Pazartesi, Nisan 20, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

H. Agah Kalender yazdı I Zamanın dindiremediği acı; Kerbela!

Kerbela acısı asırlardır tekrarlanır. Aradan geçen uzun zamana rağmen dinmedi, yara kabuk bağlamadı. Her dem taze… Ve için için sızlar ve kanar. Mehmet Akif ‘Aylar bize hep Muharrem oldu’ diye yazdı. Çünkü İslam dünyasından hüzünler, matemler hiç eksik olmadı.

12/07/2025 11:07
Okuma süresi: 10 dk. okuma
A A
H. Agah Kalender yazdı I Zamanın dindiremediği acı; Kerbela!
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
H. Agah Kalender

H. Agah Kalender

98 köşe yazısı

(The Turkish Post) – H. AGAH KALENDER

Ey Okur! Bugün size eski bir yazıyı hatırlatacağım. Malum, Muharrem ayı içindeyiz. Bu ayın onuncu gününe ‘aşura’ denir. Bir çok tarihi olayın yıldönümüdür. Ali Bulaç İslam dünyasında bu yıl ‘aşura gününün’ daha etkili yad edildiğini yazdı. Kerbala’yı konu ettiği makaleleri harikaydı. Ben nedense ‘aşura gününün’ Türkiye’de garip kaldığı hissine kapıldım. Çok az yazı ve etkinlik gördüm. Aşure sanki sadece bir tatlıya dönüştü.

Biraz da bunun için, geçen yıl yazdığım Kerbela yazısını özetlemeye karar verdim. Dikkatli ve devamlı okuyucular için tekrar olacak… Fakat sakıncası yok. Kerbela acısı asırlardır tekrarlanır. Aradan geçen uzun zamana rağmen dinmedi, yara kabuk bağlamadı. Her dem taze… Ve için için sızlar ve kanar. Mehmet Akif ‘Aylar bize hep Muharrem oldu’ diye yazdı. Çünkü İslam dünyasından hüzünler, matemler hiç eksik olmadı.

Tarih, Hazreti Peygamber’den sonra Müslümanların birbirine düşmesine, kavgalara, savaşlara, fitne ve fesatlara sahne oldu. Hayatı zulüm altında ve zindanlarda geçen Ahmet Bin Hanbel’e ölüm döşeğinde sorar talebeleri; ‘Efendim nereye gömülmek istersiniz’ diye. Cevabı Müslümanların hali pür melalini özetliyor; ‘Eğer İslam dünyasında zulüm görmemiş bir toprak parçası bulabilirseniz beni oraya gömün…’ der.

‘Siyaset ve iktidar kavgaları İslam tarihini bir ‘zulüm tarihi’ haline getirdi’ cümlesi biraz ağır ama gerçeğinde bir ifadesi. Tarihten, yaşananlardan ne ibret aldı Müslümanlar, ne de gerekli dersler çıkardı. Bugün İslam coğrafyası dünyanın en zor yaşanılası yerler… Kim Avrupa dururken Afganistan’da yaşamak ister? En koyu Müslümana sorun; ‘Suudi Arabistan’a mı yoksa Amerika’ya mı gitmek istersin?’ diye. Cevabı, Afganistan, Arabistan olmayacak…

Bütün Müslümanlar gözünü lanetledikleri, tepki gösterdikleri Batı’ya dikmiş durumda. Bu Müslümanların trajedisi değil de nedir? Muharrem’in 10’unda acısı hâlâ taze Hazreti Hüseyin’in şehit edildiği Kerbela olayını ne kadar biliyoruz? Şia ve kolları 10 Muharrem’i ‘ağıtlarla, mersiyelerle’ anar. Sünni kesim de acısını yüreğinde duyar, fakat Kerbela hakkında konuşmak istemez, ne olup bittiğinden habersizdir.

İslam tarihinin dönüm noktası olan Kerbela’ya ilişkin bildikleriz, öğrendiklerimiz maalesef çok sınırlı… Ben nice zaman sonra hem Şii hem de Sünni kaynaklardan Kerbela’yı okumak için çaba sarf ettim. Ne yazık ki bu konuda kaynaklar da çok sınırlı. Kerbela olayı hak ettiği ilgiyi görmemiş, tarihi ve siyasi yönü iyi analiz edilmemiş, dolayısıyla dersler ve ibretler çıkarılmamıştır. Ve Kerbela’nın değişik türevleri İslam toplumunda tekrarlanmaya devam etmiştir.

