(The Turkish Post) – AYŞEM NARLI
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara verdiği bir haftalık tatil su gibi akıp gitti. Milyonlarca öğrenci, dün yeniden ders başı yaptı. Ancak bir haftalık tatil, hem öğrencilerde hem de öğretmenlerde, kısa süreli bir konsantrasyon kaybına neden oldu. Artık tatil geride kaldığına göre; ne yapmalıyız? Onun planlamasını yapmak zorundayız.
Tatil süreci hem öğrenciler hem de ebeveynler açısından yorgunluk atma, derin ve sakin bir nefes alma, hobilere ve sevilen şeylere zaman ayırabilmek anlamında müstesna zaman dilimleridir. Tatil sürecini dolu dolu geçiren, hem eğlenen hem de yeni deneyimler elde eden çocuğun, yeni eğitim – öğretim dönemine daha hazır başladığı görülmektedir. Tatil döneminde okulunu, öğretmenlerini ve arkadaşlarını özleyen çocuk, okulla ve arkadaşlarıyla güzel bir bağ kurabilmiş demektedir. Unutulmamalıdır ki; çocukta okula uyum olmazsa duygusal manada doyum olmayacaktır.
Okulların yeniden açılması, öğrenciler kadar veliler için de bir stres ve kaygı unsurudur. Öncelikle anne-babalar bu konuda birbirlerine destek olmalı, çocukla alakalı oluşturacakları ya da revize edecekleri kurallara birlikte karar vermelidirler. Çocuklar, anne-babaları arasındaki her bir tutarsızlığı çok çabuk fark eder ve bu durumu çoğu zaman kullanmaya çalışırlar. Bazen istenmese de çocuklar konuşulanlara şahit olabilmektedirler. Bir tarafın haklılığını ya da haksızlığını asla çocuğa teyit ettirilmemelidir. Bu bağlamda eşler arasındaki herhangi bir fikir ayrılığı konusunda çocuklar ne hakem ne de hâkim kılınmamalıdır.
Değerli anne-babalar ara tatilin ardından, çocuğunuzun okula uyumunu artırmak işte size uygulanabilir ipuçları vermek istiyorum. Öncelikle okul dönemine rutinleri yavaş yavaş geri getirin. Okul başlamadan bir hafta kadar önce, uyku saatlerini ve yemek düzenini yavaş yavaş okul zamanına göre ayarlamaya çalışın. Çünkü tatil sonrası hem anne-babaları hem de çocukları en fazla zorlayacak kısım uyku düzeni olacaktır.
Okul başladığında televizyon, tablet ve telefon gibi ekran sürelerini yavaşça azaltın. Bu, çocuğunuzun derslerine ve diğer okul sonrası aktivitelere daha fazla zaman ayırmasını sağlar. Çocuğunuzla okul hakkında pozitif sohbetler yapın. Yeni arkadaşlıklar, yeni öğretmenler ve öğrenecekleri yeni şeyler hakkında konuşmak, çocukların heyecanlarını artırabilir. Okulun sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda eğlenceli ve keşif dolu bir yer olduğunu mutlaka vurgulayın.
Okul alışverişini (çanta, defter, kalem gibi) birlikte yapmak, çocuğunuzun kendini sürece dâhil hissetmesini sağlar. Kıyafetlerini veya okul eşyalarını hazırlarken çocuktan yardım istemek, ona sorumluluk duygusu kazandırır ve çocuk sürece doğrudan dâhil olur. Çocuğunuzun okuldan korkma veya endişelenme gibi duyguları varsa, bu duyguları küçümsemeden dinleyin. “Seni endişelendiren nedir?” gibi açık uçlu sorular sorarak, onun duygularını anlamaya çalışın. Mümkünse, okulun ilk gününde çocuğunuza okula kadar eşlik edin. Bu, ona kendini güvende ve desteklenmiş hissettirir. Uyum süreci her çocuk için farklılık gösterir. Bazı çocuklar hemen adapte olurken, bazıları için bu süreç daha uzun sürebilir. Çocuğunuza karşı sabırlı ve anlayışlı olmanız, çocuğunuza duygularını ifade etme fırsatı sunmanız çocuğunuzun uyum sürecini kolaylaştıracaktır.
Ayrıca evde dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak, düzenli bir çalışma ortamı hazırlayın. Bu, çocuğunuzun derslerine odaklanmasını kolaylaştıracaktır. Okul, sonrası spor, sanat veya müzik gibi aktivitelere yönlendirmek, çocuğunuzun stresini azaltmasına ve yeni arkadaşlıklar kurmasına yardımcı olabilir. Çocuğunuzun öğretmeniyle düzenli iletişim kurarak, onun okuldaki gelişimini takip edin ve olası sorunları erken aşamada fark edin.
























