(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Berlin ziyareti, Güney Kafkasya’daki güç dengelerinin değiştiğini gösteren önemli diplomatik gelişmelerden biri oldu. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ve Başbakan Friedrich Merz ile yaptığı görüşmelerde sadece enerji ve ekonomik iş birliği değil, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili dikkat çekici bir iddia da gündeme taşındı. Aliyev, 12-14 Temmuz tarihlerinde Rus ve Alman heyetlerinin Bakü’de gizli görüşmeler gerçekleştirdiğini açıkladı. Azerbaycan yönetiminin bu görüşmeden önceden haberdar edilmediğini söylemesi ise Moskova-Bakü hattındaki güven krizine dair yeni soru işaretleri doğurdu.
Bu açıklama yalnızca “gizli diplomasi” tartışmalarını değil, Azerbaycan’ın uluslararası sistemde değişen konumunu da gözler önüne seriyor. Karabağ’da askeri üstünlüğünü sağlamasının ardından Bakü, artık yalnızca Güney Kafkasya’nın önemli ülkelerinden biri değil Avrupa’nın enerji güvenliği, Orta Koridor’un gelişimi ve Orta Asya’ya açılan ulaşım ağları açısından da stratejik bir aktör olarak görülüyor.
Rusya’nın Avrupa enerji pazarındaki ağırlığının savaş ve yaptırımlar nedeniyle azalması, Azerbaycan’ın önemini belirgin biçimde artırdı. Güney Gaz Koridoru üzerinden Avrupa’ya doğalgaz sağlayan Bakü, son dönemde Almanya dahil yeni pazarlara açılırken, Avrupa Birliği de enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikasını hızlandırıyor. Berlin ziyaretinde Aliyev’in Almanya’ya daha fazla doğalgaz ve petrol tedarik edebileceklerini söylemesi, bu stratejinin açık bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Enerji diplomasisinin ötesinde, Azerbaycan artık ulaştırma koridorlarının da merkezinde yer alıyor. Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un geliştirilmesi, Zengezur Koridoru tartışmaları ve Güney Kafkasya’daki yeni ulaşım projeleri, Bakü’yü yalnızca enerji ihracatçısı değil aynı zamanda lojistik bir merkez haline getiriyor. Bu nedenle Avrupa ülkeleri, özellikle Almanya, Azerbaycan ile ilişkilerini daha kapsamlı bir stratejik ortaklık seviyesine taşımaya çalışıyor.
Berlin temaslarının en dikkat çekici yönlerinden biri ise Aliyev’in Rusya-Almanya arasında Bakü’de gerçekleştirildiğini söylediği gizli görüşmeler oldu. Görüşmelerin Ukrayna savaşıyla ilgili olabileceğini ifade eden Aliyev, Azerbaycan makamlarının bu toplantıdan önceden haberdar edilmediğini vurguladı. Alman hükümeti toplantının resmi hükümet girişimi olmadığını belirtirken, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise böyle bir görüşmeye ilişkin bilgi sahibi olmadığını açıkladı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı da söz konusu temasların resmi barış süreci açısından önem taşımadığını savundu.
Bu tablo, Rusya ile Azerbaycan arasında son aylarda yaşanan gerilimin tamamen sona ermediğine işaret ediyor. Özellikle son dönemde iki ülke arasında yaşanan diplomatik krizler ve karşılıklı sert açıklamalar, güven ilişkisinin zayıfladığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. Aliyev’in gizli görüşmeyi kamuoyu önünde açıklaması da birçok uzman tarafından Moskova’ya verilmiş diplomatik bir mesaj olarak yorumlanıyor.
Öte yandan Almanya açısından da Azerbaycan’ın önemi giderek artıyor. Geçmişte Güney Kafkasya politikasında Fransa’nın daha belirleyici olduğu Avrupa Birliği içinde, Almanya son yıllarda bölgeye daha fazla ilgi göstermeye başladı. Bunun temel nedenlerinden biri enerji arz güvenliği, diğeri ise Orta Asya’ya uzanan ticaret koridorlarında daha etkin rol alma isteği. Azerbaycan bu iki hedef açısından Berlin’in vazgeçilmez ortaklarından biri haline geliyor.
Aliyev’in Berlin’de kullandığı söylem de bu özgüveni yansıtıyor. Avrupa’nın enerji güvenliğine daha fazla katkı sunabileceklerini belirtirken aynı zamanda Avrupa finans kuruluşlarını Azerbaycan’a daha fazla yatırım yapmaya çağırdı. Bu yaklaşım, Bakü’nün artık yalnızca enerji satan bir ülke değil, Batı’nın uzun vadeli ekonomik ve jeopolitik planlarında yer almak isteyen bölgesel bir güç olarak hareket ettiğini gösteriyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise ortaya çıkan tablo hem fırsatlar hem de soru işaretleri barındırıyor. Türkiye, Azerbaycan ile Avrupa arasındaki enerji ve ulaştırma projelerinin doğal geçiş güzergâhı konumunda bulunuyor. Orta Koridor’un gelişmesi, enerji hatlarının çeşitlenmesi ve Güney Kafkasya’daki normalleşme süreci Ankara’nın jeopolitik önemini artırabilecek gelişmeler arasında yer alıyor. Ancak bu potansiyelin ne ölçüde ekonomik ve diplomatik kazanca dönüştürülebileceği, Türkiye’nin bölgesel stratejisini nasıl şekillendireceğine bağlı olacak.
Aliyev’in Berlin ziyareti yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Avrupa-Rusya rekabeti, enerji güvenliği ve Güney Kafkasya’nın geleceği bakımından da önemli mesajlar içeriyor. Azerbaycan, Karabağ sonrasında elde ettiği askeri ve siyasi avantajı ekonomik ve diplomatik güce dönüştürmeye çalışırken, Avrupa da Rusya’ya alternatif enerji ve ulaşım ortakları arayışında Bakü’ye daha fazla önem veriyor. Gizli görüşme iddiası ise bu yeni jeopolitik denklemde Azerbaycan’ın artık sadece ev sahibi değil, gelişmelerin yönünü etkileyebilen bir aktör haline geldiğini gösteren dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.






