Mehmet Akif şiirini yazmış ama ona kulak vereni ara ki bulasın; ‘Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey! / Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi / Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi’. Tarihi efsaneleştirir, şan ve şöhreti geçmişte ararsan olacağı bu… İslam tarihinin ‘şanlı sayfaları’ kadar ‘dramatik ve utanç sayfaları’ da var.

Diyanet’in ansiklopedisine baktım, bilgiler o kadar yetersiz ki… Ne olayın özünü anlamak mümkün ne de mesajını… Yazık. Diyaneti bu olan bir toplumun Kerbela veya gerçek İslam tarihi konusunda bilgilenmesi ve tarih bilincine kavuşmasını beklemek ham hayal olur. Sadece o gün yaşananlarla Kerbela olayı izah edilemez ve anlaşılamaz. Hazreti Peygamber’den hemen sonra siyasi kavgalar ve fitnelerin başladığını söylesem ‘dört halife dönemine’ dil uzatmış mı olurum. Dört halife dönemi dini ve efsanevi açıdan değerlendirildi İslam aleminde. Hazret-i Ebubekir’e kim söz söyleyebilir? O, hicret yolunda ‘ikiden…’ biri ve ilk Müslüman… Dini yönü muhteşem elbette. Fakat halife seçilirken yaşananlar ve siyasi kararları niye eleştirel gözle bakılmasın?

Hazreti Fatıma’ya vermediği ‘Fedek Hurmalıkları’ meselesi asırlarca sürdü ve fitne konusu oldu. Hazreti Ali, eşi hayatta olduğu 6 ay boyunca ondan uzak durdu, evden çıkmadı ve biat etmedi. Hazreti Fatıma’nın vefatını halifeye haber vermedi. Hazreti Ebubekir’e biat etmeyen başka sahabeler yok mu? Sakıncalı soru mu bu? Ensar kabilelerinden biat etmeyen hatırlı kişileri bilmenin dine ne zararı olabilir?

Hazreti Ömer’in şehit edilmesi üzerine oğlu, suikastçıyı evinde saklayan Müslüman aileyi kılıçtan geçirdi. Hazreti Osman’dan ‘kısas’ istendi. Ama Halife, selefinin oğluna ‘kısas’ hükmünü uygulamadı. Yönetimde aile kadrolaşması ve buna karşı yükselen tepkiler, isyanlar… Felaketle sonuçlanır. Evi isyancılar tarafından kuşatılır. Hazreti Ali ve çocukları ile birlikte bir avuç Medineli korur Halife’yi… Hazreti Osman’ı öldürmek için bitişiğindeki evin duvarını delerek içeri giren ilk kişi kim biliyor musunuz? Hazreti Ebubekir’in oğlu.

Halife’nin ‘Ah evladım baban seni görseydi ne derdi’ demesi üzerine pişman olur ve geri çekilir. Sonu yürekler acısıdır. Ricat ettiği için isyancı arkadaşları tarafından öldürülür ve yakılır. Hazreti Ayşe, bu olaydan sonra o et kokusu burnundan gitmediği için hayatı boyunca et yemez, yiyemez. Hazreti Ali ile Hazreti Ayşe arasında yaşanan Cemel vakası… Yine Muaviye ile Hazreti Ali’nin kılıçları çektiği Sıffin Savaşı İslam tarihi kitaplarında ‘yarım sayfayla’ geçiştirilecek olaylar mıdır?

Cemel bir ‘vakıa’ mıdır? Kaç sahabenin hayatına mal olduğunu biliyor musunuz? Ya da bilmek ister misiniz? Hayır mı? Neden? Dünün olaylarını doğru analiz edemeyen bugünü anlayabilir mi? Hazreti Ali karşısında her türlü ‘siyasi oyunu’, sahneye koyan Muaviye’ye söyleyecek bir çift sözümüz yok mu? O da ‘sahabe’ diye susalım mı? Sıffin’i yaşanmamış mı kabul edelim? Cemal vakasını görmezden mi gelelim? Ama yaşandı.

