(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Facia ‘Pençe – Kilit Harekatı bölgesinde 852 Rakımlı Tepe’de yaşandı. Askerler ‘arama tarama’ faaliyetindeydi. Ne arıyorlardı? Terör unsurlarını…? Veya geride bıraktıklarını…? Kendini feshettiğini duyuran PKK hala dağlarda dolaşıyor mu? Bakanlığın ilk açıklamasında bir ayrıntı var; “28 Mayıs 2022’de teröristlerin açtığı ateş sonucu Piyade Üsteğmen Nuri Melih Bozkurt şehit olmuş, yoğun ateş nedeniyle naaşına ulaşılamamıştı…”. Mehmetçik 3 yıl sonra Bozkurt’un naaşını arıyordu. O tepede hastane olarak kullanılan mağaralara girildi.
Facia orada yaşandı. 10 asker ‘metan gazından’ zehirlendi. 5 asker ilk anda şehit oldu. Sonra rakam 8’e yükseldi. Bakanlığın açıklaması sürüyordu. Yazıya otururken şehit sayısını ‘12’ olarak duyurdu. 12 haneye ateş düştü. Yine şehit evlerinden haberler yansıdı. Hepsi de fakir fukara çocuğu. Bayrakların asıldığı evler gecekondudan hallice… Değişen bir şey yok. ‘Zengin bedel öder, askerimiz fakirdendir…’. Şehitlik mertebesi çok yüce, fakat ölüm bu kadar ucuz mu? Zihinlere üşüşen ciddi sorular var.
3 yıl önce şehit düşen Bozkurt’un naaşı uzun süreye rağmen neden bulunamadı? “Yoğun ateş sonucu naaşına ulaşılamamıştı” ne demek? Ateş bittikten sonra da mı ulaşılamadı? Ateş yıllarca sürmedi herhalde… Arama taramanın asıl amacı bu muydu? Neden bu kadar beklendi? Bir ize, işarete rastlandı mı? Derin çukurları barındıran mağaraların tehlike ve risk saçtığını herkes bilir. Metan gazı bunlardan biri… Neden öncesinde tedbir alınmadı? Askerler maskesiz mağaraya neden girdi? Bir ihmal söz konusu değil mi? Bir inceleme soruşturma yapılacak mı?
Bakanlığın açıklamasını ‘doğru kabul edersek’ bu soruların da cevabı verilmeli. Doğru olmayabilir mi? Provokatif bir saldırı olamaz mı? Malum, çözüm süreci yeni bir ivme kazandı. DEM heyeti İmralı’ya gitti. PKK silah bırakmaya başlamak üzere… Eli kulağında… Bugün yarın sembolik görüntüler kamuoyuyla paylaşılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEM heyetiyle bir araya geldi. Somut adımların atılma zamanı… AK Parti Kızılcahamam’da kampa girecek. Masada süreç de var. Gözler iktidarın atacağı adımlarda… Herkeste bir provokasyon beklentisi olduğu açık.
AK Partili Şamil Tayyar 10 gün önce bir haber paylaştı, X hesabından… “Kuzey Irak’ta Pençe – Kilit bölgesinde askerlerimize dronlarla alçak bir saldırı düzenlendi. 2’si üsteğmen, 1’i astsubay, 7’si onbaşı toplam 10 askerimiz yaralandı…”. Devamı var mesajın; “Bu vahim hadiseyle ilgili Milli Savunma Bakanlığı’nın sessizliği ilginç…”. Bakanlık herhangi bir açıklama yapmadı. Kamuoyunu bilgilendirmedi. Saldırıyı yok saydı. Nedenini anlamak zor değil. Çözüm sürecine halel gelmemesi… Saldırıyı süreci baltalayan bir provokasyon olarak değerlendirmesi…
Tayyar’ın mesajından sonra insanın aklına her türlü ihtimal geliyor; ‘Metan gazı’ doğru olmayabilir mi? Kamuoyundan saklanan bir şey olabilir mi? Çünkü kamuoyu çok hassas… Şehitlerin gölgesinde bir barış süreci yürütmek mümkün değil. Başlamadan biter. Özellikle iktidar bu konuda çok hassas… Erdoğan çok az konuştu. ‘Terörsüz Türkiye’ dışında sürece iliştin tatmin edici bir açıklaması olmadı. Nedeni de kamuoyunun hassasiyeti… Bir çok kişinin zihnine soru işaretlerinin düşmesi bu yüzden… ‘Acaba bakanlık bir şeyler mi saklıyor?’. Ölümler bu kadar kolay olmamalı…
İletişim çağında sırları ilanihaye saklamak mümkün mü? Değil elbette… Bir gün deşifre olur. Yine de süreci önceleyen yaklaşımlar acı gerçekleri bir süre ‘sır perdesinin’ arkasına atmak isteyebilir. Tayyar’ın mesajında olduğu gibi…
Şehitlerin gölgesinden barış süreci… Barış sürecinin gölgesinde şehitler… İlginç bir zaman dilimindeyiz. Umutla riskin at başı gittiği bir süreç… Barış umudu da büyük, risk ve tehlikeler de… Her haberi bu kapsamda okuyup değerlendirmek lazım. Türkiye’nin barış iklimine ihtiyacı olduğu gerçek. Terörden çok çekti toplum. Terör yorgunu… Anadolu nicedir demokrasi ve barış özlemi içinde… Henüz yolun başındayız. Öcalan’ın çağrısı karşılık buldu, PKK kendini feshetti, silahları gömmeye başladı. Sıra demokratikleşmede… İktidar hangi adımları atacak? Demokrasi ve barış umudunu yeşertebilecek mi? Selahattin Demirtaş ve arkadaşları özgürlüğe kavuşacak mı? Hapishaneleri dolduran siyasi suçlulara kapılar açılacak mı? İktidar bugüne kadar ağırdan aldı. Ama artık harekete geçme zamanı…





















