(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Ekonomi ülkenin konuşulmayan gündemi… Hiç tartışılmıyor değil elbette. Konuşuluyor konuşulmasına ama hep başka gündemlerin gölgesinde. Oysa sokaktaki insanın ana meselesi ‘ekonomi’. Bugün en büyük dert, geçim… Siyaseti de ekonomiyi de etkiyecek olan unsurların başında ‘ekonomi’ var. 31 Mart sonuçlarını emekliler belirledi. İktidarın zammını yetersiz bulan yaşlı kitle faturayı AK Parti’ye kesti. Z kuşağının Mayıs’ta yapamadığını yaptı.
AK Parti iktidarı ‘ekonominin konuşulmasından’ hoşnut olmayabilir. Dikkatleri başka yöne çekmek isteyebilir. İktidarlar ‘başarısız’ oldukları sorunların dile gelmesinden memnun olmaz. Konuşulmayınca mesele hallolmuyor ki. Vatandaş bu yakıcı sorunla kavruluyorsa medya ve siyaset erbabı ne kadar gündemden düşürmek isterse istesin bir sonuç vermez.
Muhalefet de haksız değil, kendi derdine düşmüş durumda… CHP’nin ‘cumhurbaşkanı adayı’ Silivri’de mahpus… Özel, ‘19 darbesini atlattık’ dedi ama ikinci dalga operasyon kaldı. 50’yi aşkın belediye bürokratı göz altına alındı. Aralarında ‘eşler’ de var. İktidar İstanbul’a ‘kayyım’ atamadı ama ‘darbe girişimi’ atlatılmış falan değil. Hükmünü icra ediyor.
CHP Lideri ‘Savaş hukukunda bile savaşta bile çocuklara, eşlere dokunulmaz, Ayıptır, yazıktır, günahtır, namertliktir. Bizim kitabımızda bunun rövanşı bile olmaz…’ dedi. Türkiye’nin ilk kez yaşadığı tablo değil bu. Yıllardır bu konudan muzdarip insanlar var. Operasyonların mağduru o kadar çok eş ve çocuk var ki… Acaba CHP bunlardan habersiz miydi? Eğer öyleyse nerede yaşıyorlardı?
Çocuklarının gözleri önünde bir annenin kelepçelenerek götürülmesi hoş bir şey değil tabii. Bu soruşturmasın demek değil. Varsa hakkında iddia araştırılır, soruşturulur… İlla da ‘tutuklu’ yargılamak gerekmiyor ki… Bu kadar kolay tutukluluk hallerinin ülkenin temel sorunlarından biri olduğu muhakkak. Öteden beri böyle… Dini ve insani duyarlılığı yüksek olduğu düşünülen bir partinin iktidarında emniyetin de yargının da daha hassas davranmasını bekliyor insan.
Özel bütün programlarını iptal etti. Silivri’ye gitti, İmamoğlu ile görüştü. Salı günü Ümit Özdağ’ın duruşmasına katılacak. Özdağ neden içeride? Hakkındaki iddialar ve istenen hapis cezası ‘tutuksuz yargılanmasını’ gerektiriyor. İtirazlara ve tepkilere aldıran yok. Böyle olunca yargı kararlarının üzerine siyasetin ve Ankara’nın gölgesi düşüyor. Şimdi bu tablo karşısında muhalefete ‘Neden ekonomik sorunları neden yeteri kadar gündeme getirmiyorsun?’ diye sorulabilir mi?
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, iktidarı eleştirmenin bedelini de göze alarak şunları söyledi; Nisan’daki 250 baz puanlık indirim ile politika faizinin yüzde 40’lara ineceğini bekliyorduk. Bugün geldiğimiz noktada gecelik borç verme faizinin yüzde 49 çıkmasıyla, aslında faizlerde 9 puanlık bir artışla karşı karşıya kaldık. Maalesef yine başa döndük. Sanayicinin, bırakın yatırım yapmayı, üretime devam edebilmesi bile bu maliyetlerle mümkün değil. Artık dayanacak gücümüz kalmadı’.