Ve İslam tarihinde büyük yarılmaya ve bölünmeye sebep oldu. O fitne asırlarca sürdü. Susmak fitneyi ortadan kaldırmadı. Dilimiz pir-u pak mı kaldı? Hazreti Hasan’la ilgili ne biliyoruz? Onu halife görmek isteyenlere ne cevabı verdi? Muaviye ile ilişkisi nasıldı? Saltanatı için ‘tehdit ve risk’ olarak algılayan Muaviye’nin zehirleyerek şehit ettiği doğru mu? Doğru ise devletin bekası için verilen fetvalar Hazreti Hasan için de geçerli mi?

Muaviye, Hazreti Hasan’la yaptığı anlaşmaya ve verdiği söze rağmen oğlu Yezid’i veliaht olarak yerine hazırladı. Yezid kimdir? Ebu Eyyub El Ensari’nin de aralarında bulunduğu İstanbul’un fethi için yolan çıkan ordunun komutanı desem… Evet, öyle. Sonra da Şam’da babasının koltuğuna oturdu. Ve Hazret-i Hüseyin’i kendisine rakip gördü. Bugün Irak’ta bulunan Kufe halkı sayısız mektuplar ve heyetlerle Hazret-i Hüseyin’i başlarına geçmesi için davet etti. Yezid, ‘ya biat ya ölüm’ diye iki seçenek sundu Hz. Hüseyin’e…

Kendi halinde münzevi bir hayat yaşayamaz mıydı Hz. Hüseyin? Hayır, mümkün değildi. Yezid’in buna imkan ve fırsat vermesi düşünülemezdi. Hazret-i Hüseyin istişarelerden sonra aile efradı ve ekibiyle birlikte Kufe’ye doğru yola çıktı. Ali Şeriati der ki; “Hüseyin’e miras kalan hiçbir şey yoktu. Ne ordusu ne silahı, ne gücü ne de organize olmuş takipçileri kalmıştı. Ümeyye oğulları toplumun her yerini ve her şeyini işgal etmişti. Zalimin kılıçla, parayla ya da aldatarak sağladığı güç herkesi susturdu. Bütün kuvvet zalim iktidarın elindeydi. Bu gibi hallerde idealler ve düşünceler rejimin ajanları tarafından kontrol edilir. Beyinler yıkanır, doldurulur ve din adına söylenen yalanlarla zehirlenir, bunlar da işe yaramazsa kılıç kullanır. Hüseyin’in karşısında böyle bir güç vardı. Tahrip edilmiş tüm değerleri sahip bir insandı Hüseyin, terk edilmiş ideallerin simgesiydi. Ama oraya bomboş ellerle geliyor, hiçbir şeyi yok. Hüseyin iki seçenek arasında kalıyor. Sessiz kalamaz ama savaşamaz da. Bir tek silahı var, o da ölüm. Düşmanı yenemezse en azından kendi ölümüyle rezil eder, gözden düşürür onları. İktidardaki gücü ele geçirmese bile en azından lanetleyebilir. Şehit olmak onun için bir kayıp değil bir seçenektir. Kendisini özgürlük yolunda kurban edecek ve zafer kazanacaktır. Şehitliğin eşsiz bir parıltısı ve aydınlığı vardır.”

‘Neden kazanamayacağı bir savaşa girdi?’ sorusunun cevabı Şeriati’ye göre bu. Biat mı ölüm mü? Hak etmeyen birine biat etmektense şehadeti seçmiştir Hüseyin. Bediüzzaman’ın görüşleri de benzerdir. Bediüzzaman, Hz. Hüseyin’in mukabelesini yani Yezid’e biat etmeyip harekete geçmesini onun ‘hürriyet-i şer’iyye kılıcını çekmesi’ olarak niteler. Zira bilindiği gibi istibdadın zıddı, hürriyettir. Dolayısıyla Yezid’in siyasî istibdâdına karşı Hz. Hüseyin’in yaptığı ‘İslam’ın hürriyet kılıcını’ çekmekten başka bir şey değildir.

Hazreti Hüseyin Medine’den Kufe’ye doğru ayet ayet, sure sure yürürken Yezid, kendisini desteğini çeken Kufe’nin ileri gelenlerini kılıçtan geçirdi. Ve halkı sindirdi. Hüseyin’e sempati duymanın karşılığı ölümdü. Yolda bir haberci , Kufelilerin ‘umutsuz vakaya’ dönüştüğünü haber verdi. Geri dönmek yoktu. Kufe’nin yakınlarına kadar geldi. Etrafında çocuk, kadın ve yaşlıların da aralarında bulunduğu toplam 72 kişi kalmıştı. Karşısında ise binlerce donanımlı askerden oluşan büyük bir ordu.

