(The Turkish Post) – MEHMET EREN
1. BÖLÜM
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Turkishpost.net’e gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bugün ilk bölümünü yayınladığımız röportajda Günay, ülkenin içinde bulunduğu tabloyu değerlendirdi.

İşte röportajın ilk bölümü:
-BTK’nın bir mahkeme kararı bile olmadan Instagram’ı erişime engellemesini nasıl görüyorsunuz?
– BTK’nın Instagram’ı erişime engellemesi hukuk dışıdır. Anayasanın haberleşme ve düşünce özgürlüğüne ilişkin hükümlerine göre böyle bir işlem ancak yargı kararıyla mümkün olabilir. BTK’nın doğrudan bu kararı vermesi hukuka aykırı, keyfî bir işlemdir.
– Bir bürokratın, bir devlet görevlisinin milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir konuda, ‘düğmeye bas kapat’ şeklinde özetlenebilecek bir gücünün olması demokrasi açısından ne ifade eder?
– Bir bürokratın anayasa ve yasaları hiçe sayarak böyle bir karar verebilmesi, ‘hukuk devleti’ ve ‘demokrasi’ kavramlarının kâğıt üzerinde kaldığının, gerçeklikle ilgisi bulunmadığının kanıtıdır.
– Bir hukukçu olarak başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere, yargının temel hak ve özgürlükleri korumadaki rolü için ne dersiniz?
– AYM başta olmak üzere tümüyle yargı, Türkiye’de özellikle son on yılda yaşanan hukuksuzluklar konusunda başarılı bir sınav veremedi. Siyasetin etkisinde kaldı ve hukuka, yasalara aykırı işlemlere göz yumuldu. Son yıllarda AYM bir ölçüde Anayasa ve yasaları korumaya çalışıyor; ancak önceki tarihlerdeki edilgen tutumu -ne yazık ki- büyük tahribata yol açtı ve şimdi bu tahribat ona da zarar veriyor.
– 31 Mart yerel seçimlerinden sonra Özgür Özel’le Erdoğan arasında başlayan ‘normalleşme’, ‘yumuşama’ adımları için ne düşünüyorsunuz? Özgür Özel’in, muhalefetin belli bir kesiminde ‘oyalama’ nedeniyle eleştirildiğini düşününce…
– Siyasi tarafların medeni ilişki içinde olması doğaldır. Sonuçta siyasi partiler aynı ülke içinde farklı çıkar gruplarının ve farklı kanaatlerin oluşturduğu kümelerdir. Bu açıdan aralarında tartışmaları doğal olduğu gibi, müzakereler ve görüş alışverişleri olması da tabiidir. Ancak, Türkiye’de partiler arası ilişkilerin ötesinde, vahim olan siyasi ve hukuki ortamın doğal ve normal olmayışıdır.
Anayasanın, temel hukuk kurallarının ve yasaların uygulanmadığı, mahkeme kararlarına uyulmayan bir ortam anormaldir. Önce bunun sağlanması, asgari bir hukuk zeminin oluşturulması gerekir. Bence sayın Özel’in sayın Erdoğan’dan ilk ve tek talebi bu olmalı, bu ortam sağlanmadıkça başka hiçbir konu müzakere edilmemelidir. Gördüğüm kadarıyla bu konuda tam bir netlik sağlanmamıştır. Eleştiriler, bu açıdan haklıdır.
ERDOĞAN’IN KEYFÎ UYGULAMALARIYLA ÜLKE HER AÇIDAN ÇÖKÜŞE SÜRÜKLENDİ
– 22 yıllık AK Parti iktidarı, bugünkü ağır ekonomik krizin sorumluluğunu almak yerine dış güçleri, bir takım lobileri, yeri geldiğinde muhalefeti, Gezi’yi suçluyor. Sizce, bugün gelinen noktanın asıl müsebbibi kim?
– Gelinen ekonomik, sosyal ve siyasal krizin sorumlusu AK Parti iktidarı ve bu iktidarın uzun süredir tek söz sahibi olarak Sayın Erdoğan’dır.
2017 yılındaki Anayasa değişikliği ile yürütmenin kontrolsüz biçimde şahsileştirilmesi ve ardından sayın Erdoğan’ın şahsî ve keyfî uygulamalarıyla ülke her açıdan tam bir çöküşe sürüklenmiştir. Şimdi sorumluluğu muhalefete, yahut dış etkenlere fatura etmeye kalkmak, değil inandırıcılığı, ciddiyeti bile olmayan bir savunmadır.
– Son dönemde AK Parti kurucularının da aralarında bulunduğu birçok isim ‘Saray’ çevresini sert dille eleştiriyor. Başta Mehmet Uçum olmak üzere bazı danışmanların yargıyı etkilediği, bürokrasiyi yönlendirdiği eleştirileri yapılıyor. Siz nasıl görüyorsunuz?
