(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Türkiye’de aralarında ünlü şarkıcı Simge Sağın, Ece Erken, Dilan Bozyel ve Doğa Lara Akkaya gibi isimlerin şiddet ve taciz iddialarıyla gündeme gelmesi, magazin dünyasında bomba etkisi yaptı. Sanatçıların peş peşe itiraflarının ardından, olaya dahil olan şahıslar, rol aldıkları bazı etkinliklerden çekilmek zorunda kaldı. Olay bununla da kalmadı. Bazı ünlü isimlerde, kadına yönelik farklı eylemlerde bulunan isimlerin dizilerde ve filmlerde yer almaması için ortak bir çalışma başlattı. Ancak mağdurların ifşaları tek başına bir anlam taşımıyor. Bundan sonraki süreçte hukuk ve kolluk devreye girmelidir. Şayet ünlü sanatçılar Sağın, Erken, Bozyel ve Akkaya, “reklam” yapmıyorlarsa, acilen şikayetçi olmalı. Savcılıların da ayrıca resen soruşturma başlatması gerekiyor.
Bir topluluğun ve devletin ayakta kalmasının temel sebebi hukuk ve hukuka bağlılıktır. Hukukun evrensel temel ilkeleriyle işlemediği toplumlarda, insanlar kendi mağduriyetlerini kendileri gidermeye çalışır. Kısacası hukuka güvence olmazsa, mağdurlar şüphelilere cezayı kendileri kesmeye çalışır. Şayet bu gücü olmayanlar da, susmayı ya da unutmayı tercih eder. Ne yazık ki, bu yaklaşım tarzı bir toplulukta istenmeyecek son adımdır. Ama birkaç gün önce Türkiye’de patlak veren ifşa skandalları, taciz, tecavüz ve şiddet vakalarına sadece masum ve çaresiz kadınların maruz kalmadığını gözler önüne serdi. Türkiye’de tanınan yıldızların da geçmişte benzer vakalarla karşılaştığı ve susmayı tercih ettikleri ortaya çıktı. Bu durum, bir yandan iddiaların görünür olmasını sağlarken, öte yandan “itibar yargılaması” dediğimiz bir başka baskıyı da beraberinde getiriyor. İddialar kamuoyuna düştüğü anda, toplumsal algı çoğu zaman yargı sürecinden daha hızlı hüküm veriyor.
ŞÜPHELİLER, TCK 86 VE 105’TEN YARGILANMALI
Sanatçıların ifşaları artık bir suç itirafıdır. Mağdur olarak ses verdikleri için, adli birimlerin hiçbir gerekçeye ihtiyaç duymadan resen soruşturma başlatmaları gerekiyor. Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) suç tipleri kategorisinde bununla ilgili kanuni düzenlemeler yer alıyor. Örneğin manken Ece Erken’in açıklamaları TCK’nın 86. maddesi ışığında, “Kasten yaralama” suçu kapsamında değerlendirilir. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamalarda şikâyet aranır. Daha ağır sonuçlar doğurursa resen soruşturma yürütülür. Burada Erken’in açıklamalarında geçmiş dönemdeki üç evliliğinde de benzer şiddete maruz kaldığı düşünüldüğünde, eski kocaları hakkında TCK 86 acilen işletilmelidir. Ancak iddia eden kişinin de elinde, söz konusu döneme ait, darp raporunun olması hukuki olarak istenir. Aksi durumda delil yetersizliği kapsamında davanın düşmesine neden olur. Ya da Erken’in iddia ettiği olayla ilgili, birkaç şahit göstermesi arzu edilir.
