(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Farkında mısınız, son günlerde AK Parti’ye ‘içeriden eleştiriler’ arttı. Sağ partiler özellikle de muhafazakar ve milliyetçi sağ itirazlara, tenkitlere kapalıdır. Eleştiri ‘ihanet ve düşmanlık’ olarak algılanır. AK Parti ve MHP gibi partilerde ‘parti içi muhalefetin’ esamesi okunmaz. Karşı çıkan kişiler parti içinde kalamaz. Dışlanır, kapının önüne konur.
Örnek mi? O kadar çok ki… 10 yılda bu iki partiden neşet eden partilerin çokluğunu bir düşünün. İYİ Parti, Zafer, Anahtar gibi partiler MHP’den kopan küçük parçalar… Her biri MHP’nin tabanına oynuyor. Gelecek, Deva ise AK Parti’den… AK Parti’nin düşüşe geçmesinin nedenleri arasında bu kopuşların payı yok mu? AK Parti ve MHP’de parti içi muhalefet sağlıklı işleseydi eğer, yeni partiler doğmazdı.
AK Parti’de siyaset yapan güçlü isimlerin iktidar eleştirilerini ‘parti içi muhalefet’ diye yorumlamak doğru olmaz. Erdoğan öylesine güçlü bir lider ki koltuğu da, karizması da tartışılmaz. Eleştiri politikalara itiraz ve tenkitlerle sınırlı. Yoksa kimsenin Erdoğan’ın yerinde gözü yok. Olsa da şansı yok. AK Parti bir Erdoğan partisi… Eskilerden kimse kalmadı.
Vaktiyle AK Parti’de siyaset yapmış, kurucular arasında yer almış Ertuğrul Yalçınbayar, Ertuğrul Günay ve Hüseyin Çelik’in de anlarında bulunduğu 19 kişinin ‘Adalet Çağrısı’ iktidara ciddi bir itirazdır. İçeriği sağlam, dozu oldukça sert eleştiri… Bu isimlerin bünyeden koptukları veya uzak düştükleri doğru… Fakat AK Parti mahallesi ve tabanında karşılığı olan isimler…
Bir diğeri Bülent Arınç… Kabuğuna çekildi. Fakat partiden kopmadı. Hala bünye içinde. İşlerin yolunda gitmediğinin farkında. Fırsat buldukça Erdoğan’ı dışarıda bırakarak düşüncelerini söylemekten geri durmuyor. Mehmet Uçum’un Beştepe’deki varlığını en ciddi sorgulayanlardan biri…
Yeniden Meclis Başkanı seçilen Numan Kurtulmuş’u tebrik ederken ‘Can Atalay sorunu çözmesi için yaptığı çağrı’ AK Parti politikalarına itirazın adıydı. Can Atalay içeride tutan, Meclis yolunu kapatan Kurtulmuş değil ki… AK Parti yönetimi… Kurtulmuş AK Parti’nin politikalarını uygulayan bir isim sadece… İstese de Can Atalay’ın Meclis yolunu açamaz. Gücü yetmez.
Arınç, itirazında sonuna kadar haklı… Bir milletvekilinin yeri hapishane değil Meclis’tir. Atalay sandıkta Hatay halkının oylarıyla vekil seçildi. Fakat Silivri’den çıkamadı. AİHM, AYM’nin kararları ‘yok sayıldı’. Mesele tamamen siyasi, hukukla uzaktan yakından ilgisi yok. Normal şartlarda Meclis’in bu sorunu çözmesi beklenir. Fakat iktidar blokunun vetosu nedeniyle Atalay’ın mahpusluğu sürmekte…
Şamil Tayyar’ın itirazlarını da yabana atmamak lazım. O kadar ki kamuoyu oluşturuyor. Bayram sürecinde ‘radar sorunun’ manşetlere taşınmasının nedeni o. Hiç lafı evirip çevirmeden İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı hedef aldı. ‘Dört bir yana yerleştirilen radarları vatandaşa tuzak…’ diye niteledi. Geniş kesimin hissiyatına tercüman oldu. Hız sınırını belirleyen levhalar yollarla uyumlu değil. Radar cezaları bir soruna dönüştü. Tayyar’ın hız sınırı kapsamı dışında bırakılan ‘çakarlı araç’ çıkışı da yerindeydi. Ne bakanlıktan, ne hükümetten cevap gelmedi. Tayyar’ın itirazları teknik gibi görünse de siyasi sonuç doğurma potansiyeli de yok değil.
Hüseyin Kocabıyık’ın ihracıyla sonuçlanan Ekrem İmamoğlu operasyonuna dönük çıkışı AK Parti’ye ciddi hasar verdi. Kocabıyık’ın partiden uzaklaştırılmasının AK Parti’ye yarar değil, zarar vereceği hesap edilemedi. İleride AK Parti’nin tarihi yazılırken Kocabıyık olayına bir sayfa ayrılacağı kesin… Ve tarihin Kocabıyık’ı değil, AK Parti’yi mahkum edeceği de…
Hüseyin Çelik bayramda bir ajansa röportaj verdi. Dile getirdikleri ciddi iktidar eleştirileri içeriyordu. ‘Hükümet Sistemi Türkiye’ye yaramadı’ dedi. Meclis’in etki ve yetkisini yorumlarken ‘TBMM’nin Putin’in DUMA’sından farkı kalmadığını’ söyledi. Hukuk ve ahlak sorgulaması yaptı. Adalet için ‘eksikliği en çok hissedilen konu’ dedi. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesine sert eleştiriler yöneltti. ‘Utanç verici karar’ dedi. Ve düzeltilmesini istedi. Yargı operasyonlarına usulen itiraz etti. Çelik’in eleştirilerini sağlam temellere oturttu.
AK Parti yönetimi itiraz ve eleştirileri ne kadar dikkate alır bilmiyorum… Ne Bülent Arınç ve ne Hüseyin Çelik AK Parti’yi zor durumda bırakmak için konuştu. Söylediklerinin her biri uyarı niteliğindeydi. Benzer çıkışlar giderek artıyorsa parti yönetimine düşen en azından oturup düşünme ve ‘acaba bir yerlerde yanlış mı yapıyoruz?’ diye sormak. Hiçbir parti hatadan beri değil ki… Yanlış ve hata siyasetin doğasında var.
AK Parti yakında Kızılcahamam’da kapma girecek. Parti politikaları masaya yatırılacak. Yeni Anayasa konusu tartışılacak. Eleştirilerin çoğalmasının da konuşulması gerekmez mi? AK Parti’nin eski havası yok… Düşüşe geçti. Yeniden toparlayıp toparlayamayacağı meçhul. Sorun yalnızca ekonomi değil. Adalet sorunu ekonomi kadar yakıcı… Eleştirilerin odağında da bu var zaten. Kızılcahamam kampı içeriden gelen muhalif sesleri anlamak ve değerlendirmek için fırsat olabilir. Olmalı da…






