Çevresi sarıldı. Suya ulaşması önlendi. Bir damla su bile çok görüldü. Çocuklar, kadınlar susuzluktan kırıldı. Kerbela’nın simgelerden biri de bu susuzluktu. Bir canlı nasıl susuz hayatta kalabilir? Hazreti Peygamberin ahfadını susuz bırakmak hangi din anlayışına sığar? Yezid Saray alimlerinden fetva almış mıydı? Yezid’in komutanları ve paşaları kucaktaki bebeğe varıncaya kadar Hazreti Hüseyin’le birlikte çoğunu şehit etti. Çok az kadın ve çocuklar hayatta kaldı.

Onlar da esir olarak elleri kolları kelepçeli çıplak develer üzerinde Kufe sokaklarında dolaştırıldı, önce sonra Şam’a Yezid’in sarayına götürüldü. Hazreti Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep’in tarihe mal olan konuşması bir destandır adeta. Sözlerini doğrudan muhataplarının yüzüne söyledi. Neler mi der? İşte herkesin sustuğu, dillerin lal kesildiği, topluluğun dilsiz şeytana dönüştüğü yerde adını Peygamber Efendimiz’in verdiği Hazreti Zeynep “Ey Ali’nin kızı! Gördün mü Hakk bizden yanaymış, böyle olmasaydı biz muzaffer olmazdık” diyen Kufe Valisi Ziyad’a şöyle kükredi: “Sizler kaybettiniz, evet kaybettiniz. Çünkü kardeşim Hüseyin, binlerce kişiye bile boyun eğmedi. Eğer zalimliğinizden korkup gelseydi ayaklarıyla buraya, gelip eğilseydi önünde, o değil sen kazanmış olurdun. Hani nerde bu başın ayakları? O kendisi yerine, kesik başını yolladı sana, Önünde duran Hüseyin’in başı, ama kendisi nerede. Gövdesi ve inançları nerede, yüreği nerede… Âlemlere rahmet dedesi, babası, anası nerede? Kerbela’da bre Yezid uşağı Kerbela’da… Zorbalık dağa benzer. Zulmetmek yalçın bir dağ gibidir. Sizler ne kadar zorba olursanız, o dağın doruğuna çok yaklaşırsınız. Ama unutmayın ki; doruğa ulaştıkça uçurumların derinlikleri artar. Bir ayağın kayışı parçalanmaya yok olmaya yeter. İşte şu önünde duran Hüseyin’in başı, dağın doruğunda ki zalimlerin sonu olacaktır. Kardeşim Hüseyin’in başından işte şimdi korkun. Çünkü bu kesik baş sizin sonunuzu getirecektir.”

Sonra kendilerini izleyen Kufe halkına seslendi. Zeynep’in sesini duyan Kufeliler Hazreti Ali’yi hatırladı ama mazlumdan yana tavır alamadı. Zalimin saflarında sessiz sesiz gözyaşlarını içlerine akıttılar. Hazreti Zeynep onlara da dedi ki: “Ey Küfeliler, dinleyin! Ey Yezid’e boyun eğerler! Ey aldatılmış zavallı halk, bize mi ağlıyorsunuz? Oysaki bizim gözlerimiz hâlâ yaşlı, ıstıraplarımız dinmemiş, feryatlarımız yatışmamıştır. Sizler, gerdanlığını kaybedip sonra da toprak içerisinde onu arayan kadın gibisiniz. Sizler, Allah ve Resulüne iman getirdiniz, ama daha sonra işlediğiniz bu büyük günahla onun kökünü kazıyıp attınız. Sizden fesat, şer ve şarlatanlıktan başka bir şey de beklenemez. Sizler o güle benziyorsunuz ki ne yenilen ne de koklanandır. Sizin nefisleriniz ne kadar da kötü bir nefistir ki, sizler Allah’ın ve O’nun Resulünün gazabına uğramış ve cehennemlik olmuş bir toplumsunuz. Bizleri öldürdünüz, şimdi de bize ağlıyorsunuz. Evet! Allah’a yemin olsun ki çok ağlayın az gülün, bu işlediğiniz cinayetin kanı, sizin yakanıza yapışmış, bu yaptığınız pis ve kötü amellerinizden kurtulamazsınız ve bu ar ve rezillik, sizi kahredecek ve hiçbir suyla bu çirkef lekelerinizden arınmayacaksınız. Peygamber’in oğlu ve cennet gençlerinin efendisinin kanı, nasıl yıkansın? Siz, iyiliklerin mabedini ve yardıma muhtaç olanların derman kapısını yıkıp öldürdünüz. Siz, Allah’ın ve Resulünün size olan Hüccetini, şehit ettiniz.”