Daha önce TÜSİAD da ses yükseltmişti. Söyledikleri soruşturma konusu oldu. Başkana ‘yurtdışı yasağı’ koydu. Ve TÜSİAD o günden sonra sessizliği gömüldü. Susmak sorunu çözmüyor ki… Benzer çıkış ASO’dan geldi. Oda başkanları iktidarla papaz olmamaya özen gösterir. Fakat ‘dayanacak gücü’ kalmamışsa bunu dile getirmesinden daha doğal ne olabilir? Bir bedeli varsa olsun…
Sadece vatandaş değiş iş insanları da ekonominin gidişatından şikayetçi… Üretici de gayri memnun, tüketici de… Peki iktidarın ekonomi politikası kimin işine yarıyor? Her kesimden şikayet yükselir mi? İş insanların ‘tuzu kuru’ olduğu kabul edilir. Acı reçeteyi yutmak ‘vatandaşa’ düşer. Fakat bugün durum çok daha karmaşık… Herkes şikayetçi…
MetroPOLL ‘ekonomiyi’ araştırma konusu yaptı. ‘Ekonomi nasıl yönetiliyor?’ sorusunu yöneltti. Yüzde 72 gibi bir oran tek kelimeyle ‘kötü’ dedi. Oran çok yüksek. Muhalefet blokunun toplamından daha yüksek… AK Parti ve MHP’den de ‘kötü’ diyenler var. ‘İyi’ diyenlerin oranı 24,7… Aslında dörtte bir gibi bir oran da şaşırtıcı. Parti sadakati olsa gerek.
AK Parti seçmeni klasik parti seçmeni gibi değildir. Erdoğan’a ve parti politikalarına ‘iman’ derecesinde inanır ve güvenir. Rahmetli Erbakan vaktiyle ‘Bizim seçmenimiz değil, inananlarımız var’ derdi. O kadar olmasa da AK Parti için de benzer durum geçerli. Araştırmaya göre AK Parti seçmeninin yüzde 43,5’i ekonominin kötü yönetildiği görüşünde… Oran çok yüksek. Fakat ben yine yüzde 51’in hangi saiklerle ‘iyi’ diyebildiğini merak ediyorum.
Yüzde 43,5 ekonomi programından ümidini de kesmiş olduğunu söylemek yanlış olmaz. ‘Kötü’ demek aynı zamanda geleceği ilişkin ümitleri de olmadığını gösterir. Bir iktidar partisi için ‘alarm halidir’ bu. AK Parti de ‘işlerin yolunda’ gitmediğinin farkında. Ancak bir türlü ekonomiyi toparlayamadı. İmamoğlu operasyonu ekonomiyi de vurdu.
Olumsuz görüş bildiren MHP’li oranı AK Parti’den daha düşük: Yüzde 42,7… İlginç. MHP tabanının her şeye rağmen parti politikalarına sadakatinin göstergesi bu. Yüzde 54,2’si ekonomi yönetimini iyi bulduğunu söylemiş. ‘Acaba’ diyorum ekonomik gidişattan MHP seçmeni etkilenmiyor mu? Mümkün mü bu? Değil elbette. Ancak ‘sadakatle’ açıklanabilir.
Rakamlar ne söylerse söylesin vatandaşın yaşadığı gerçek ekonomide yangın olduğunu haykırıyor. Çarşı pazar ve mutfakta hiç olmadığı kadar yakıcı ‘yangın var’. İktidarın seçimlerde en çok zorlandığı konuların başında gelecek bu. İktidar sözcüleri her ne kadar iyimser mesajlar verse de vatandaşın hali günden güne daha kötüye gidiyor. Merkez Bankası faizleri yükseltti. Zirai don Anadolu’ya kavurdu. Meyve sebze ateş pahasıydı zaten… Ufukta bir umut da yok…





















