(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY \ STRAZBURG
Üzülerek söylemem gerekir ki, Türkiye’nin köklü kulüplerinden birisi olarak bilinen Trabzonspor, başarısız bir transfer hamlesiyle sınıfta kalmıştır. Bordo Mavili takım, İspanyol oyuncu Saul Niguez ile anlaşmaya vardı. Hatta İspanyol ve Türk basınında okuduğum haberlerde, oyuncunun sağlık kontrolünden geçtiği ve kulüp ile 4 yıllık anlaşma yaptığı belirtildi. Yazılı metinde, taraftarın sözleşmeye ıslak imza attığının altı çizildi.
Bir hukukçu olarak beni ilgilendiren temel nokta burası. Ben spordan anlamam. Ancak yapılan sözleşmelerde, hukuki olarak tarafları bağlayıcı nitelik taşıyan bazı maddelere ihtimam gösteririm. Ne yazık ki, ıslak imza atılarak gerçekleştiği iddia edilen transfer serüveni, İspanyol oyuncunun daha ülkesinden çıkmadan son buldu. Trabzonspor yönetimi, oyuncunun ani bir kararla transferden vazgeçtiğini açıkladı. Bu fiyasko transfer hamlesi, hem Trabzonspor camiasında hem de futbol hukukçuları arasında çeşitli tartışmaları beraberinde getirdi. Asıl soru şu… Bir futbolcu imza attıktan sonra, bu şekilde geri adım atabilir mi? FIFA kuralları bu konuda ne diyor?
Trabzonspor, başarısız süreci, “Oyuncunun bugün itibarıyla Trabzon’a gelerek sağlık kontrolleri ve resmi imzaların atılması için tüm seyahat planlamaları da tarafımızca yerine getirilmişti. Ancak oyuncu, gelinen son aşamada ailevi sebeplerini gerekçe göstererek, kararından vazgeçtiğini tarafımıza bildirmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, Saul Niguez’in transfer süreci durdurulmuştur.” açıklamasıyla duyurdu. Ancak, milyonlarca taraftarı olan ve Türkiye’nin köklü bir kulübü, bu çapta bir fiyaskoyu birkaç cümleyle geçiştirebilir mi? Tabii ki hayır?
O zaman hukuk bilen ve spordan anlayan insanların aklına da tek bir cevap geliyor. O zaman Trabzonspor adına, süreci yöneten yönetici ya da menajerler kimse, oyuncu ve temsilcisiyle ciddi bir protokol imzalamadı. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Kaldı ki, aynı oyuncu saatler sonra başka bir kulüple profesyonel bir sözleşmeye imza attı. Şunu artık söylemem gerekir ki, transferde önemli olan hukuki bağlayıcı maddelerdir. Taraftar ciddi müeyyide taşıyan maddelerin altına imza attıklarında, tek taraflı fesih yapamayacaklarını bilirler. Çünkü FİFA’nın sözleşme prosedürleri haksız fesihler karşısında ciddi yaptırım hükümlerini barındırıyor. İşte burada futbolcu, anlaşmayı geçersiz saydığına göre; taraftar arasında hiçbir hukuki anlaşmanın yapılmadığı ortaya çıkıyor. Şayet, Trabzonspor’un elinde bağlayıcı bir sözleşme varsa, mutlaka FİFA’ya ve CAS’a başvurması gerekiyor. Çünkü, ıslak imzalı bir sözleşmenin haksız feshi, futbolcuya hem maddi tazminat cezası hem de uzun dönem futboldan men cezası getiriyor.
FİFA KURALLARI, BORDO MAVİLİ TAKIMIN YANINDA!
Hukuktan anlayan herkes bilir ki, transfer sözleşmesi mevcut kulüp, yeni kulüp ve futbolcu arasında yapılan birden fazla sözleşmeden oluşur. Bu sözleşmeler geçerlilik bakımında birbirine bağımlıdır. Transfer görüşmesi öncesinde, FİFA’nın tavsiyesine göre; öncelikle mevcut kulüp ile transfer etmek isteyen yeni kulüp arasında futbolcunun transferi konusunda iyi niyet protokolü imzalanır. Ardından yeni kulüp ve futbolcu kendi aralarında akdedecekleri sözleşme şartlarını müzakere eder. Eğer anlaşırlarsa mevcut kulüp ile sözleşmesi devam futbolcu arasında ikale sözleşmesi yapılır. Son adımsa sözleşmenin imzalanması sürecidir. Bu aşama, sporcu açısından düzenlenmiştir.