Hazreti Zeynep’in feryadı ve çığlığı göklerde yankılandı. Zeynep Yezid’in huzuruna çıkarıldı. Orada da susmadı: “Ey Hüseyin! Ey Resulullah’ın habibi! Ey Mekke ve Mina’nın oğlu! Ey tüm dünya kadınlarının hanımefendisi Fatıma Zehra’nın oğlu! Ey Mustafa’nın kızının evladı!” Bu sözleri duyanlar ağlamaya başladı, Yezid ise sessizliğini bozmadı. Yezid, bambu ağacının getirilmesini emretti, Hüseyin’in mübarek dudak ve dişlerine onunla vurdu ve Bedir Savaşında öldürülen akrabalarının intikamını aldığını söyledi.

Hazreti Zeynep susar mı? En büyük cihat zalim sultan karşısında Hakkı haykırmak değil miydi? Hazreti Zeynep de haykırdı; “Ey Yezid! Esir olarak şehir şehir dolaştırmakla bu geniş yeryüzünü ve bu fezayı bize dar ettiğini, bizi Allah katında hor ve zelil, kendini de yücelttiğini ve bu olayların da senin yüce makamından olduğunu mu sanırsın ki böyle övünüp seviniyorsun? Mağrur bir hâlde, cennet gençlerinin efendisi Eba Abdillah’ın dişlerine çubukla vuruyor ve pervasızca ‘Bedir savaşında ölen büyüklerim, keşke burada olsalardı da bu durumu görerek çığlıklar atıp ‘ellerin dert görmesin ey Yezid’ deselerdi’ diyorsun. Evet, niye söylemeyesin ve niye bu şiiri okumayasın ki? Sen Muhammed (s.a.v) evlatlarının kanına buladın ellerini ve yeryüzünün yıldızları olan Abdulmuttalip oğullarını katlettin. Fakat sen bununla kendi ölüm ve bedbahtlığına zemin hazırladın. Şimdi de duyuyorlarmış gibi kendi kavminin büyüklerine sesleniyorsun. Ne var ki çok geçmeden sende onlara katılacak ve ‘Keşke ellerim kırılsaydı ve dilim lal olsaydı da bunları söylemeseydim’ diyeceksin. Seni bu makama getirerek Müslümanların sırtına bindirenler, zalimler arasında ne de kötü bir bedel seçtiklerini çok yakında anlayacaklar. Hangimizin daha bedbaht olduğunu bilecekler. Sen konuşulmayacak kadar değersiz birisin. Ama bu durum seninle konuşmaya (bizi) mecbur etmiştir. Seni kınamak ve zemmetmekse benim gözümde değerli ve büyük bir iştir. Fakat gözler ağlıyor ve sineler de gam ateşiyle yanıyor. Ey Yezid! Kendi işinle meşgul ol, istediğin şekilde düzen kur, hile yap ve çalış. Ancak Allah’a andolsun ki bizim adımızı silemeyecek, vahyimizi söndüremeyecek ve öldüremeyeceksin, işimizi bitiremeyeceksin. Alnındaki bu lekeyi de silemeyeceksin. Çünkü aklın alil, yaşayacağın günler az ve kalildir”.
“Şayet yenilmek bir son, kazanmak da zafer olsaydı, gönlümüzde Hz. Hüseyin değil, Yezid olurdu. Demek ki asıl zafer Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt tarafından çoktan kazanılmış…” diyen haksız mı?

Etiketler: acı; Kerbela!dindiremediğiH. Agah KalenderÜst ManşetyazdıZamanın
Paylaş1Tweet1PaylaşGönderTara
H. Agah Kalender

H. Agah Kalender

Önerilen Haberler

Suna Yaman yazdı I Rusya’nın “hedef listesi” çıkışı: Avrupa ile savaşın eşiğinde yeni bir aşama mı?
Köşe Yazarı

Suna Yaman yazdı I Rusya’nın “hedef listesi” çıkışı: Avrupa ile savaşın eşiğinde yeni bir aşama mı?

