(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Bu köşede İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu’dan görevi devralan Ali Yerlikaya ile ilgili birkaç yazı kaleme aldım. Yerlikaya’nın bakanlık koltuğuna oturduktan sonra adeta bir enkazla karşılaştığını ve bu süreci de bürokrasinin işleyişini bildiği için kısa sürede atlattığını aktardım. Evet, Yerlikaya neredeyse bir yıllık bakanlık sürecinde, kendisinden önceki bakan arkadaşlara nasip olmayan önemli işlere imza attı. Bir yandan PKK/KCK, IŞID, FETÖ, diğer yandan da narkotik ve suç gruplarını operasyonlarla etkisi hale getirdi. Muhtemelen önümüzdeki aylarda bekletilen yeni operasyonlar vardır. Bunlar da Bakan’ın hanesine artı olacak yazılacaktır.
Şimdi gelelim asıl mevzuya. Bizim işimiz öncelikle hukuk eksenli olmalı. Bir güvenlik personelinin sığına yasal izinler olmalıdır. Bir önceki Bakan Soylu’nun dediği gibi, yasal izinler arkadan gelmemeli. Tam aksine yasal izin, işlemle birlikle yürütülmelidir.
Süleyman Soylu dönemini kimse hatırlamak istemiyor ne yazık ki. Türkiye’den bazı emniyet mensubu dostlarla görüşüyorum. İnanır mısınız arkasından lanet okuyorlar. Bunun sebebi nedir biliyor musunuz? Hukuksuz emirleri uygulamak.
Soylu, bir siyasetçi. Kendisinin dokunulmazlığı var. Sosyal medyada fazla sıkıştığında da hemen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şemsiye altına sığınıyor. Ya hiçbir dokunulmazlığı olmayan emniyet müdürü, amir, komiser ve polis ne yapacak? Kendisini nasıl savunacak? Bu aşamadan sonra Soylu’dan kesinlikle umut beklemesinler. Hukuksuz bir talimatı da yerine getirmesinler. Talimat hukukta yazılı olur, sözlü olmaz. Kendisini ve ailesini seviyorsa, hukuktan asla taviz vermeyecek.
İnanır mısınız, birkaç haftadır Türkiye Mersin’de yaşanan skandalları konuşuyor. En fazla da T24 yazarları Tolga Şardan ve Asuman Arınca. İki deneyimli gazeteci, Mersin’de geçen şubatta kardeşinin makaron kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla gözaltına alınması sonrası görevden alınan Mersin Emniyet Müdürü Mehmet Aslan ve yakın ekibiyle ilgili yeni iddialar ortaya attılar. Haberdeki iddialara göre; Mersin Başsavcılığı’nın ifadesini aldığı iş insanı Aziz Savaş, eski emniyet müdürü Aslan’ın kardeşi Nezih Aslan’ın “Suriyeli uyuşturucu kaçakçıları tarafından konteynerler ile Mersin Limanına getirilen kokaini emniyete ait sivil araçlarla içeriye soktuğunu” ileri sürdü. Buradan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sesleniyorum.
İş adamı Aziz Savaş diyor ki; “Suriyeli uyuşturucu kaçakçıları tarafından konteynerler ile Mersin Limanına getirilen kokaini emniyete ait sivil araçlarla alınıyor.” Yanlış duymadınız, Sayın Bakan. Bir emniyet müdürünün kardeşi uyuşturucu sevkiyatı yapıyor ve bu illegal malzemeler devletin araçları ile taşınıyor. Hem de istihbarat gözetiminde. Bu satırları dünyanın farklı bir ülkesinde kaleme alsanız ne bakan kalır ne de emniyet müdürü.
Sayın Bakan, artık daha fazla beklememelisiniz. Muhtemel ki bu emniyet müdürlerinden daha pek çok var. Siz tüm Türkiye’nin güvenliğinden sorumlusunuz. Bir uyuşturucu maddelerinden ne yazık ki, birileri milyon dolarlar kazanırken, gençlerimiz hayatını kaybediyor. Daha fazla beklemeden bu işleri yapan emniyet müdürü, amir, polis ve komiser demeden bir an önce teşkilatla irtibatını kesmelisiniz. Şunu bilin ki kesmediğiniz her parmak kangrene dönüşür. Size zarar verir.
Mesele sadece İçişleri Bakanlığı mevzu değil elbette. Adalet Bakanlığı da bu soruşturmaya acilen taraf olmalı. Bakan Yılmaz Tunç, acilen bir müfettiş görevlendirmeli. Demek ki, Mersin Limanında birileri kaçak illegal işler yapıyor. Bir emniyet müdürünün kardeşi, istihbarat polislerinin nezaretinde cirit atıyor. Malları alıyor, elini kolunu sallayarak dışarı çıkıyor. Sonra da bu malları iç piyasada satıyor. Şimdi asıl soru şu: bu emniyet müdürünün kardeşinin sattığı kaçak mallardan kardeşi dışında, Mersin Emniyet Müdürlüğü personelinin bir çıkarı var mı? Yoksa sadece istihbarat polisleri amirlerinin talimatını mı yerine getiriyor. Bu meselenin acilen çözüme kavuşturulması gerekiyor.
İşin özü açık. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, özel bir ekibi Mersin’e göndermeli. Hukukçular dosyaları didik didik etmeli. Ucu nereye gidiyorsa gitmeli. Çünkü zarar gören birkaç bürokrat değil ne yazık ki. En büyük yarayı şüphesiz devlet alıyor. Bu haberleri her okuduğunda, devletine ve bürokrasine duyduğu güven yara alıyor. Bunun oluşmasına da kimse müsaade etmemeli. Bakanlar bir an önce elini taşın altına koymalı. Mersin’i mercek altına almalı.





















