(The Turkish Post) – ESAT AYTAN
Hayatta hiçbir şey tesadüf olarak karşımıza çıkmaz. Başarı da bunlardan biridir. Başarının elde edilmesi, günün aydınlığında kazanılmış bir süreç değildir. Karanlığı aydınlatan bir çift göz ve aydınlık beynin, nihai hedefine ulaştığı sonuçtur. Merak duygusunun giderek daha fazla belirginleştiği, öğrenmenin hazzına daha fazla ihtiyaç duyulacağı bir yolun yeniden atılacak adımın cesaretidir. Her hedefin ardında görünmeyen bir emek, sabırla örülmüş bir yolculuk ve yılmadan devam eden bir öğrenme arzusu yatar. Özellikle eğitim çağındaki gençlerimiz ve onlara yol gösteren aileleri için bu yolculuk; sadece akademik bir süreç değil, aynı zamanda karakter gelişiminin, azmin ve içsel gücün de sınandığı bir serüvendir.
Öğrenmek, sadece bilgi biriktirmek değildir. Aynı zamanda kendini tanımaktır. Potansiyelini fark etmektir. Her yeni bilgi, zihnimizde yeni bir pencere açar. O pencere dış dünyaya değil, iç dünyamıza da bakar. Çünkü öğrenmek bizi sadece donanımlı bireyler yapmaz, aynı zamanda daha bilinçli, daha sabırlı, daha üretken insanlar haline getirir.
Öğrenme Bir Yolculuktur, Hedef Değil
Öğrencilerimizin ve velilerimizin sıklıkla düştüğü yanılgılardan birisi; başarıyı sadece sonuçla ölçmeleridir. Alınan notlar, kazanılan nitelikli bir okul, sınavlarda akranlarına oranla elde edilmiş bir yüksek yüzdelik dilim… Oysa asıl başarı, bu süreçte gösterilen gayrette gizlidir. Öğrencinin ders içinde ki gayreti, geceleri ders başında geçirdiği dilimler, anlamakta zorlandığı konuyu pes etmeden tekrar tekrar çalışması, yorulsa da bırakmaması… İşte bunlar gerçek başarı öykülerinin görünmeyen ama en değerli satırlarıdır.
Anne babalar için de aynı durum geçerlidir. Evladının eğitimine destek olan her anne-baba, onunla birlikte öğrenir aslında. Zaman ayırır, dinler, motive eder, yol gösterir. Bu yolculukta yalnız olmadığını hisseden her çocuk daha özgüvenli adımlar atar.
Çalışmak Zorunluluk Değil, Kazanım Olmalı
Çalışmak bir yük gibi değil, bir kazanım olarak görülmeli. “Çalışmalısın” cümlesi yerine “Çalıştıkça güçleniyorsun” demek, çocukların motivasyonunu çok daha kalıcı biçimde destekler. Çünkü öğrenmenin doğasında haz vardır. Bir problemi çözdüğünde hissedilen tatmin, uzun zamandır anlamadığı bir konuyu nihayet kavradığında yüzüne yansıyan o tebessüm… Bunlar, başarıya giden yolda en kıymetli anılardır.
Bu nedenle çalışmak sadece sınav kazanmak için değil; kendine inanmak, hayata hazır olmak, zihinsel sınırlarını keşfetmek için gereklidir. Öğrencilerimize bu perspektifi kazandırabildiğimizde, onlar da çalışmayı bir zorunluluk değil, kişisel gelişimin doğal bir parçası olarak görmeye başlarlar.
Mutluluk Başarıda Değil, Emekte Saklıdır.
Günümüz dünyasında başarı çoğu zaman dışsal ölçütlerle değerlendirilse de, gerçek mutluluk içsel doyumla ilgilidir. Kendi emeğiyle bir hedefe ulaşmak, insanın kendine duyduğu saygıyı ve güveni artırır.
Veliler olarak çocuklarımızı sadece sonuçlarla değil, çabalarıyla da takdir etmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü başarı, bazen bir sınavı geçmek değil; zorlandığı hâlde mücadeleye devam etmektir.
Çocuklarımızla başardıklarında gurur duymamız kadar, pes etmediklerinde de onlarla gurur duymamız gerekir. Böylece hem çalışmanın hem de azmin mutlulukla nasıl birleştiğini daha iyi hissederiz.
Her Yeni Gün, Yeni Bir Başlangıç
Eğitim, sadece okul sıralarında değil, hayatın her alanında devam eden bir süreçtir. Bu nedenle hem öğrencilerimiz hem de ailelerimiz için en büyük tavsiyem şu olacaktır.
Her sabahı, öğrenmeye ve gelişmeye açılan yeni bir sayfa olarak görün. Dünkü zorluklara takılı kalmadan, bugünün imkânlarını en iyi şekilde değerlendirmeye çalışın.
Çünkü bilgiyle beslenen bir zihin, hiçbir zaman karanlıkta kalmaz. Ve çalışmayla büyüyen bir yürek, her zaman yolunu bulur.






