Aslı Güney yazdı I Ankara’da taht oyunları: Hedef Süleyman Soylu’nun bürokratları mı?
Köşe Yazarı

Aslı Güney yazdı I Ankara’da taht oyunları: Hedef Süleyman Soylu’nun bürokratları mı?

Ayşem Narlı yazdı I Bastırılmış duygular ve güçlü kalma sendromu
Köşe Yazarı

Ayşem Narlı yazdı I Bastırılmış duygular ve güçlü kalma sendromu

H. Agah Kalender yazdı I Hüsamettin Cindoruk’un aile sırrı…!
Köşe Yazarı

H. Agah Kalender yazdı I Hüsamettin Cindoruk’un aile sırrı…!

Popüler Haberler

Gizli tanık Şubat: Gülistan Doku’yu valinin oğlu öldürdü

Gizli tanık Şubat: Gülistan Doku’yu valinin oğlu öldürdü

Gülistan Doku cinayetinde oklar vali ve oğluna çevrildi

Gülistan Doku cinayetinde oklar vali ve oğluna çevrildi

Emniyet müdürünün 8. sınıfa giden oğlundan okula silahlı saldırı: 1 öğretmen, 8 öğrenci hayatını kaybetti

Emniyet müdürünün 8. sınıfa giden oğlundan okula silahlı saldırı: 1 öğretmen, 8 öğrenci hayatını kaybetti

Hüsnü Yusuf Turabiç yazdı I Erdoğan’ın heybesindeki büyük turplar!

Alperen Yıldız yazdı I Erdoğan’dan talimat: Doku soruşturmasında dönemin kamu görevlilerine kapsamlı inceleme

Ünlü sanatçıdan KHK’lı babanın çocuğuna yapılan ayrıma tepki

Ünlü sanatçıdan KHK’lı babanın çocuğuna yapılan ayrıma tepki

Gülistan Doku cinayetinde oklar vali ve oğluna çevrildi

“Valinin oğlu tecavüz edip hamile bıraktığı Gülistan’ı öldürdü” iddiası

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Korumanın ifadesi ortaya çıktı: Valinin talimatıyla yaptım

Korumanın ifadesi ortaya çıktı: Valinin talimatıyla yaptım

Uşak Belediyesi’ne yeni operasyon: 25 gözaltı

Uşak Belediyesi’ne yeni operasyon: 25 gözaltı

“Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı ama Erokspor kayırılıyor”

“Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı ama Erokspor kayırılıyor”

İsrail, ABD’nin İran’a saldırma ihtimaline karşı hazırlık yaptığını duyurdu

İran ABD ile yapılacak müzakereleri askıya aldı

Hürmüz’de yeni gerilim: ABD İran gemisini vurdu

Hürmüz’de yeni gerilim: ABD İran gemisini vurdu

Vali Tuncay Sonel’in oğlundan ‘Gülistan Doku’yu tanımıyorum’ savunması

Vali Tuncay Sonel’in oğlundan ‘Gülistan Doku’yu tanımıyorum’ savunması

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Gizli tanık Şubat: Gülistan Doku’yu valinin oğlu öldürdü

Gizli tanık Şubat: Gülistan Doku’yu valinin oğlu öldürdü

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Batık kredi kartlarındaki artış endişe verici! Son 10 ayda 30 milyar TL takibe düştü

Kredi kartlarında limit kesintisi rafa kaldırıldı

Kolon kesenlerin avukatlığını Ersan Şen üstlendi

Hukukçu Ersan Şen’in ‘somut delil’ paylaşımı tepki çekti

Ünlü sanatçıdan KHK’lı babanın çocuğuna yapılan ayrıma tepki

Ünlü sanatçıdan KHK’lı babanın çocuğuna yapılan ayrıma tepki

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Korumanın ifadesi ortaya çıktı: Valinin talimatıyla yaptım
  • Uşak Belediyesi’ne yeni operasyon: 25 gözaltı
  • “Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı ama Erokspor kayırılıyor”
  • İran ABD ile yapılacak müzakereleri askıya aldı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.