(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
UBS’nin 2025 Küresel Servet Raporu, Türkiye ekonomisinin hem büyüme hem de eşitsizlik açısından karmaşık bir tabloyu gözler önüne seriyor. Rapora göre, Türkiye dolar milyoneri sayısında dünya genelinde en hızlı artışı yaşarken, halkın büyük kesiminin reel alım gücü ve serveti ciddi şekilde düşüyor. Bu durum, ekonomik büyümenin toplumun geniş kesimlerine adil şekilde yansımadığını gösteriyor.
DOLAR MİLYONERİ SAYISINDA REKOR ARTIŞ
Türkiye, 56 ülke arasında dolar milyoneri sayısında yüzde 8,4’lük artışla zirvede yer alıyor. 2024 yılında yaklaşık 7 bin yeni dolar milyoneri eklendi ve toplam milyoneri sayısı 68 bine yaklaştı. Bu artış, küresel ortalamanın neredeyse yedi katına denk geliyor. Döviz kurlarındaki oynaklık ve bazı varlık fiyatlarındaki artış, varlıklı kesimlerin servetini nominal olarak büyütürken, Türkiye’nin dünya genelindeki bu yükselişte öne çıkmasına yol açtı.
REEL SERVET VE ALIM GÜCÜNDE CİDDİ DÜŞÜŞ
Dolar milyoneri sayısındaki artışın aksine, Türkiye’de kişi başına reel servet yaklaşık yüzde 14,6, medyan servet ise yüzde 21 oranında düştü. Bu rakamlar, nüfusun büyük bölümünün ekonomik anlamda yoksullaştığını gösteriyor. Enflasyonun yüksek seyretmesi, günlük harcamaları zorlaştırırken, maaş ve gelir artışlarının bu fiyat yükselişine yetişememesi halkın alım gücünü eritti
GELİR EŞİTSİZLİĞİ VE SOSYAL RİSKLER
Türkiye, gelir dağılımındaki eşitsizlikte dünya sıralamasında üst sıralarda bulunuyor. UBS’nin Gini katsayısı verileri, zengin ile fakir arasındaki uçurumun derinleştiğini işaret ediyor. Ekonomik büyümeden elde edilen kazançların büyük kısmı, küçük bir elit kesimin cebine giderken, geniş halk kesimleri bu gelişmelerin dışında kalıyor. Bu durum, sosyal adaletin zedelenmesine ve toplumsal huzursuzluk riskinin artmasına neden olabilir.
NEDEN BU ÇELİŞKİ?
Türkiye’de yaşanan bu çelişkinin temelinde birkaç önemli faktör yer alıyor. Öncelikle, Türk lirasının değer kaybı, varlıklarını dolar ya da başka yabancı para birimleri cinsinden tutan kişilerin servetlerini artırırken, gelirleri Türk Lirası olan geniş halk kesimlerinin ekonomik durumu kötüleşiyor. Ayrıca, yüksek enflasyon oranları sabit gelirli ve düşük gelirli vatandaşların günlük harcamalarını kısıtlayarak alım güçlerini önemli ölçüde düşürüyor. Buna bir de gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek amacıyla uygulanması gereken sosyal politikaların yetersiz kalması eklenince, ekonomik eşitsizlik daha da derinleşiyor ve toplumun büyük bölümü büyümenin nimetlerinden uzak kalıyor.
POLİTİKALARIN ACİLEN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR
Hükümetin, gelir dağılımını iyileştirmek ve alım gücünü artırmak için kapsamlı ve etkili sosyal politikalar geliştirmesi gerekiyor. Ayrıca finansal piyasaların ve döviz kurundaki dalgalanmaların neden olduğu zararların halk üzerindeki etkisi azaltılmalı.
Dünya genelinde dolar milyoneri sayısı 2024’te 684 bin kişi artarken, bu artışın büyük bölümü ABD kaynaklı oldu. Türkiye’nin yüzde 8,4 ile hızlı bir büyüme gerçekleştirmesi dikkat çekse de reel servetin erimesi ve gelir eşitsizliği açısından son sıralarda yer alması, Türkiye’nin ekonomik sağlığının temel göstergelerinde ciddi sorunlar olduğunu gösteriyor.