FİZİKSEL ŞİDDET VE TACİZE KANUNUN TAVİZİ YOK
Gelelim başta Simge Sağın ve diğer ünlü oyuncuların taciz iddialarına. Kanun burada kadının maddi ve ruh sağlığına büyük bir önem arz ediyor. Kimi zaman bir kadının tek başına ifadesi yeterli oluyor. Ancak şüphelinin de yaptığına dair, delil büyük bir önem taşıyor. Burada görgü tanıklıkları, kamera kayıtları ve DNA örnekleri başlı başına delil kabul ediliyor. Bu çerçevede TCK madde 105’e göre; “Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” Yukarıda çerçevesini çizdiğim şekliyle, mağdurun beyanı tek başına çoğu zaman yeterli görülmüyor. Başkaca deliler aranıyor. Burada ünlü isimlerin reklam yapıp yapmadıkları ortaya çıkıyor. Şayet bu iddialarında ciddiyseler acilen gerekli hukuki süreçleri başlatmaları gerekiyor. Aksi durumda geçmiş geçmişte kaldı mantığı ile hareket edilmesi, işin sadece sosyal alanda adından söz ettirmek olduğu ortaya çıkacaktır. Kaldı ki kadın dernekleri özellikle fiziksel şiddet, taciz ve tecavüz vakalarında tamamen mağdurların yanında.
Burada artık sanat dünyası ciddi bir adım atmak zorunda. Yeni dönemde adı taciz ve şiddet vakalarına karışan, ünlü isimler de olsa projelerinde yer vermemeleri gerekiyor. Şayet tutarlı bir davranış sergilenmezse, bu olaylar birkaç hafta sonra unutulur gider. Sadece sanatçılar, “reklamın iyisi kötüsü olmaz” anlayışıyla “mağdur” sıfatıyla sosyal medyanın gündemine oturur. Reklam pastasını kaptıktan sonra yoluna devam eder. Ancak amaç bağcıyı döğmek değil, üzüm yemekse işin rengi tamamen değişir. Çünkü 6284 sayılı Kanun kapsamında kadına ve mağdura destek veriliyor. Ayrıca Yargıtay’ın, AİHM’in ve AYM’nin benzer kararları da sanatçıların mağduriyetlerine içtihat olacak şekilde durmaktadır.
ECE ERKEN VE SİMGE SAĞIN’A SOSYAL SORUMLULUK İMKANI
Ancak TCK’nın ilgili maddeleri suçun cezalandırılması için gerekli maddeleri içermiş olsa da, delil toplama mekanizmalarının zayıflığı, mağdur beyanına güven eksikliği ve caydırıcı cezaların uygulanmaması, davaların çoğunu sonuçsuz bırakmasına neden oluyor aslında. Bu açıdan şarkıcı Simge Sağın ve manken Ece Erken örnekleri, hukukun kağıt üzerindeki gücünü değil, uygulamadaki zaaflarını göstermesi açısından sembolik bir önem taşır diye düşünüyorum. Şayet Simge Sağın, Ece Erken ve diğer mağdurlar, sosyal medyadaki güçlerini yerinde ve doğru kullanırlarsa, hukuki süreci yönlendiren önemli bir adım atmış olurlar.
Son olarak şunun altını çizmem gerekiyor. Sağın ve Erken örnekleri, hukukun toplumsal baskıdan ve magazinsel meraktan arınarak işleyebilmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kadınların beyanlarının esas alındığı, delil toplama mekanizmalarının güçlendirildiği ve caydırıcı cezaların uygulandığı bir hukuk sistemi kurulmadıkça, ünlü ya da sıradan fark etmeksizin, kadınların adalet mücadelesi yarım kalmaya mahkûm olacak. Bu açıdan Simge Sağın ve diğer örnekler, şikayet mekanizmasını işletmiş olsalar, adliyelerin uzun koridorlarında zaman aşımına uğramayacağını kimse garanti edemez.
DENİZ YILDIZLARINI KURTARIN!
Ancak şarkıcı Simge Sağın ve manken Ece Erken, tek başlarıyla koca bir kötülükle mücadele edemez. Kimse de bunu onlardan beklemiyor. Ancak sahip oldukları, sosyal medya ve tanınırlık gücüyle, sahile vurmuş bütün denizyıldızlarını kurtaramayabilirler. Fakat birkaç yıldızın suyla temas edip, özgür bir dünyaya yelken açmasına kapı aralayabilirler. İşte şimdi samimiyet testindeler. Bir çığırın kapısını aralamak için lütfen Çağlayan Adliyesi’ne gidin ve bütün mağdurların ve sessizlerin çığlığı olun. İşte bunu yaparsanız sadece bir şarkıcı ya da sunucu olarak kalmazsınız. Tarihe adınızı yazarsınız. Karar sizin…





















