(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Son yıllarda Avrupa’da en çok konuşulan konulardan biri enerji güvenliği. Bu alanda öne çıkan ülkelerden biri de Romanya. Uzun vadeli devlet destekleri, AB hibeleri ve fiyat garantileri sayesinde Romanya, adeta bir yatırım magenti hâline geldi. Ancak aynı dönemde Türkiye’nin yatırım ortamında yaşanan belirsizlik ve teşvik yetersizliği, ülkenin geride kalmasına yol açıyor.
TÜRKİYE’DEN ROMANYA’YA AKIN EDEN ŞİRKETLER
Romanya’da en dikkat çeken yatırımların başında YEO Teknoloji geliyor. Şirket, Defic Globe üzerinden satın aldığı 15 proje şirketiyle birlikte toplamda 219 MWp güneş enerjisi kapasitesi ve 320 MWh batarya depolama altyapısı kurmayı planlıyor. Bu yatırımların toplam değeri yaklaşık 220 milyon avro. Bir diğer örnek Tüpraş’ın iştiraki Entek Elektrik. Romanya’da 214 MW kapasiteye sahip güneş projelerine ortak olarak güçlü bir hamle yaptı. GÜRİŞ, ülkede kurulacak 100 MW’lık batarya enerji depolama sistemiyle Romanya’nın en büyük depolama projelerinden birini hayata geçiriyor. Ayrıca Göktekin Enerji ve Saves Enerji gibi şirketler de Romanya’daki fırsatları değerlendiren Türk firmaları arasında.
PEKİ NEDEN ROMANYA?
Romanya’nın bu kadar cazip olmasının başlıca nedenleri arasında uzun vadeli alım garantileri (PPA), AB fonlarından sağlanan hibeler, düşük finansman maliyetleri ve genel olarak yatırımcılara sunulan öngörülebilir ortam yer alıyor. Enerji krizinin Avrupa’da yarattığı kaygılar da Romanya’nın hızlı aksiyon almasını tetikledi. Romanya’daki yüzde 30–50 vergi iadeleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye’deki teşvikler daha sınırlı ve genellikle PPA dışında kalıyor.
TÜRKİYE NEDEN GERİ KALDI? NEDEN YATIRIM ÇEKMİYOR?
Türkiye, 2000’li yılların başında yenilenebilir enerjide önemli adımlar atsa da, son yıllarda ivme kaybetmiş durumda. Teşvik paketlerinin sürekli değişmesi, kur garantileri yerine karmaşık ihale süreçlerinin tercih edilmesi ve genel ekonomik belirsizlik, yatırımcıların güvenini azaltıyor.
Ayrıca enerji sektöründe yerli ekipman zorunluluğu, finansmana erişim zorluğu ve siyasi dalgalanmalar da Türkiye’yi dezavantajlı hâle getiriyor.
ABD’DE FARKLI BİR HİKÂYE: TRUMP YASASI VE SABANCI HAMLESİ
ABD’de hâlâ geçerliliğini koruyan Yatırım Vergi Kredisi (ITC) düzenlemesi, yenilenebilir enerji projelerine yüzde 30 ila yüzde 50 arasında değişen oranlarda vergi iadesi sağlıyor. Ancak son yapılan değişikliklerle birlikte bu avantajdan yararlanmak isteyen firmaların 2026 sonuna kadar inşaata başlaması ve 2027 sonunda projeleri devreye alması şart koşuluyor. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen Sabancı Holding, iştiraki Sabancı Renewables aracılığıyla Teksas’ta 232 MW kapasiteli Oriana Güneş Enerjisi Santrali için 137 milyon dolarlık vergi kredisi finansmanı sağladı. Böylece şirket, ABD’deki toplam kapasitesini 500 MW seviyesinin üzerine çıkarırken, 2029’a kadar 3 GW hedefini de açıkladı. Öte yandan Türkiye, benzer uzun vadeli ve güçlü vergi teşvikleri sunmadığı için hem yerli hem de yabancı yatırımcıların ilgisini yeterince çekemiyor.
TÜRKİYE KENDİ POTANSİYELİNİ YETERİNCE DEĞERLENDİREMİYOR
Türkiye, sahip olduğu güçlü güneş ve rüzgâr potansiyeline rağmen, yatırımcıların önünü açmakta sınıfta kalıyor. Bugün Romanya gibi ülkeler Türkiye’den daha fazla Türk sermayesi çekiyor. ABD ise net ve cazip vergi avantajlarıyla şirketleri kendine çekiyor. Mevcut tablo, Türkiye’nin enerji alanında “yerli ve milli” hedeflerine ulaşmasını zora sokarken, yatırımcıların Türkiye yerine komşu ülkeleri ya da ABD’yi tercih etmesine neden oluyor.






















