantısında yeni bir yol haritası verebilecek mi diye bakacağım. Siyasi kayyımlık da direnecek mi yoksa yürümekte olduğu yolun çıkmaz olduğunu anlayıp yeni yollar açmaya çalışacak mı? Bir uzlaşma zemini oluşturabilecek mi? Konuşma metnini bu açıdan merak ediyorum. Ve tabii kaç milletvekilinin kendisini dinleyeceği… 20 küsuru 30’a tamamlayabilecek mi? İktidar eleştirisinin boyutu ve şiddeti ne olacak?
Peki Özel ve ekibi ne yapacak? Kılıçdaroğlu’nun toplantısını sabote edecek harekette bulunacaklar mı? Bahçede toplantı yapmak gibi… Bu satırlar yazılırken Özel Meclis’te MYK’yı toplamıştı. Kılıçdaroğlu’nun zayıf düşürecek siyaset izlemekten geri durmayacağını söylemek yanlış olmaz. Meclis bahçesinde toplantı seçeneklerden biri…
Bu arada pazar günü küçük çaplı yerel seçim yapıldı. CHP sadece bir yerde kazanabildi. Seçim küçük mesajı da küçük… Yine de CHP’nin bir sonuçları değerlendirmesi beklenir. Kılıçdaroğlu cephesinden herhangi bir yorum duyulmadı. Bir çalışma da yapmadı. Uzaktan izledi. Özel gitti, konuştu. 31 Mart’ın rüzgarını yansıtamadı. Küçük yerlerde iktidarlar çok avantajlıdır, yarışa birkaç adım önde girerler. Sonuçların büyük mesajlar içerdiği kanaatinde değilim. Fakat yine de seçim, seçimdir.
Evet, ülkenin ve siyasetin nabzı CHP’de atacak… Bakalım Salı krizi nasıl aşılacak…? Kılıçdaroğlu ne diyecek? Özel’in karşı hamlesi ne olacak?























