(The Turkish Post) – H. AGAH KALENDER
Yaza rağmen siyasi gündem çok hareketli… Tartışmaların odağında CHP var. Ana muhalefet partisinde ‘iç savaş’ yaşanıyor adeta. Gözler pazartesi günü mahkemenin vereceği kararda… Kurultayı ‘yok sayarsa’ Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki eski yönetim tekrar iş başına gelecek. Özgür Özel boşluğa düşecek. Hayır, sıcak gündeme girmeyeceğim. Hangi şartlar altında yazıya oturduğumu belirtmek için söyledim bunları… Biz CHP’yi kendi dertleriyle baş başa bırakalım, kitapların dünyasına dalalım…
Sırasını ve yazılmayı bekleyen o kadar çok kitap var ki… Masamın üzeri dolu. İşte onlardan biri… Kısa süre önce önüme düştü. Adı merak uyandırıcı… ‘Oku beni!’ diye sesleniyor adeta. Kapağını gördükten sonra sayfalarını karıştırmamak mümkün değil. Kitabın adı, ‘Yahudi Kürtler!’… Soru işareti adında başlıyor. Yahudilik bir ırk, bir kavim ismi… Her ne kadar Musevilikle bütünleşmiş olsa da bir din değil… Kürtler de öyle… Bir kavim ve milletin adı.
Yahudi Kürt nasıl olur? Ya da olabilir mi? ‘Falaşa’ diye küçümsenen ‘siyahi Yahudiler’ var. Eski adı Habeşistan olan bugünkü Etiyopya’da yaşıyorlar. Afrika temalı bazı filmlerde de karşıma çıktı. Galiba aralarında İsrail’e de göç edenler da az değil. İlginç gerekçelerle Museviliği seçen Hazara Türkleri’nin varlığından haberdarım. Ayrıntılı bilmesem de bir çok kitapta rastladım. Araştırmaya değer bir konu aslında.
‘Yahudi Kürtler’ kitabını yazan Rasih Yılmaz… Bir gazeteci… Uzun yıllar medyada yer aldı. Daha çok kültür sanat ve sinema yazılarıyla hatırlıyorum. Osman Yüksel Serdengeçti’yi anlatan ‘Toros Yüzlü Adam’ kitabı kütüphanemde vardı. Serdengeçti de sıra dışı bir adam… Hem edebiyatçı hem siyasetçi… Mizah ustası… Rasih Yılmaz’ın kitabı Serdengeçti’nin hayatını en iyi anlatan eserlerden biri. Yahudi Kürtler’i 2018’de yazmış… 2025’in Haziran’ında ikinci baskıyı yapmış. Dumanı üzerinde hala kitabın…
‘Babil’in Kayıp Çocukları’ alt başlığının altında şu satırlar var: ‘Kimilerine göre Asur Kralı tarafından sürülen 10 Yahudi kabilesinden biriydiler. Kimilerine göre ise bu kabileler içinde kaybolmuş bir etnik gruptular. Ama bir gerçek vardı ki: ‘Kürt Herzl’ stratejisiyle anılmaya başlanmışlardı’. İç sayfalara davetiye çıkaran kışkırtıcı cümleler değil mi? Kitap ‘oku beni’ diye bağırıyor dememin sebebi bu. Haksız mıyım?
Arka kapaktaki soruların cevaplarını merak etmemek de mümkün değil. Hem tarihe hem güncele bakan yönü var. Bir kaç soru: ‘Mezopotamya’da MÖ 1. yüzyılda Museviliğe geçen ‘Adiabene Krallığı’nı Babil’in kayıp çocukları Kürt Yahudiler mi kurdu?’. Yanıtı kitapta var. Kesin olmasa bile bir cevap arayışı var. Bazen soru bile cevap kadar önemlidir. Ve altında sırlar saklar. Bir başka soru: ‘Ezra ve Nehemiah olarak adlandırılan kaçış operasyonuyla Irak’ın Kuzey ve Güney bölgesinden İsrail’e hangi Yahudi Kürtler götürüldü?’. Güncel bir soru…
Dahası da var: ‘Barzaniler geçmiş yüzyıllarda Musevi din bilgileri ve Haham’lar tarafından yetiştirilmiş bir Yahudi ailesi mi yoksa Nakşibendi soyunun devamı mı?’. Barzani aşireti Kürtler’in en kalabalık ve etkili gruplarından… Kuzey Irak yönetiminde de söz sahibi bir aile. Güneydoğu’da da uzantıları var. Sırf bu sorunun cevabını öğrenmek için bile bu kitap okunmaya değer. Bir başka soru: ‘İsrail kurulmasını istediği Kürt Devleti’ni ‘Orta İsrail’ hayaliyle mi destekliyor?’. Ne kadar güncel bir soru… İsrail bölgede sürekli alan genişleten ve nüfusunu arttıran bir ülke…
Rasih Yılmaz ikinci baskı için yazdığı uzun önsözde Suriye’de yaşanan son gelişmeleri de değerlendirmeye ve dikkate alıyor: ‘Şu soru daha derinlikli bir hal alıyordu. ‘Dr. Edy Cohen’in bahsettiği Yahudiler ile Kürtler arasındaki ortak noktalar nelerdir? Tarih, din, toprak kültür… Bu sorunun cevabı İsrail ve bağımsız ‘Kürt Devleti’ hayalinin de omurgasını ortaya çıkaracaktı. O zaman sorunun cevabını bu bağlamda aramak gerekliydi’.
