(The Turkish Post) – ESAT AYTAN
Ruh; biliş, duygu ve eylemleri içerisinde barındıran geniş bir kavramdır.
Biliş; koordineli bir şekilde, aynı anda çalışan birden fazla beyin bölgesini ve sistemini içeren karmaşık bir süreç olarak tanımlanabilir. İnsanın, nesnelere ve olaylara ilişkin bilgili ve bilinçli olmasını sağlar. Bilmek, anlamak, algılamak, farkında olmak, problem çözmek vb zihinsel süreç olarak tanımlanabilir.
Duygu; Bireyin içsel deneyimlerine ve içerisinde bulunduğu çevreye karşı verdiği bilişsel, fizyolojik ve davranışsal tepkilerdir. Duygular, duygusal beyin olarak da tanımlanan beynin limbik sistemi tarafından yönetilmektedir. Stres, mutluluk, endişe, üzüntü, gurur, korku vb duygu durumları bu bölgede işlenir. Duygularımızın yalnızca ruh halimizi değil, karar alma süreçlerimizi, davranışlarımızı ve sosyal ilişkilerimizi de etkilediği hatırda tutulmalıdır.
Eylem ise; insanın bilişsel, duygusal ve bedensel tepkilerinin genel tanımıdır.
Ruh Sağlığı; bireyin kendisi ve çevresi ile bilişsel, duygusal ve eylemleri itibariyle uyum içinde olmasıdır.
Okulların, çocukların gelişimi ve ruh sağlıkları için önemli bir etkiye sahip oldukları göz ardı edilmemelidir. Okullarda çocukların ruh sağlığını etkileyen birçok faktör vardır. Örneklendirmek gerekirse;
Sürekli başarısızlık algısı, zorluklarla mücadele edinmekten kaçınma, öğrenme güçlükleri, isteklendirme eksikliği, stres, kaygı durumu vb sebepler, öğrencilerin akademik anlamda karşılaştığı sorunlardır.
Akran zorbalığı, öğrencinin dışlanması, yalnızlığa itilmesi, arkadaş ilişkilerinde yaşanan sürekli problemler, içe kapanıklık, sosyal aktivitelere katılmama, tercih edilmiş sürekli yalnızlık hali, grup çalışmalarına katılmama isteği vb durumlar, öğrencinin duygusal sağlığını etkileyen / etkileyecek sorunlardır.
Yoğun sınav baskısına maruz kalan öğrencilerin, rekabet ortamında istenilen başarıları elde edememesi durumunda, maruz kaldığı baskılar, öğrencilerin çoğunda, aşırı stres hali ve anksiyeteye ( kaygı, korku ve huzursuzluk hissi ) sebep olmaktadır.
Okullar, öğrencilerin bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunarak, ruh sağlıklarının korunmasında önemli bir yere sahiptir. Destekleyici bir eğitim anlayışının benimsenmesi ve sağlıklı bir ortamın sunulması önemlidir. Okullar, öğrencilerin psikolojik olgunluğa ulaşması anlamında, öğrenciye destek ve güven verme noktasında ayrıca önem arz etmektedir.
Günümüz eğitim dünyasına geniş bir çerçeveden bakıldığında, özellikle benimsenen anlayış ve bu kapsamda kendi rolünün sınırları içerisinde kalmayı tercih eden branş öğretmenleri, bu yükümlülüğü taşımaktan epeyce uzak durmaktadırlar. İmkân ve koşullar göz önüne alındığında, sınıf içerisinde bulunan çocukların genelinin ruh sağlığı hassasiyeti geri plana atılmış olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin beklentilerinin çoğunluğu, öğrencilerin derslerinden aldıkları başarı odaklı sonuçlar ve ders içi algı düzeyidir. Okullarda bulunan PDR öğretmenlerinin, öğrencinin ruh sağlığını desteklemek, öğrencide bireysel farkındalık oluşturmak, öğrenciye kendini keşfetme yollarında rehberlik etmek, öğrencinin belirli bir olgunluk seviyesine gelmesini sağlamak vb görevleri vardır. Öğrenci sayısının çok fazla olmasının yanında, mevcut PDR Öğretmenlerinin sayıca çok az olması, mevcut sorunun çözüme ulaştırılması önündeki engellerden biridir. Öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz ardı ederek, kitleye dönük hazırlanmış belirli çalışma planları ve planların sunumuyla ilgili evrak işlerinin yoğunluğu, öğrencilere nitelikli bir yaklaşımın önüne geçmektedir. Bunun önüne geçmek içinse, özellikle eğitim camiası dinamiklerine, okul idarelerine ve PDR Öğretmenlerine çok ciddi sorumluluklar düşmektedir.