– Eleştiriler haklı, ancak geç kalmış bir tutumdur. Son on yılda pek çok eşikte hak ve hukuk çiğnenirken sessiz kalanların, bugünkü gecikmiş yakınmaları beklenen toplumsal karşılığı bulmakta zorlanıyor.

CAN ATALAY, HAKKINDAKİ HÜKÜM KESİNLEŞMEDEN MİLLETVEKİLİ SEÇİLDİ
– Anayasa Mahkemesi’nin en son verdiği Can Atalay kararını nasıl yorumluyorsunuz? Can Atalay neden tutuklu sizce? Atalay’ın seçilmiş bir vekil olarak Meclis’e dönmesinin önündeki engel kim, ne?
– Can Atalay, hakkındaki hüküm kesinleşmeden milletvekili seçildi. Anayasaya göre vekil seçildiği zaman yargılamanın durması ve dönem sonuna ertelenmesi gerekiyor. Olağan usul budur.
Milletvekili olarak göreve başladıktan sonra da Meclis gerekirse dokunulmazlığını kaldırabilir. Ancak göreve başlaması engellenemez. AYM kararları da bu yöndedir. Ceza mahkeme ve dairelerinin ve TBMM başkanlığının tutumu hukuka ve anayasaya aykırıdır.
– Ayhan Bora Kaplan, Sinan Ateş, Gezi, Osman Kavala davaları ve KHK meselesi. Bu konuda da hem polis müdahalesi hem de yargının etki altına alındığı belirtiliyor. Bu simge davaları düşününce yargı ve bürokrasinin bir tür ‘vesayet’ altında olduğu söylenebilir mi?
– Uzun zamandır yargı siyasi iktidarın tasallutu altındadır. KHK meselesi başta, bu konuda yıllardır sayısız örnek var ve devam ediyor. Muhalefet de, ne yazık ki konuyu bütünüyle hukuk devletine karşı bir kalkışma olarak nitelemek yerine, olay ve davaları tekil olarak ele alarak eksik ve yanlış bir tutum sergiliyor.
BAKANLIĞIM DÖNEMİMDE MEM-U ZİN’İ ÖZGÜN DİLDE YAYINLADIK
– Son günlerde DEM Parti’li belediyelerin Kürtçe trafik uyarılarının polis eşliğinde silindiği görülüyor. Bunun İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın talimatı olduğu da ortaya çıktı. Kürtçeye tahammülsüzlük mü bu yaşananlar?
– Türkiye uzun yıllar Kürt kimliğini yok saydı; neden sonra varlıkları kabul edilse de dil ve kültür alanında hala tahammülsüzlük sürüyor. Bakanlığım döneminde Mem-u Zin’i özgün diliyle yayınlarken bu yasakçı tutumu yakından gördüm. Sonraki yıllarda gelişmeler ne yazık ki, özgürlük değil yasakçılık yönünde ilerledi. Son yasaklama kararı da bu anlayışın yeni bir örneği. Bu arada, Arapça tabelaları ‘Kur’an yazısı’ diye savunan ‘solcu’ muhalefetten, Kürtçe yasağı konusunda tepki geldi mi? Takip edemedim.
– Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran’da öldürülmesiyle bölgemizde kapsamlı bir ‘savaş’ olabileceği endişesi giderek büyüyor. İsrail’in suikastı, İran’ın intikam yeminleri ve diğer tepkiler arasında siz savaş ihtimalini güçlü görüyor musunuz?
– Bölgemizde uzun zamandır zaten oldukça yaygın savaş ortamı var. Suriye, Irak ve Lübnan istikrarsız. Yemen’de 8 yıldır Suudi ve İran yanlıları savaşıyor. Rusya Ukrayna’da, İsrail Gazze’de türlü gerekçelerle halkları katlediyor. Rusya ve ABD de bütün bu savaşların örtülü-açık içinde yahut arkasında. Daha hangi savaşı bekliyoruz?
***
YARIN:
– İsrail Dışişleri Bakanı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldığı sosyal medya paylaşımına İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu etiketlemesi..
– Sokak hayvanlarının öldürülmesini de içeren yasa tasarısı..
– AK Parti iktidarının MHP ve Mehmet Uçum’un şahsında ulusalcıların kontrolü altına girmesi iddiası..
– Din-siyaset ilişkileri..
– Anadolu irfanı, muhafazakârların vicdanı..
– AK Parti’nin alternatifi sol olabilir mi yoksa yeni siyasi arayışlar mı?..
– Siyasete devam etmeyi düşünüyor musunuz?






