Kitabın giriş sayfalarından bir paragraf daha: ‘Yahudiler kayıp kabilelerin efsanevi Sambatyon Nehri’nin ötesinde hala var olduklarına ve Tanrı’nın bu kabileleri kutsal kitapları Tevrat’taki kehanete uygun olarak bir araya getireceklerine inanmakta… O zaman neredeyse dünya tarihi kadar eski bir geçmişe sahip ‘Yahudiler’in 10. Kayıp Kabilesi Yahudi Kürtler miydi?’ sorusunu sormak abes olmayacaktır…’. Tabii abes olmaz. Ortadoğu demek biraz efsaneler, mitler ve gizemler demektir. Belki de o yüzden bölge halkı ‘komplo teorileri ve senaryolara’ yatkındır. Ve bu topraklarda komplo teorileri hiçbir zaman bitmeyecektir.
Bugün Kuzey Irak’ın en önemli şehirlerinden biri olan Erbil’in bir zamanlar Yahudiler’in başkenti olduğunu yeni öğrendim: ‘Talmud’da yazılanlara göre Asur Kralı Salmeneser tarafından sürülen Yahudiler ilk olarak Kuzey Irak bölgesine göç etmişti. Erbil şehri MÖ 1.yüzyılda Yahudiler tarafından başkent yapılmıştı. Kahle ve Neusner gibi modern Yahudi tarihçilerinin pek çoğuna göre bugünkü Kuzey Irak’ta bir Yahudi devletinin kurulduğu dahi iddia edilmekteydi. Kürtler’in Musevilikle tanışması da bu dönemde olmuştu. Bölgeye göç eden Yahudiler buradaki Kürt nüfusun önemli bir bölümünü Musevi yapmayı başarmışlardı’.
Kuzey Irak’ta olur da Anadolu sınırları içinde bulunmaz mı Yahudi Kürtler? Kitaptan cevap niteliğinde bir kaç cümle: ‘Mezopotomya’nın yanısıra Anadolu’nun bir çok bölgesinde de Yahudi Kürtler’e ait kimi tarihi izler bulunmaktaydı. Bu izlerden biri de Hakkari – Van arasındaki bölgede bulunan Başkale adlı kasabaydı. Kürtlerin Elbak, Ermenilerin Hamadakert dedikleri kerpiç evlerden ibaret bu kasabada Yahudi Kürtlerin izlerine rastlanması ilginçti. Bu kasabada yer alan Ölü Mahallesinde 1970 öncesine kadar hala Aramice konuşan Yahudi Kürtler vardı…’.
Kitaptan uzun uzun alıntı yapacak değilim. Bu kadarı yeter sanırım. İlgi ve merakınızı uyandırabildiysem başarılı olmuşum demektir. Kitabın tezini illa da kabullenmeniz gerekmiyor. Tezi ve iddiaları bilmeniz de bir kazanımdır. Kafanızın karıştırması ve soru işaretleri doğurmasını da olumlu görmek lazım. İsmet Özel’in dediği gibi ‘Kafa karışıklığı iyidir, insan bir kafası olduğunu anlar’. Akıl sahipleri ‘aykırı fikirleri’ okumaktan korkmaz. Irk ve kavim temelinde kitaba itiraz edecekler olacaktır. Onlar için söylüyorum bunları.
Göçlerle savaşlarla harmanlanan coğrafyalarda ‘ırk ve kavimler’ üzerine konuşmak kolay değildir. Ki saf ırkları bulmak da zordur. İçinde bulunduğumuz asır ‘ulus devletlerin’ öne çıktığı, milliyetçiliğin bir ideoloji olarak yükseldiği çağdır. Anadolu toplumunun bilinç altı ve üstü ‘ulus, millet, kavim’ tez ve iddialarıyla dolu. Ben bu konularda biraz daha esneğim. Kendimi tanımların dar kalıplarına mahkum etmemeye çalışıyorum.
Rasih Yılmaz’ın kitabını büyük merak ve heyecanla okudum. Adı yetti zaten, elimden bırakamadım. Sorulara cevap arayışını ve geniş perspektiften bakışını anlamlı buldum. Hem tarihi bilgi, belge ve iddialardan haberdar oldum hem de günümüze bakan sıcak konulara yeni bakış açıları geliştirdim. Bazen bir cümle için koca bir kitabı okumaya değer. Bu kitapta çok cümleler var, not edilmesi ve altının çizilmesi gereken. Yazar da daha ilk sayfalarında yazmış bunu: ‘Yahudi Kürtler’in ilginç olduğu kadar da geleceğe ışık tutan hikayesini okurken Orta Doğu’da yaşanan gizli savaşların amaçlarını, yöntemlerini ve sonuçlarını daha iyi anlayacaksınız…’.
İsrail’in savaş stratejisini ve bölgeye olan ilgisini ‘Daha iyi anlamak istemez misiniz?’. İsterseniz kitabın sayfalarını çevirmeye başlayabilirsiniz…





