Ne yazık ki, okullarımız ve çoğu eğitim kurumlarında eşitlik ilkesi benimsendiği ifade edilse de, belirgin düzeyde başarılı öğrencilerin haricinde ki öğrenci kitlesinin, göz ardı edildiği ve arka planda tutulduğu defalarca dile getirilmiştir. Dile getirilmeye devam edilmektedir. Başarılı öğrenciler arasında rekabetin kızıştırılması, öğrencilere dayatılan akademik başarı önceliği, kendi grupları içerisinde mukayese edilmesi vb durumlar, çoğu başarılı öğrencide stres, kaygı ve endişe durumlarına yol açmakla birlikte, mevcut başarının elde edilmesine dahi engel teşkil etmektedir. Geri planda kalmış öğrenci kitlesinin durumu ise, daha bir endişe vericidir. Mevcut sorunların yanı sıra, geride kalmış olmanın kaygısı, ebeveynlerin ve öğretmenlerin baskısı, kendini bir türlü ifade edememe korkusu vb durumların yanı sıra, özellikle “başarısızım zaten” algısının öğrencide yer edinmesi, ruh sağlığını ciddi anlamda etkilemektedir.
Öğretmenlerin, okul idaresinden alacağı destek ve PDR Öğretmenlerinden alacağı tavsiyelerle ortak bir yol haritası çizmesi, çözüme bir nebze katkı sağlayacaktır. Öğretmenin bu anlamda en önemli görevi; başarılı öğrencilerin motive edilmesi, nitelikli programlar ile aktif bir sürecin içerisinde pekiştirenlerin kullanılması ve öğrenciye rahatlayacağı özgür dinamik zamanların ayrılmasıdır. Yeterince başarılı olamayan öğrencilerin göz ardı edilmemesi, bireye özgü farklı programların ayarlanması ve sürece ilişkin bilgi alışverişinin sürekliliğinin sağlanması da bu görev içerisinde tanımlanabilir. Yetersizlik algısının önüne geçilmesi, akademik başarının dışında hayatın sürekliliğinin sağlanılması gerekliliği hissettirilmeli ve bu algı düzeyine öğrenci mümkün olduğu kadar ulaştırılmalıdır.
Okullarda mümkün olduğunca, ruh sağlığı yerinde bireylerin yetişmesi için çaba gösterilmelidir. Her bir öğrencinin, bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak, mevcut eğitim hayatına devam etmesi hususunda kendisine güven aşılanmalıdır. Birey özelinde eğitim hayatına katkı sağlayacak programlar hazırlanmalı ve programların işleyişi hususunda, öncelikle öğrenci, ebeveyn ve öğretmen işbirliği içerisinde bulunmalıdır. Akademik başarısının yanı sıra, kişisel gelişimine önem verildiği öğrenciye hissettirilmelidir. Öğrenciye var olduğu için, mutlu olunduğu, sevildiği ve huzurlu olunduğu hissiyatı aşılanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, ruh sağlığını muhafaza etmiş ve öz farkındalık yeteneğine sahip birey, hayatın dinamikleri içerisinde mutlaka bir gün başarılı olacaktır.
























