(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
İddiayı bir gazeteci dile getirdi; “Cumhurbaşkanı’nın iki yardımcısı olsun… Biri Kürt diğeri Alevi olsun…”. Rivayet o ki MHP Lideri Devlet Bahçeli, parti toplantısında bir kaç ay önce söylemiş. MHP ketum bir parti, bugüne kadar sızıntı olmaması normal. Sonradan acaba ‘servis mi edilmiş?’. Yoksa bir MHP’li ağzından mı kaçırmış? Her iki ihtimal de mümkün. Bir kaç gündür medya ve siyaset dünyası Bahçeli’nin cümlesi üzerine yoğun bir tartışmaya girdi. Daha çok da ‘tepki ve itiraz’ söz konusu. ‘Lübnanlaşma’ gibi bir kavramla karşı çıkılmakta…
Öncelikle iddianın gerçek olup olmadığını netleştirmek lazım. O cümle gerçekten Bahçeli’nin ağzından çıkmış olabilir mi? Cevabı ‘evet’ ise neden kendisi kamuoyuna açıklamadı? MHP Lideri de garip şekilde sessiz. Hemen her gün yazılı açıklama yapan Bahçeli o cümleyi ne inkar etti, ne kabullendi ne de revize etme ihtiyacı duydu. Tartışmışları izlemekle yetindi. Kurumsal olarak MHP’den de herhangi bir açıklama gelmedi. Hiçbir partili konuşmadı. Belli ki herkesin gözü kulağı Bahçeli’de…
MHP Lideri, İmralı’ya gidip gelen DEM heyetiyle yaptığı görüşmenin ardından gazetecilerin sorularına muhatap olmuştu. Hayır, bu cümleye ilişkin değil. Süreç hakkında bir kaç cümle istendi. DEM yöneticisi Pervin Buldan kısa da olsa bir değerlendirme yaptı. MHP’den de iki cümlelik yorum beklenmesi doğaldı. Hem teamül hem de siyaset gereği. Cevabı Türk siyaset tarihine geçecek türden oldu; Bahçeli “Ben ahrazım…”dedi. Güya espri veya ironi yaptı. Yoksa yeni bir rahatsızlık değil bu.
Ahraz ‘Hem sağır, hem dilsiz’ demek. Duymayan, konuşamayan kişi… MHP Lideri’nin ahraz olmadığını herkes biliyor. Hadi, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül söylese neyse… Çünkü o ciddi bir işitme sorunu yaşadı. Operasyon da geçirdi. Son günlerde rahatsızlığının tekrar nüksettiğine ilişkin iddialar da gündeme geldi. Bahçeli’nin sağlık sorunu ‘kulak ve dilinden’ değil. ‘Kalp ve kalça kırığı’ sorunu var. Gerçi ‘kalça kırığı’ iddiası kamuoyuna teyit edilmiş değil. Ama kalp operasyonu yüzünden aylarca evinden çıkmadı. Uzun nekahet dönemi yaşadı.
Bahçeli, “Ben ahrazım” dedikten sonra kamuoyuna yazılı açıklama yapmaktan geri durmadı. Ama nedense o tartışmalı cümle karşısında sessiz kaldı. Suskunluğu devam ettireceğini sanmıyorum. Bugün yarın bir şeyler söyler. Muhtemelen de o cümleyi revize eder, önünü arkasını doldurur.
Peki o cümle sorunlu mu? Hangi bağlamda söylediği meçhul… Bir cümleyle yorum yapmaya kalkarsak ‘Evet, problemli bir cümle’ diyebiliriz. ‘Lübnanlaşma’ tepkisini de normal görebiliriz. Türkiye’de kendisini farklı olarak tanımlayan etnik, dini gruplar var. Bu bir ülke gerçekliği ve sosyolojisi… Kürt ve Aleviler sadece ikisi… Kürtlerin ağırlıklı olduğu bir partinin varlığı da sır değil; DEM… Fakat Kürt kökenli olup de diğer partiler de siyaset yapan çok kişi bulunuyor. Kabinede bakanlık koltuğunda oturan Kürt yok mu? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kürt mesela…
Hemen her partide siyaset yapan Alevi politikacılara da rastlamak mümkün. Bir önceki seçimde cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu Alevi kökenliydi. CHP gibi ülkemin temel direklerinden biri olan bir partide 16 yıl genel başkanlık yaptı. Alevi kesim bir ara Mustafa Timisi önderliğinde parti de kurdu. Fakat uzun ömürlü olmadı. Çünkü temsilde de zayıf kaldı. Devamı da gelmedi. Her vatandaşın parti kurma, istediği partide siyaset yapma özgürlüğü var. Kürt ve Alevi kimliğiyle öne çıkan nice siyasetçi oldu. En uzun milletvekilliği yapan isimlerden biri Kamer Genç onlardan biriydi.
Bahçeli’nin söylediği iddia edilen formül bir sistem önerisi aslında… Daha doğrusu mevcut sisteme ‘ekleme’ yapılması… Kürt veya Alevi bir ismin ‘cumhurbaşkanı olma’ imkanı ve fırsatı varken neden ‘yardımcı kontenjanı’ ile iktifa etsin. Kılıçdaroğlu seçimi kazanmış olsaydı, cumhurbaşkanı koltuğunda o oturuyor olacaktı. Kemal siyasette Alevi kimliğini de çok öne çıkarmadı. Etnik ve dini siyasetten uzak durdu. Doğrusunu yaptı. Ayrıca mevcut sistemde ‘cumhurbaşkanı yardımcılığı’ işlevsel ve etkili makam değil. Cevdet Yılmaz’ın bakanlardan pek farkı yok gibi…
Çözüm sürecinden dolayı sokaktaki vatandaşın kafası karışık… Cevabını aradığı sorularla dolu… ‘Acaba bir bölünme parçalanma olur mu?’ kaygısından kurtulabilmiş değil. Kolay mı? Yıllarca bölücülükle suçlanmış silahlı bir terör örgütüyle masaya oturulmasını sindirmek… Süreci başlatan Bahçeli idi. Şimdi bir başka tartışmanın da fitilini ateşledi. Önerdiği bir sistem değişikliği… Lübnanlaşmaya kapı aralayacak bir dönüşüm. İtirazlar yersiz değil.
Bahçeli’nin o cümleye açıklık getirmesi lazım… Ondan sonra daha sağlıklı değerlendirme yapmak mümkün. Evet, MHP Lideri yine gündem belirledi. Doğru, fakat kafaları da fazla karıştırdı. Soru işaretledi çoğalttı. Böyle olmaz. Toplum ahraz olmadığını biliyor. Ne demek istediğini vuzuha kavuşturması lazım.
