Oyuncu kulüple resmi sözleşmesinin bitiminde veya bitmesine altı aydan az bir süre kalmışsa yeni bir kulüple sözleşme imzalayabilir. (FİFA Tüzüğü m.18/3) Altı aylık bir süre kalsa dahi kulübün onayı gereklidir. (DRC 27.11.2014) Aksi takdirde tazminat ve sportif yaptırımlar uygulanabilir. Aslında Trabzonspor için altını çizilmesi gereken nokta burası. Sözleşmede tarafların isminin yer almaması ya da sözleşmede kulüp ve oyuncu dışında olmaması gereken 3. Taraf ya da tarafların olması ve benzeri hallerde sözleşme geçerliliğini kaybeder. FİFA Tüzüğü m.18/1’e göre sözleşmede menajer gibi aracı konumundakilerin ismi sözleşmede yer almalıdır. Aracıların imzaları ise sözleşmenin şartı olarak kabul edilmemektedir. FİFA Tüzüğü bu kadar kesin müeyyideler taşırken, İspanyol oyuncunun imza attığı söylenen bir sözleşmeyi, elinin tersiyle iterek başka bir kulüple anlaşma yapması, ortada bağlayıcı bir hukuki metnin olmadığı anlamına gelir. Takım yönetiminin yazılı açıklamada dile getirdiği cümleler ise taraftarın gazını almaktan öte anlam taşımaz. Kaldı ki, büyük bir kulübün haklı olduğu bir konuda, FİFA’ya ve CAS’a başvurmaması da düşünülemez ayrıca…
SÖZLEŞME BAZI AĞIR TAAHHÜTLERİ BARINDIRIYOR
Yine, FIFA Oyuncuların Statüsü ve Transferi Talimatı’na (RSTP) göre; bir oyuncunun bir kulüple sözleşme imzalaması, taraflar arasında yasal bağlayıcılığı olan bir takım taahhütler doğurur. Yani sözleşme bir kez imzalandıysa, tarafların tek taraflı olarak vazgeçme hakkı oldukça sınırlıdır. Sözleşmenin geçerli olması için FIFA nezdinde tescil edilmesi şartı aranmasa da, imzanın atılması taraflar arasında yükümlülüklerin başladığı anlamına gelir. Şayet İspanyol oyuncu, Trabzonspor ile resmi bir sözleşmeye imza attıysa ve bu sözleşme kulüp tarafından da imzalanarak yürürlüğe girdiyse, oyuncunun tek taraflı olarak vazgeçmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurur. Bu durumda Trabzonspor’un FIFA’ya başvurarak oyuncuya ve hatta menajerine karşı “haksız fesih” gerekçesiyle tazminat talebinde bulunma hakkı doğmaktadır. FIFA, geçmişte benzer olaylarda, sözleşmeden dönmenin nedenine ve şekline göre farklı kararlar verdiğine şahit olduk. Eğer oyuncunun geri çekilme kararı “geçerli bir neden” (just cause) olmadan gerçekleşmişse, FIFA çoğunlukla kulüp lehine karar vermiştir. Bu durumda oyuncu, sözleşmeyi haksız şekilde feshettiği gerekçesiyle maddi tazminat ödemek zorunda bırakılmıştır. Aynı zamanda, disiplin kurulu tarafından geçici veya uzun süreli müsabakalardan men cezası da gündeme gelebilir. Yani Trabzonspor, davasında haklı olduğunu düşünüyorsa ve elinde ıslak imzayla atılan bir protokol mevcutsa, davayı kazanmaması düşünülemez. Kaldı ki, bu çapta büyük bir takımın, yaşanan skandalda düşürüldüğü durumsa, takım yöneticilerine bir ders olmalıdır.
Takımın Avrupa’da düşürüldüğü fiyasko, benzer oyuncu tipleri içinde rol model olacaktır. Bundan dolayı bile takımın, hukuki süreci başlatması, gereklilik arz ediyor. Ancak İspanyol oyuncu ile Trabzonspor arasında, henüz sözleşme imzalanmadan tarafların yalnızca “niyet beyanı” (pre-contract) düzeyinde bir mutabakatı varsa, bu durumda bağlayıcılık daha sınırlıdır. Bu aşamada, oyuncunun kararından dönmesi daha az hukuki yaptırım doğurur. Bu noktada en kritik detay, sözleşmenin resmi olarak imza atılıp atılmadığıdır. Türk takımı, şayet oyuncuyla imzalanmış ve kulüp tarafından da onaylanmış bir sözleşmeye sahipse, FIFA’ya başvurarak oyuncuya karşı dava açabilir. Ayrıca menajerlik tarafında sözleşmeye aykırı bir yönlendirme varsa, temsilcilerle ilgili de ayrı bir hukuki süreç başlatması gerekir. Kulüp aynı zamanda yaşanan bu durum nedeniyle marka değerinin zedelendiğini ve sportif planlamasının zarar gördüğünü ileri sürerek manevi tazminat dahi talep edebilir. Kısacası, FİFA’nın tüzüğü tamamen Trabzonspor’un yanındadır. Oyuncunun bir gün sonra başka bir takımla anlaşma yaptığı düşünüldüğünde, yönetimin hukuki bir adım atmaması için düşündürücü bir yaklaşım olarak kayıtlara geçmektedir.
Trabzonspor ile İspanyol oyuncu Saul Niguez arasında yapılan transfer görüşmesi, hukukun ve hukukçuların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu skandal, modern futbol dünyasında transferlerin sadece sportif değil, aynı zamanda hukuki birer mesele haline geldiğini bir kez daha göstermiştir. Şayet, sözleşme resmi şekilde imzalandıysa ve oyuncu geçerli bir sebep göstermeksizin bu sözleşmeden vazgeçtiyse, FIFA kuralları açık şekilde Trabzonspor’a hukuki mücadele alanı açıyor. Bakalım Trabzonspor yönetimi nasıl bir yola başvuracak? Şayet elinde ıslak bir protokol olsaydı, Türk takımı yeri göğü inletirdi bunu açıkça ifade edeyim. Yazılı açıklamada bile, Türk takımının elinde hiçbir kozun olmadığı açıkça gözüküyor. Artık burada yapılması gereken tek bir yol var: O da süreci yöneten yönetici ve menajeri kapı önüne koymak. Aksi bir durum asla kabul edilemez.